1 Mayıs 2022

Güneşin Çocukları Filmine Dair

Güneşin Çocukları filminden bir sahne

Mecid Mecidi, İran sinemasında ilgiyle takip ettiğim yönetmenlerden birisidir. Yedi yıl önce yine buradan sizlerle paylaştığım "Bu Bizim Hüznümüz: İran Sineması" (19 Mart 2015) başlıklı yazımda beğendiğim filmlerden söz etmiştim. İran, o yıllarımda sinemasını sıkı şekilde takip ettiğim bir ülke olmuştu. Bunun başlıca sebepleri arasında Mecid Mecidi'nin sinema anlayışı ve filmlerinde kullandığı hâl dili tekniği yer almaktaydı. Durum Raporu /onbir'de ise Güneşin Çocukları filmini izlediğimi ifade edip, yazının kısa bir paragrafını filme ayırmıştım. Şimdi ise filme dair düşüncelerimi, etkilendiğim noktaları, eleştirilerimi müstakil bir yazıyla paylaşmak istiyorum.

Önce Mecid Mecidi'ye ve onun sinema anlayışına değinmeliyim. Filmlerinde çocukları ve çocukların dünyasını ön plana çıkaran, yaşama bakarken umudunu yitirmeyen ve daima yeni bir başlangıç için izleyiciye ümit kazandıran bir yönetmen olmuştur. Cennetin Çocukları, Cennetin Rengi, Baran, Serçelerin Şarkısı ve Güneşin Çocukları gibi filmler onun bu yönünü rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz yapımlar arasındadır. Mecid Mecidi, sinemasında izleyiciyle etkileşime geçerken hâl dilinden yararlanmaktadır. Çünkü bir çok lisan olmasına karşın, insanlar çeşitli dillerde sevincini, mutluluğunu, acısı, üzüntüsünü ifade etmesine karşın, hepimiz ortak dil ile birbirimize bağlıyız. Hâl diliyle... Dünyada hangi millete dönersek dönelim, acı veya sevinçte insanların yüzünde şahit olacağımız görüntü aynıdır. Mecidi ise bunu ustalıkla kullanıyor. Yaşamda çoğunlukla göz ardı edilen durumları ve duyguları izleyicisinin önüne çıkarıyor. Bu durumlara ve duygulara farklı bir bakış açısı geliştirip, taşıdığı imgeleme izleyicisini de çekmeyi başarıyor. İşte izlemiş olduğum Güneşin Çocukları isimli film, Mecid Mecidi'nin bu yönleriyle izleyicisine dokunduğu bir film olmuş.

Film 8 Mayıs 2021 tarihinde Cumartesi gününde TRT 2'de yayınlanmış. TRT 2'nin kullanmış olduğu fragmana şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Mecid Mecidi filmlerini hayata biraz daha yaklaştırmak adına pek tanınmayan veya yeterli sinema tecrübesi olmayan oyuncularla çalışmayı seviyor. Güneşin Çocukları filminde oynayan oyuncuların önemli bölümü bu kriterlere gözetilerek seçilmiş gibi.  Film 2020 yılında gösterime girmiş. 1 saat 39 dakikaya bir çok şeyin konu olduğu bir film olmuş. Filmin hikayesi ise şöyle:

12 yaşındaki Ali ve beraberindeki üç arkadaşı ailelerine destek olmak için bir otomobil tamirhanesinde çalışmaktadırlar. Öte yandan da ufak tefek hırsızlıklar da yaparlar. Ali karşılaştığı bir olay sonrasında bir hazine bulduğu inancına kapılır. Bu gömülü hazineye ulaşmak için arkadaşlarını toplayan Ali, hazineye götürecek olan tünele ulaşmak için plan yapar. Sokak çocuklarını eğitmek için kurulan gönüllü bir okul olan “Sun School” bu hazineye en yakın yerdir. Ali ve arkadaşları bu okula kayıt olur. Ardından hikaye gelişir.

Film boyunca kendimi sosyal bir gerçekliğin içinde buldum. Filmde henüz 12 yaşında Ali ve üç arkadaşı ailelerine destek olabilmek, yaşama tutunabilmek ve hayal ettiği şeylere ulaşabilmek adına buldukları işlerde çalışıyorlardı. Dünyada başlıca insani problemler arasında fırsat ve imkan eşitliği sorunu da yer alıyor. Dünyada çocukların büyük bir kısmı ya standartlardan çk,ok uzak bir eğitim alıyor ya da eğitim sürecinin içerisine hiç dahil olamıyor. Ağır işlerde çalıştırılan milyonlarca çocuğun varlığından söz ediliyor. Çocuk işçi sorunu var ve bunun yanı sıra suça sürüklenen çocukların varlığı her geçen yıl artmakta ve uyarıcı madde kullanımı da üzerinde düşünülmesi gereken diğer problemler arasında. Sokaklarda ve caddelerde hemen her gün karşı karşıya kaldığımız bir manzara. Yoksulluk sorunu Ali ve üç arkadaşının aşması gereken bir durum. Bütün çaba ve inançları da bu engeli ortadan kaldırmak yolunda. Film ayrıca son yıllarda ulusal ve uluslararası yayınlarda, örgütlerde sıklıkla sözü edilen bir başka sorunu da işliyor. Göçmen sorunu... Göçmenlik dünyanın hemen her bölgesinde görülen bir durum olsa da bunun bir sorun haline geldiği bölge Orta Doğu ve çevresidir. İran ve Afganistan arasında da Göçmen sorunu yaşanmaktadır. Baran filminde de bu konu işlenmişti. 

Sinemada pek çok yönetmenin tercih ettiği Tanrısal Bakış Açısı Mecid Mecidi de tercih etmiş. Tanrısal Bakış Açısından kısa söz edeyim. Bu kamera tekniğine göre kamera herşeye biraz daha uzaktan bakar. Nesneler, olaylar, insanlar ve bunların birbiri arasındaki ilişkileri bu uzaklıkta seyirciye sunulur. Örneğin bu tekniğin kullanıldığı bir filmde bir mekana ait bütün çizgileri görmek mümkündür. İnsanlar ve insanlar arasındaki ilişkiler daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınır. Mecid Mecidi ise Tanrısal Bakış Açısı tekniğiyle ahlaki bir hassasiyet geliştirmiştir. Filmde gökyüzünden yeryüzüne doğru yaklaşan bakış, nihayet Ali'nin içsel yolculuğuna kadar inmektedir. Yalnızlığı ve bu yalnızlık karşısında ümidi ısrarla korumayı bize göstermektedir. 

Filme dair dikkatimi çeken bir başka detay ise eğitim, politika ve siyaset ilişkisi. Filmde sokak çocuklarını topluma kazandırmayı amaç edinen bir okul var. Okulun ismi: Güneş Okulu. Güneş Okulu yardımlarla ayakta kalan özel teşebbüslerle açılmış bir okul. Filmin hikayesi işlerken Güneş Okulunun maddi bir krizin ortasında olduğunu öğreniriz. Okul Müdürü ise okulu bu dar boğazdan kurtarmak için elinden geleni yapmaya, sosyal medyayı kullanarak okula destek bulmaya çalışmaktadır. Filmin ilerleyen sahnelerinde ise okul müdürünün aslında siyasete katıldığını ve siyasi yaşamı için sokak çocuklarını ve okulunu bir malzeme olarak kullandığını fark ederiz. Bu da filmin gözler önüne serdiği bir başka gerçeklik olmuş.

Filmin finali ise bana bambaşka çağrışımlar yapan bir sahneydi. Filmde sözü edilen hazineye ulaşmak için var gücüyle tüneli kazmaya devam eden Ali filmin finalinde büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Ardından tünelin bölümü çöker ve geri dönüş yolu kapanır. Yukarıdan tüneli dolduran yağmur suları ise Ali'nin boğulmasına sebep olabilir. Bu gerilimi yönetmen çok iyi aktarmış. Son derece gerildiğim bir finaldi. Fakat dedim ya, Mecid Mecidi filmlerinde yeniden başlamayı seven bir yönetmendir. Umudumuzu daima korumamız gerektiğini telkin eder. Güneşin Çocuklarında da bu var. Ali o tünelde tam boğulmak üzereyken tüneli kapatan yıkıntı yağmur suyunun basıncı ile patlar ve Ali'yi dışarı atar. Bu sahne daha sonra insanın anne rahminden bu dünyaya bırakılışını anımsattı. Filme dair yorumum, düşüncelerim, ilgimi çeken noktalar bu şekildeydi. İyi ki izlemişim. Bir başka film yorumum da yeniden görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloguma ziyaretiniz için teşekkür ederim. Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilir, yorum yaparak katkıda bulunabilirsiniz. Yeniden görüşmek ümidiyle...