10 Mayıs 2022

Adına Yaşamak Dedikleri

İnsan soğuğu sıcaktan, acıyı tatlıdan, geceyi gündüzden ayırt etme yetisini kazandığı andan itibaren kendisini ve içinde bulunduğu çevreyi anlamlandırmaya başlar. Bu anlama gayretinin ilk basamağını "Ben neyim?" sorusu oluşturmaktadır. Bu soruya yaşamamızın her döneminde çeşitli cevaplar bulmuş, bir şekilde kendimizi ve kendimize dair şeyleri tanımlamaya çalışmışızdır. Bu noktada ifadelerimi güçlendirmek adına bir şiire değinmek istiyorum. Yer yer yeniden okuduğum, okudukça heyecan duyduğum şiirlerden birisi... Türk şair İsmet Özel'in Sebeb-i Telif başlıklı şiiri. Şairin yaşama ve hayata bakışını, inançlarını ve aşklarını bulduğumuz Sebeb-i Telif'te şu mısra daima ilgimi çekmiştir.

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz, her birimiz gizli bir isimle adaşız

Sebeb-i Telif, İsmet Özel

Hepimiz çeşitli benzerliklerle birbirimize bağlı değil miyiz? Yaşamış olduğumuz hayatları göz önüne aldığımda birbirimize bir çok yönden benzediğimizi düşünüyorum.  İnsanların ve sürülen hayatların birbirine benzerliğinin temelinde "İnsanın yaşama amacı" yatmaktadır. "Ben neyim" sorusuna verilecek olan cevap insanın yaşama amacını şekillendirmekte, dolayısıyla sürmüş olduğu hayata doğrudan etki etmektedir. İnsanın kendisini tanıması, varlık kaynağını ve varlık sebebini bulması şarttır. İnsanı birey olarak diğer insanlardan farklı kılan en temel husus kendisinin farkında olmasıdır.

1 Mayıs 2022

Güneşin Çocukları Filmine Dair

Güneşin Çocukları filminden bir sahne

Mecid Mecidi, İran sinemasında ilgiyle takip ettiğim yönetmenlerden birisidir. Yedi yıl önce yine buradan sizlerle paylaştığım "Bu Bizim Hüznümüz: İran Sineması" (19 Mart 2015) başlıklı yazımda beğendiğim filmlerden söz etmiştim. İran, o yıllarımda sinemasını sıkı şekilde takip ettiğim bir ülke olmuştu. Bunun başlıca sebepleri arasında Mecid Mecidi'nin sinema anlayışı ve filmlerinde kullandığı hâl dili tekniği yer almaktaydı. Durum Raporu /onbir'de ise Güneşin Çocukları filmini izlediğimi ifade edip, yazının kısa bir paragrafını filme ayırmıştım. Şimdi ise filme dair düşüncelerimi, etkilendiğim noktaları, eleştirilerimi müstakil bir yazıyla paylaşmak istiyorum.

27 Nisan 2022

Durum Raporu /onbir

Aklıma düştükçe takip ettiğim, dikkatimi çeken başlıkları okuduğum bir yer var. Ekşi Sözlük'ün "dünün en beğenilen entryleri" sekmesi altında en çok beğenilen yazılar yer almakta. Kısaca: debe diyorlar. Bu listenin içinde "az kişinin bildiği muhtemeşem web siteleri" başlığı benim en çok dikkatimi çeken başlıklar arasında. Bazen bu başlıkta paylaşılan web siteleri çok işime yarayacak imkanlar sunabiliyor. Arşivleme ve arşiv karıştırma merakım vardır. Bundan dolayı gazetelerin, dergilerin, çeşitli matbu yayınların eski sayılarını karıştırmayı severim. Kitapların ilk baskılarına ulaşmak da hoşuma gider. Bir Ekşi Sözlük yazarı işime yarayabilecek web sitelerinden bazılarını şu bağlantıda sıralamış.

Bu web sitelerinden ilki bir projeye ait. Projenin adı: Gazeteden Tarihe Bakış Projesi. İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Merkez Kütüphane koleksiyonunda yer alan 18422 adet ciltlenmiş gazetenin 1928 - 1942 yılları arasında yayınlamış olan 688 cilt gazeteyi dijital ortama aktarmış ve erişime açmış.

23 Nisan 2022

Klasik Teknolojiye Dair (2)

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bütün çocuklarımızın bayramını kutlar, yarının umudu olan evlatlarımıza hayırlı, uzun ömürler dilerim. Onların güzel günlerini görmek duasıyla...

Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin insan hayatına etkisi üzerine gözlemlerimi, düşüncelerimi Klasik Teknolojiye Dair (1) başlığı altında sizlerle paylaşmıştım. Yazının birinci bölümünde teknolojik gelişmelerden, otomobil - cep telefonu - bilgisayar örneklerinden hareketle bu gelişmelerin insan yaşamına etkilerinden söz etmiştim. Şimdi ise teknolojik gelişmelerle özünden, doğasından uzaklaşan bireyin bunları nasıl bertaraf edeceğine dair önermelerde bulunmak istiyorum. Günlük hayatta aslında işimizi kolaylaştırdığını düşündüğümüz pek çok araç - gereç uzun bir zaman sonra bireyi kendisine bağımlı hale getirmektedir. Bir süre sonra birey bu araç - gereçler olmadan yaşamın çok zor olacağını, hatta mümkün olamayacağını düşünebilmektedir. Bireyselleşmenin hızla arttığı bir dönemde, vitrine bakıldığında aslında özgürlük alanlarımızı artıyor gibi görünen pek çok şeyin, esasen bireyi daha bağımlı ve özünden kopuk bir yaşama sürüklediği aşikardır.

