24 Haziran 2021 Perşembe

Türk Sinemasındaki Yörük Temalı Filmler

"Durum Raporu /bir" başlıklı yazımda da belirttiğim üzere geçtiğimiz günlerde izlediğim Gelin Kız isimli filmden söz etmiştim. Filmi izledikten sonra "Neden yörük kültürünü tanıtan - yansıtan filmler üzerine bir yazı kaleme almıyorum?" diyerek düşünmüştüm. Nihayet bu düşüncemin sonunda harekete geçtim. Bu yazımda yörük kültürünü tanıtan - yansıtan filmlere yer vereceğim ve bu filmler hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Sinemamızın Yeşilçam dönemine baktığımız da genellikle "salon filmleri" olarak değerlendirilen melodramların olduğunu görürüz. Sinemamızın baş köşesine oturan dram türünü kendi arasında türlere ayıracak olursak müzikal yönden desteklenen dramlar, sosyal ve toplumsal gerçeklik yönden desteklenen dramlar, deneysel yöntem ve tekniklerle desteklenen dramlar olarak ayrı ayrı gruplamalar yapabiliriz. Biraz sizlere sunacağım filmlerin ekseriyeti dram türünde ortaya çıkmış eserler. Filmlerde teknik analize girmeyi lüzumlu görmüyorum. İlgimi çeken ve paylaşmaya değer gördüğüm bazı hususları yazacağım.


BOŞ BEŞİK

Boş Beşik filminin ilham kaynağı bir ninni ve o ninninin hikayesiymiş. Yıl 1969. Memduh Ün'ün yapımcılığında, Orhan Elmas'ın yönetmenliğinde çekilen filmin başrollerinde Fatma Girik ve Tugay Toksöz'ün oynadığı filme katkıda bulunan diğer oyuncular ise şöyle: Handan Adalı, Sevda Nur, Atıf Kaptan, Selahattin İçsel, Serap Olguner, Hayal Sirer ve Talia Saltı.

1965 ve 1970 yılları arasında şöhretinin zirvesinde olan Tugay Toksöz'ün son büyük filmlerinden birisidir. Fatma Girik bu yıllarda salon melodramlarından biraz sıyrılıp köyü - köylüyü anlatan dram filmlerine geçiş yapacaktır. Boş Beşik filmi bunun güzel bir örneği. O yıllarda Tugay Toksöz'ün başrol oynadığı bir kaç tane daha bu temada dram filmi var. Fakat ben bu yazımda iki filme yer verdim. Gelelim Boş Beşik filmine. Filmi bundan yıllar önce, çocuk denilecek bir yaşta, televizyonda izlemiştim. Beni etkileyen bir filmdi. Bu filmi her izleyen gibi ben de son sahnesinden çok etkilenmiştim. Yıllar sonra filmin restore edilmiş halini izledim. Daha keyifliydi.

Filmi yükselten unsurlardan birisi Fatma Girik ve onun oyun gücüdür. Filmi izlerken Fatma Girik'in oyunculuğundan etkilenmemek elde değil. Zaten bu film ile birlikte 1970 yılı Adana Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü alacaktır. Tugay Toksöz'e gelince diğer filmlerine nazaran daha başarılı buldum. Bir karakter oyuncusu olarak sevdiğim sanatçılardan birisidir Handan Adalı. Bu filmde kendisine verilen görevi iyi şekilde yerine getirmiş. Bu da filmi yükselten bir başka unsur. Ahmet Kostarika'ya gelince. Onu tebessüm ederek izlemiştim. Emektarlardan birisidir kendisi. Sinemamızda kült haline gelmiş bu filmi yörüklerin yaşantısını, oba kültürünü, yörük geleneğini tanımak adına değerlendirebilirsiniz.


