Eyüp Aktuğ

Şiir, sinema ve hayata dair...
SAYI 12
Serazat Edebiyat’ın 12. sayısı çıkıyor... www.serazat.net    •    Serazat Edebiyat’ın 12. sayısı çıkıyor... www.serazat.net    •    Serazat Edebiyat’ın 12. sayısı çıkıyor... www.serazat.net    •   
GİT

Bu Şehrin Geceleri

BU ŞEHRİN GECELERİ Eyüp AKTUĞ Paltosunu giyindi. Kapıya yöneldi. Zihninde tarif edemediği bir ağırlıkla, attığı her adımda bir yeri sancıyormuş gibi gıcırdayan merdivenlerden usul usul indi. Sokak kapısından kendisini dışarı bıraktı. Aylardan Şubattı ve dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Biraz sonra dik bir yokuşu inmesi gerekecekti. Yokuşu inerken adımlarını küçük küçük atıyor, kayıp düşmemek için oldukça temkinli davranıyordu. Ayağına geçirdiği bir kenarı yırtık eski kırmızı pabucu bu yürüyüşü i…

Akşam Oldu Anne

Akşam Oldu Anne Eyüp Aktuğ - Dinçeeer, oğlum yemek hazır, nerdesin? - Geliyorum anneee. Kapattı pencereyi. Dışarıda oradan oraya koşturan oyun arkadaşlarını izliyordu, yaklaşık bir saattir. Şu top sektiren Ahmet, onun hemen yanında Ahmet'in top sektirmesini sayan Mustafa... Sanırım yarış yapıyorlar. Bir de şu duvarın önünde bebeğinin saçlarını tarayan Ayşe var. Meliha Teyze'nin sandalyesini güneşin altına koyuşu, bankada veznedarlık yapan Necla Hanım'ın yorgun adımlarla evine dönüşü, h…

Siz Gülümseyin

kadın: vesikalık fotoğraf çektireceğim.  fotoğrafçı: artistik mi olsun? kadın: yok, resmi evrak için. fotoğrafçı: şuraya oturun hanımefendi. kadın: işim acele yalnız. fotoğrafçı: tabi efendim, siz gülümseyin. kadın: ... fotoğrafçı: dik durun biraz. kadın: böyle iyi mi? fotoğrafçı: fevkalede. fotoğraf makinesi: çaatt! kadın: hemen teslim alabilirim değil mi? fotoğrafçı: on dakika içinde hazır olur. çay içer misiniz? kadın: açık olsun. fotoğrafçı: buyrun, şeker masada. kadın: şeker kullanmıyorum. fotoğrafçı: siz…

Menemen

- Parayı pantolonunun cebine koydun mu? - Sol cebimde anne. - Cebin delik olmasın, gel bakayım. - Yok yok, dün sen diktin ya. - İyi bakalım. Şu leblebiyi de sağ cebine al, yolda yersin. “Sakın unutma. İki ekmek, üç kilo domates, yarım kilo kıyma, iki baş soğan…”  diye seslendi annesi, sokağın köşesinden dönmek üzere olan Dinçer’e. İlk hedefi manav olacaktı. Annesinin sıkı sıkı tembihlediği listeyi içinden tekrar edip duruyordu. Unutursa, evin yolunu tutmak zorunda kalacaktı. Hah, işte görünmüştü Nuri Amc…