Bugünün 23 Nisan olması dolayısıyla çocukluk ve çocuk gelişimi ile başlamak istiyorum. İnsan yaşamını belirli dönemlere ayırabiliriz. Bu dönemleri genel çerçeve itibariyle; bebeklik, çocukluk, ilk gençlik, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık olmak üzere sıralayabiliriz. İşte bu dönemler arasında ilk üç dönem oldukça önemlidir. Bebeklik, çocukluk ve ilk gençlik dönemleri bireyin sonraki yaşamını  etkilemekte ve şekillendirmektedir. Günümüzde teknolojinin yaygın ve yanlış kullanımı insanın gelişim süreçlerini etkilemektedir. Bu sebeple ebeveynlere teknolojinin doğru kullanımı konusunda bilinçlendirme çalışması yapılabilir. Sözünü ettiğim bu durumu bir kaç örnek ile somutlaştırmak istiyorum.

14 Nisan 2022

Dünya Uygarlığına Doğru

Bir toplumun maddi ve manevi hayatına ait varlıkların bütünü uygarlık olarak ifade edilebilir. Toplumlar uygarlıklarını ortaya çıkarırken üç cephesiyle uygarlığa şekil verir. Topluma ait iktisadi yapı, topluma ait kültürel ögeler ve toplumun inanç yapısı uygarlığı -diğer bir ifade ile medeniyeti- şekillendirir. Büyük toplumlar büyük uygarlıkları meydana getirmiştir. Toplumların geçmişini tarihsel ve sosyolojik bir bakış açısı ile irdelediğimiz zaman görülecektir ki, bir toplum maddi ve manevi kimliğini koruyabildiği ve sürdürebildiği ölçüde uygarlığını oluşturabilmiştir. Bu bağlamda biz Türklerin iktisadi yapısı, sahip olduğu kültürel mirası ve inancı ortaya koyduğumuz uygarlığın şekillenmesinde etkili olmuştur. Bugüne değin elde edilen bilgi birikimi bütün milletlerin ortak katkısı ile elde edilmiştir. Orta Asya, Avrasya, Uzak Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Avustralya milletlerinin tecrübeleri sonucunda fen ve teknik bugünkü konumuna erişmiştir. Savaşlar, ticari faaliyetler, coğrafi keşifler, değişen iktisadi yapı ve çeşitli icatlar ile bilginin taşınması, yayılımı hız kazanmıştır. Milletlerin birbirini etkilemesi de böyle olmuştur. Bilgiye sahip olmak güçlü olmak demektir. Bunun farkında olan toplumlar kütüphanelerinin sayısını artırmış ve bilim insanlarına uygun çalışma ortamları hazırlamışlardır. 

10 Nisan 2022

Aşkar Dergisi’nin 62. Sayısından Mısra Seçkisi

Yeni bir oturum açtım nehirde iki defa
Temiz bir sayfaya inanmayı ne çok istedim
....
Bir yaz günüydü hani kokulardan bir hatıra
...
Geçmişin kokusunu derinden soludum da
Nefesimin yetmediğini bir türlü öğretemedim
Yaşamak dediğiniz uzun bir gelecekti hani

İnkisar, Hüseyin Karacalar
karanfil sokak karanfil kokmuyor ve menekşe sokak menekşe
bu iklimlere bir şey oldu dostun önünde buluşmuyor mu kimse
...
işte buralarından geçtim ben şehrin çiçek adlarını
sonra işte sen geldin.
...
ankara her dönemin gençliği
bakmayın memur sandıklarına bakmayın gri
kimsenin beğenmediği kimsenin vazgeçemediği

Ankaralı Şiir, Özgür Ballı

Durum Raporu /on

Bugün Ramazan ayının yedinci gününü yaşıyoruz. Bu yıl Ramazan ayı benim için geçen yıla nazaran daha rahat geçiyor. Geçen yıl bu zamanlar çok uzak bir yerde çalıştığım için Ramazan ayında, uzun süren oruç süresine karşı daha fazla zorlanmıştım. Fakat bu yıl daha rahatım. Şu sıra havalarda kararsız bir ısıtıp bir üşütüyor. Telefondaki hava durumu uygulamasına göre Nisan yağmurları yakında başlayacak. Hatta uygulamaya göre dün de yağmurlu görünüyordu üstelik gök gürültülü. Fakat gece yarısına doğru çok az yağdı. Bu yüzden, havaların dengesiz olması sebebiyle iftarımızı piknik yaparak gerçekleştirme fikrini bir süre erteledik.

Geçen yıl, iki yetişkin kamp sandalyesi ile orta boy katlanabilir kamp masası almıştım. Arabanın bagajında bulunduruyor, yaz günleri kır gezilerine çıktığımız zaman manzaralı bir yer bulunca hemen sandalyeleri ve masayı kuruyorduk. Piknik sepetimizde de bir şeyler varsa manzaranın daha tatlı bir hal alıyordu. Bir de arabanın CD çalarında hareketli karışık türkülerden bir potpori varsa değmeyin keyfimize. Geçen yıl ki pikniklerimizi, manzaraya karşı içtiğimiz çayları özledim doğrusu. Bunun için yaz mevsiminin gelmesi için sabırsızlanıyorum.