HASAN BOĞULDU

Hasan Boğul Şelalesi'nin filmlere konu olan bir hikayesi var. Filmimiz adını bu şelaleden ve onun öyküsünden almış. 1990 yılına gidiyoruz bu kez. Turgay Aksoy'un yapımcısı olduğu ve Orhan Aksoy'un ise reji koltuğunda oturduğu bu filmin başrollerini Hülya Avşar ve Yalçın Dümer paylaşıyor. Hasan Boğuldu hikayesini merak eden bölgenin Kaymakamı Murat ve ona bu hikayeyi anlatan Hacer ile hikayeyi yaşayan Hasan ve Emine'nin aynı kişiler tarafından canlandırılmış.

Film konusu itibariyle şöyle: Hasan’la Yörük kızı Emine’nin aşkını konu alır. Küçük bir kasabada yaşayan Hasan, bir gün pazarda gördüğü Emine’ye âşık olur. Emine, kasabanın civarında yerleşik bulunan Yüksekoba’ya mensup bir Yörük kızıdır. İlk görüşte birbirine âşık olan ikili gizlice görüşmeye başlar. Ancak Yörüklerin töresi, bir köylünün obaya damat olarak girmesine izin vermez. Umutsuzluğa kapılan Emine, Hasan’dan ayrılır. Ancak ikili uzun süre ayrı kalamayacaktır.

Hasan ve Emine'nin hikayesinin anlatıldığı, Hasan'ın Emine ile evlenebilmek uğruna gösterdiği çabanın ve sonunun büyük bir drama dönüştüğü bir film. Ben beğenerek izlemiştim bu filmi. Filmi izlerken dikkatimi çeken bir başka nokta ise kostümdeki başarı oldu. Filmde kullanılan kostüm ve dekoru ben başarılı buldum.


KIZILIRMAK - KARAKOYUN

Daha önce Ömer Lütfi Akad'ın Vesikalı Yarim filmi üzerine yaklaşık yirmi sayfalık bir inceleme yazısı yazmıştım. Sinemamızda yerini ayrı tuttuğum yönetmenlerin arasındadır. Kızılırmak - Karakoyun filminde ise kendisini hem yönetmen hem de senarist olarak görmekteyiz.  1967 yılında çekimleri tamamlanan filmin başrolünde Yılmaz Güney var. Filmin müzikleri ise Orhan Gencebay ve Abdullah Nail Bayşu tarafından hazırlanmış.  Sinemamızın siyah beyaz dönemine ait olan bu değerli yapım bir çok sinema eleştirmeni ve sinema izleyicisi tarafından incelemeye değer bulunmuş.

Oba kültürüne ait bir takım hususiyetler, yörüklerin ve konargöçerlerin aralarındaki ilişkiler ve bu ilişkileri düzenleyen kurallar bu filmle birlikte ilk defa sinemamızda görülmüştür. Film bu yönüyle oldukça değerlidir. Ali Haydar karakterini canlandıran Yılmaz Güney'e Nilüfer Koçyiğit eşlik ediyor. Kadir Savun ve Osman Alyanak gibi karakter oyuncuları da filmi taşıyan taraflar arasında.


GELİN KIZ

Durum Raporu /bir başlıklı yazımda da ifade ettiğim üzere birkaç hafta önce ne izleyebiliriz diye bakınırken YouTube'da karşımıza Gelin Kız isimli bir film çıktı. Yörük kültürünü yansıtan, tanıtan filmleri sevdiğim için ilgimi çekti. Filmde ilk dikkatimi çeken nokta Erol Taş ile Bilal İnci'yi aynı filmde baba-oğul olarak görmek oldu. Onları aynı karede görünce sevinmedim değil. Filmin oyuncu kadrosunda Aliye Rona, Ahmet Mekin, Tugay Toksöz, Arzu Okay ve Talia Saltı vardı. Aliye Rona'nın ve Ahmet Mekin'in oyunculuklarını her zamanki gibi beğendim. Fakat filmde başrolleri paylaşan Tugay Toksöz'ün ve Arzu Okay'ın oyunculuk performansını yeterli bulmadım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder