18 Ocak 2026

2025 Fihristi

Bu çalışma 2025 yılında blogumda yayınlanan içerikleri listeler.

Önceki yıllara ait fihrist çalışmalarıma aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

  1. 2021 yılına ait fihriste ulaşmak için tıklayınız.
  2. 2022 yılına ait fihriste ulaşmak için tıklayınız.
  3. 2023 yılına ait fihriste ulaşmak için tıklayınız.
  4. 2024 yılına ait fihriste ulaşmak için tıklayınız.

31 Aralık 2025

Durum Raporu /kırküç

Dışarısı kar beyaz. Sabah saatlerinden itibaren aralıksız yoğun bir kar yağışı var. Dün akşam saatlerinde valiliğin duyurusuna göre bugün okullar bir gün süre ile eğitime ara vermiş durumda. Yılın son günü olması münasebetiyle yarın da yıl başı tatili olacak. Evdeyim, öğle saatlerinde arabamızın üzerinde birikmiş kar yığınını temizlemek için dışarı çıktım. Ardından Gülce ve Tuğrul ile evimizin karşısındaki yeşil alanda kar topu oynadık. Çok sevdiler, hatta karlar üzerinde bile yuvarlandılar. Yarım saate yakın bir süre dışarıda durduk. Ardından Gülce ve Tuğrul'u eve bırakıp, dışarıdaki işlerimi halletmek üzere çarşıya geçtim. Hemen her yer kara teslim olduğundan güç adımlarla ulaşacağım yere ulaştım. Şimdi ise evdeyim.

Evin sıcaklığı iyi geldi. Fakat pencerelere yaklaştığımda dışarıdaki soğuğun sertliğini hissedebiliyorum. Sevgili eşim ve çocuklar ben evde yokken fırında kek yapmışlar. Evi çok güzel bir koku kaplamış. Mutfağın sıcaklığını her zaman sevmişimdir. Bu soğuk hava bana yakın zamanda YouTube'da izlediğimiz bir filmi hatırlattı. Filmin adı da zaten "Soğuk". Kars'ta çekilmiş bir film. Keyifle izlemiştik. Belki sizin de ilginizi çeker diyerek burada bahsetmek istedim. Uğur Yücel'in yönettiği film, 2013 yılında seyircisi ile buluşmuş.

20 Kasım 2025

,

Serazat Edebiyat'ın 11. Sayısı Çıktı

Serazat Edebiyat, Sayı 11

Serazat Edebiyat, Kültür, Sanat Dergisi, dolu dolu içeriğiyle merakla beklenen 11. sayısı (Yıl: 4, 2025/2026) ile okurlarıyla buluşuyor. Edebiyatın farklı dallarından eserleri bir araya getiren bu sayı, derinlikli incelemelerden çarpıcı öykülere, güncel söyleşilerden yeni şiirlere kadar zengin bir okuma deneyimi sunuyor.  

20 Ekim 2025

, , , , ,

Durum Raporu /kırkiki


Bir süredir buralardan uzağım. 27 Ağustos 2025 tarihinde Durum Raporu dizisinin kırk birinci yazısında blog yazarlığını bırakmaktan söz etmiştim. Bu tarihten bugüne neredeyse bir buçuk aylık bir zaman geçti. Bu süre zarfında yer yer blogumu ve blogumu kullanma amacımı gözden geçirdim. Yazdıklarımı veya burada paylaşmaya değer gördüklerimi göz önünde bulundurdum. Burayı eskisi kadar sık kullanamasam bile blogumu kapatmak, burada bulunan yazılarımı erişimden kaldırmak fikri bana yanlış geldi. Öyle ki 2009 yılından beri blog yazan, bazen düzenli periyotlarla bazen de bir zaman aralığı gözetmeden burayı güncelleyen birisi olarak blogumu kapatmak fikrinden uzaklaştım. Eskiden olduğu gibi düzenli aralıklarla olmasa bile okuduklarımdan, izlediklerimden, dinlediklerimden, yaşadıklarımdan ve şahit olduklarımdan bende kalanları yine sizlerle paylaşmaya devam etmeye karar verdim.

Yeni bir eğitim-öğretim yılına başlamış bulunuyoruz. Bu yıl yeni bir proje yılı başlatmış olduk. Özellikle son yıllarda hepimizin derinden üzen orman yangınlarından sonra, yetişen nesillere "yeşil vatanın" ne ifade ettiğini aktarmak için "Çare Projesi" hayata geçirildi. "Yeşil Vatan - Benim Okulum Geleceğe Çare" serlevhası altında gerçekleştireceğimiz çok çeşitli etkinlikler var. Bu projenin çeşitli eğitim materyalleri Milli Eğitim Bakanlığı'nın sitesinde yayınlanmış durumda. Tıpkı "Dilimizin Zenginlikleri Projesi" gibi bu projeyi de çok anlamlı buluyorum.

Durum Raporu dizisinin önceki yazılarında ülkemizin bir çok bölgesinde yağış sıkıntısından söz etmiştim. Ülkemizin aldığı yağışlar ve doğal bitki örtümüz birbiri ile ilişkili konular. Gelecek nesillerin yaşanabilir ve sürdürülebilir bir ortamda yaşamasını istiyorsak yeni kuşaklara bu bilincin kazandırılması gerekiyor. Çare Projesi de tam olarak bunu hedeflemekte. Özellikle Çevre ve İklim Okuryazarlığı, Toprak Okuryazarlığı kavramları bu projede önemli bir yer tutuyor.

14 Eylül 2025

, ,

Anlatımcı Şiir Tekniğinde Kişilik, İmge, Anlam ve Klişe Üzerine

İnsan sosyal bir varlıktır. Çevresiyle etkileşim içindedir. Bu sebep ile temas ettiği durumlar, olaylar ve kişiler arasında bir alışveriş hali yaşamaktadır. İnsanın sosyal gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda tıpkı beslenmek, uyumak gibi anlatmak da temel bir ihtiyaçtır. Yaşadığımız hayatın da önemli bir bölümünü neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde yaşamaktayız. Söz konusu nedensellik çerçevesinde içimizde ve dışımızda olup biten şeyleri anlatma ihtiyacı hissetmekteyiz. Bu ihtiyacı karşıladığımız çeşitli kanallar mevcut. Bu kanallardan birisi de şiirdir.

Şair şiirinin ortaya çıkış sürecinde dilin imkân ve hareket alanından yararlanır. Bu bağlamda çeşitli teknik ve yöntemlerle şiirini destekler. Bu teknik ve yöntemlerden biriside anlatımcılıktır. Yaygın kullanılan ifade ile "anlatımcı şiir"... Anlatımcı şiir biçimini tanımlamak gerekirse şairin şiirde duyurmak istediğini anlatma yoluyla ifade etmesidir. Anlatımcı şiirin merkezinde kişiler, olaylar ve durumlar yer almaktadır. Şiirin sözü edilen kurucu unsurlar etrafında oluşturulması onu diğer anlatımcı edebi türlere yaklaştırabilir. Fakat anlatımcı şiiri diğer anlatımcı metinlerden ayıran ve ona şiir olma vasfını kazandıran bazı hususiyetler bulunmaktadır. Bu hususiyetler dil, üslup ve imge olarak ifade edilebilir.

Kabul etmek gerekir ki anlatımcı şiir kavramı geniş bir şiir alanını ifade eder. Anlatan her şiir anlatımcı şiir olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirmede anlatımcı şiir olarak kastedilen şiirin kapsamı daha dardır. Öykü temelinde ilerlemeyen, olayları, durumları nedensellik çerçevesinde değerlendirmeyen, açıklamayan bir şiir... İmgelerin kullanıldığı, daha kapalı ve bazen bir duyguyu bazen de bir durumu anlatan bir şiir.

2 Eylül 2025

Gönülde Güzel Dilde Güzel


Eser Künyesi

Söz: Eyüp Aktuğ 

Müzikal Altyapı: Eyüp Aktuğ tarafından SUNO AI platformunda temellendirilip çeşitli müzik programları kullanılarak geliştirilmiştir.

Solist: SUNO AI platformunda oluşturulmuştur. Ses kusurlarına çeşitli müzik programları kullanılarak müdahale edilmiştir.

27 Ağustos 2025

Durum Raporu /kırkbir

Bir kaç gün sonra Ağustos ayı bitmiş, Eylül ayına geçmiş olacağız. Yaz mevsimi bütün güzelliği ile devam ederken hayatımızda neler olup bittiğinden söz etmek istiyorum. Bir kaç yazdır Sivas dışına çıkmamıştık. Bunun temel sebebi Gülce'nin ve Tuğrul'un uzun seyahatler için henüz çok küçük olmasındandı. Küçük çocuklarıyla uzun yolculuklara çıkan aileler elbette vardır. Fakat bunu biz tercih etmedik. Şuanda Gülce üç yaşında. Tuğrul ise bir buçuk yaşında. Sekiz saatlik bir yolculuk için yeteri olgunluğa ulaştıkları düşündük. Bir kaç ay önce bu yaz için tatil planımızı yapmıştık.

Geçtiğimiz Temmuz ayında Sivas'tan Mersine gittik. Yaklaşık bir haftalık bir tatildi. Mersin'in Silifke ilçesinde, gözlerden uzak, ekseriyetle emeklilerin oturduğu küçük bir kıyı mahallesinde ev kiraladık. Deniz ile kiraladığımız ev arası yaklaşık 600 metreydi. On dakikalık bir yürüyüşün sonunda denize ulaşabiliyorduk. Bu anlamda çocukların bebek arabaları bizim için kurtarıcı oldu. Eşyalarımızı da bebek arabasının bagaj kısmına koyarak bu yürüyüşleri tamamladık.

13 Ağustos 2025

,

Serazat Edebiyat'ın 10. Sayısı Çıktı

Serazat Edebiyat Dergisi, Sayı 10

Serazat Edebiyat Dergisi'nin 10. sayısı çıktı. Şiir, öykü, deneme, çeviri, söyleşi, inceleme, poetika ve sanat olmak üzere sekiz bölümden müteşekkil olan Serazat'ın bu sayısı "Serazat yahut Son Dönem Dergilerinin Yüz Akı" başlıklı yazısı ile başlıyor.

Hüseyin Kılıç, İsmail Uluöz, Sude Şahan, Abdullah Kaya, Şaidin Büyükbayram, Ubeydullah Öz, Buse Şahan, Gül Sema Yılmaz, Z. Rumeysa Topal ve Mete Almalı Serazat'ın öykü bölümünde okuyacağımız yazarlar arasında.

Mustafa Emin Acıöz ise çeviri bölümünde Muallim Naci'nin "Ubeydiyye" başlıklı eserini yine aynı başlık altında sadeleştirerek Serazat okuruna sundu.

Deneme bölümüne katkıda bulunan yazarlar ise Ömer Eski, Barış Papağan, Neslihan Kavallı, Zeki Altın, Yonca Özmen ve Eminer Artır. Bu sayının söyleşisini Eda Çoban, Ercan Yılmaz ile gerçekleştirdi.

17 Haziran 2025

, , , ,

Türk Sinemasında Arabesk Kültünün İzdüşümü: Ferdi Tayfur Örneği

Ferdi Tayfur'un 1980'li yıllarda çekilmiş bir fotoğrafı.

Türk sineması, ilk verimlerini seyircisine sunduğu andan itibaren toplumsal, kültürel ve ekonomik değişimlerin aynası olmuştur. Türk sinemasının farklı dönemlerinde çeşitli eğilimler ve figürler aracılığıyla hem doğunun hem batının çeşitli taraflarını içine alan bir anlatı dünyası yaratılmıştır. Bu anlatı dünyası çerçevesinde, özellikle 1970'ler ve 1980'lerde tırmanışa geçen arabesk müzik kültürü, sinema ile kurduğu ilişki sayesinde toplumla arasındaki bağı derinleştirmiş ve kendine özgü bir yer edinmiştir. Bu bağlamda, Ferdi Tayfur, yalnızca sözü edilen arabesk müziğin değil, aynı zamanda bu müzik türünün Türk sinemasındaki önemli temsilcilerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Bu yazı, Ferdi Tayfur'un Türk sinemasındaki varlığını çok yönlü bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Tayfur’un müzikal kimliğinden hareketle sinema ile arasındaki etkileşimi, temsil ettiği arabesk müziğin ve bu müziğin sinemaya taşınan özelliklerini, popüler kültürümüzdeki yankılarını ve sonraki kuşaklara aktarılan kültürel mirasını ifade etmeye çalışacağım. Buradan hareketle bu yazı, Ferdi Tayfur'un Türk sinemasındaki yerini ve etkisini sadece popüler bir figür olmanın ötesinde, sinema ve müzik açısından da özgün katkılar sunmuş bir sanatçı olarak değerlendirmemize imkân sağlayacaktır.

3 Haziran 2025

, , ,

Dilimizin Zenginlikleri Projesi Üzerine Düşüncelerim

İnsan, sıcağı soğuktan, acıyı tatlıdan, iyiyi kötüden ayırt etmeye başladıktan sonra -başka bir ifade ile bilinç kazandıktan sonra- başta kendisi olmak üzere temas ettiği her durum ve olayı sorgulamaya, üzerinde çeşitli düşünceler geliştirmeye başlar.  Bu durumu "insanın varoluşu" olarak nitelendirebiliriz. İnsan, kendisi ve çevresi ile kurduğu bu etkileşimi çeşitli yollar ile ifade etmek ihtiyacı hissetmektedir. İnsanın varoluşunu ifade etme çabasında başvurduğu en temel araç dildir. Bu bağlamda dil bahsi çok önemlidir. Dil, yalnızca sözünü ettiğim bu iletişim sürecinin bir parçası değildir. Bu iletişim süreci ile birlikte dil, düşüncenin, hafızanın ve kimliğin ayrılmaz bir parçası, taşıyıcısıdır.

Bu bağlamda ifade edilebilir ki, dil insanların dünyayı anlamlandırma ve benliğini tanıma-tamamlama sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Dilin doğrudan kimlik ve şahsiyet ile ilişkisi bulunmaktadır. Dil bireylerin kimliğini oluşturmasında başat bir unsurdur. Dolayısıyla bireylerin meydana getirdiği toplulukların kimliği de dil vasıtasıyla inşa edilmektedir. Bu yüzden dilin ve zenginliklerinin korunması bireylerin ve toplumların kimliklerini, karakterlerini de korumak anlamı taşır. 

28 Mayıs 2025

,

Uzak Köşe

Geriye nergisler kalır o rüyadan
Her şey biter ne olsa, her şey toprağa karışır bir gün
İçtiğim çay masada kalır, sevdiğim çiçek camda
Yağmurlar kalır,
Şarkılardan içime yağan
Yürürüm yaz akşamlarında
Yürürüm ve kendime
Uzak bir köşe seçerim şehre karışmamış
Seslerden ve görüntülerden, geçmişten ve gelecekten uzak
Bir köşe
Örümcek ağlarından kurulmuş
Belki bir mağaranın ağzında belki bir örtünün altında
Sığınmanın ve sığmanın verdiği huzurla
Yürürüm ve kendime
Uzak bir köşe seçerim şehre karışmamış.

7 Mayıs 2025

,

Serazat Edebiyat'ın 9. Sayısı Çıktı

Serazat Edebiyat, Sayı 9

Serazat Edebiyat'ın 9. sayısı çıktı. Şiir, öykü, deneme, söyleşi, inceleme, filiz (tefrika) ve çizim olmak üzere yedi bölümden müteşekkil olan Serazat'ın bu sayısı Hüseyn Kaya'nın "Nazar" başlıklı öyküsü ile başlıyor. Hüseyn Kaya, Mete Almalı, Hüseyin Kılıç, Ubeydullah Öz, Abdullah Kaya, Z. Rumeysa Topal, Selma Akman Laçin, İbrahim Tekpınar, Uğurcan Dilber, Ahmet Irız ve Buse Şahan öykü bölümü okuyacağımız yazarlar arasında.

2 Mayıs 2025

Durum Raporu /kırk

Yaklaşık dört yıl önce 2021 yılı Haziran ayında, Durum Raporu dizisinin ilk  yazısını yayınlamıştım. O günden bu güne değin 39 yazıyı blogumda paylaştım. Bu  yazı dizisini oluşturmak ile bazen paylaşmaya değer gördüğüm tecrübelerimi, bazen dikkatimi çeken olayları, bazen sanatsal durum ve olayları, bütün bunlar karşısında duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmayı amaçlamıştım. Bu yazı bu dizinin kırkıncı yazısı olacak. Kırk sayısını biraz irdelemek istiyorum.

Kırk sayısının olgunlaşmak, kemâle ermek ile bir bağı olduğu kanaatindeyim. Bazı sayılar vardır. Bu sayıların bir gizi, bir sırrı, bir esrarı bulunur. İşte kırk sayısının da bu sayılardan birisi olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemi çeşitli örneklerle destekleyebilirim. Peygamber Efendimiz (sav), kırk yaşına geldiğinde peygamber olmuştur. Musa Peygamber (as) ise Sina Yarımadasında bulunan Tur Dağı'nda kırk gün kırk gece kaldıktan sonra beraberinde iki levha ile inmiştir. Daha sonra Allah'ın öğrettiklerini ve emirlerini bir kitap halinde yazmıştır. Tasavvuf geleneğinde ise çileye girmek olayı vardır. Bu geleneğe göre çileye giren kişi kırk gün boyunca çilehanede kalır. Geçen bu süre "erbain" kelimesi ile isimlendirilir.

Tamamlanmak ve olgunlaşmak, insanın bir halden daha üstün bir hale geçmesi sadece kırkı doldurmak ile mümkün müdür? İnsan sınanmadıkça, öğrenmedikçe, sorgulamadıkça tamamlanmış olmaz. Dolayısıyla olgunlaşamaz. Sınanan, öğrenen ve sorgulayan insanın olgunlaşma süreci diğer insanların olgunlaşma sürecinden farklıdır.

1 Mayıs 2025

,

Şiiri Anlamak, Anlatmak ve Anlamlandırmak Üzerine

Şiir üzerine konuşmak, şiirin anlam dünyamdaki yerini ifade etmek istiyorum. Şiiri anlatmak, anlamak ve anlamlandırmak üzerine işlevsel bir araç olarak düşünebiliriz. Fakat onu sadece bir anlatı aracı olarak düşünmek, şiiri ve şiire bağlı her şeyi bağlamından uzaklaştırabilir.

Şiir, dilin sanatsal kullanımıdır. Şiiri, mevcut anlamın ötesinde bir estetik arayışı ve dilin sınırlarını zorlayan bir ifade biçimi olarak değerlendirebiliriz. Şiir ile ifade edilen duygu ve düşünce, çoğu zaman gerçeği olduğu gibi yansıtmaz.

Şiir gerçeği dönüştürür, yeni bir biçime sokar ve böylece şiirde ifade edilen duygu ve düşünce için anlam dünyası derinleşmiş, zenginleşmiş olur. Bu noktadan hareketle şair ve şiir arasındaki ilişkiden söz etmek isterim. Şiirin sağlamlığı bu ilişkinin sağlamlığı ile ilişkilidir.

Şiirde anlamın kurucusu şairdir. Okurdan önce anlamın temel zeminini ve istikametini şair hazırlar. Şair dilin herkesçe malum sınırlarının dışına çıkarak, imgeler, metaforlar ve çeşitli çağrışımlar aracılığıyla yeni bir anlam alanı oluşturur.

21 Nisan 2025

, ,

Transhümanizm, Yapay Zeka ve Şiir Üzerine Düşüncelerim

Transhümanizmi betimleyen bir görsel

Aşkar Dergisi'nin 74. sayısında işlenen bir konu: Transhümanizm, Yapay Zekâ ve Şiir.

Bu meseleye edindiğim tecrübeler ve çalışmalarımdan hareketle bir kaç cümle eklemek istiyorum. İnsana özgü düşünsel süreçlerin insan ürünü olan sistemlerce kullanılması benim için heyecan verici olmuştur.

Mart 2025'te Youtube'da yayınladığım bir şarkıdan söz edeyim. "Gönülde Güzel Dilde Güzel" başlıklı şarkının sözlerini ben yazmıştım. Şarkının temel müzikal altyapısını ise yapay zekâyı çeşitli yönlendirmeler ile oluşturmuştum.

16 Nisan 2025

, , ,

Cevdet Karal'ın Şiirlerinde Bende Kalanlar

Cevdet Karal ve Büyük Boşluk Oteli kitabı

Cevdet Karal'ın şiirlerinde "bende kalanlara" dair bir şey söylemek istiyorum. Karal, şiirlerini ilgiyle takip ettiğim bir şairdir. Etkilendiğim pek çok şiiri vardır. Cesedi Nereye Gömelim şiirinde pek çok mısranın altını çizmiştim.

Karal'ın şiirinde birey, çok defa metafizik bir arayışın, bir yolculuğun öznesi olarak bende yer edindi. Şiirlerinde gözlemlediğim pek çok tema var. Tanrı, zaman, ölüm, yalnızlık, bireyin kendisine ve çevresine yabancılaşması gibi.

, , ,

Hüseyin Karacalar'ın "Her Şey Geçtiğinde" Kitabı Üzerine

Hüseyin Karacalar ve Her Şey Geçtiğinde kitabı

Hüseyin Karacalar'ın şiir evreni benim için ilgi uyandırıcı ve kıymetli olmuştur. Kimilerinin "geç kalmış bir ilk kitap" olarak nitelediği Cevapsız Aramalar kitabından sonra Her Şey Geçtiğinde kitabı ile şiirlerini ikinci kez iki kapak arasında okuruna sunmuştu.

Bu yazıda Hüseyin Karacalar'ın Her Şey Geçtiğinde kitabı üzerine konuşmak istiyorum. Şairin ilk kitabında birden çok kez okuduğum bir çok şiiri bulunmakta. İkinci kitabında da yine benzer duygular içerisinde şiirlerini okumuştum.

25 Mart 2025

, ,

Osman Hasdemir'in "Pub Suretleri" Kitabı Üzerine

Osman Hasdemir ve Pub Suretleri kitabı

Osman Hasdemir, uzun süredir çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlanan şiirlerini takip ettiğim bir şairdir. Dergi sayfalarından şahit olduğum şiir yolculuğunda her yeni şiirinde kendini yenileyen ve gelişen bir şair ile karşı karşı geldim. Yaklaşık iki yıl önce, Serazat Edebiyat'ın dördüncü sayısında kendisi ile ilk şiir kitabı olan "Yüksüz Göç Şarkısı" üzerine bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Şairin ilk kitabı 2020 yılında yayınlanmıştı. İkinci şiir kitabı olan "Pub Suretleri" ise 2024 yılında okuru ile buluştu. Pub Suretleri'ni poetik bir pencerede değerlendirmeden önce sayılarla size tanıtmak istiyorum. Matruşka Yayınlarından çıkan kitap 18 şiir yer almaktadır. Kitap 102 sayfadan oluşmaktadır.

18 Mart 2025

Hasretim Sen Oldun Özlemim Sen

Daha önce "Döndüm Durdum Bu Âlem İçinde" başlıklı eserimi sizlerle paylaşmıştım. O paylaşımımda da ifade ettiğim üzere yazılan şarkı sözleri üzerinde yapay zekayı yönlendirmek ve sonucunda ortaya çıkan melodileri çeşitli müzik düzenleme programları kullanarak bir şarkı formuna ulaştırmak ben de yeni heyecanlar oluşturdu. 9 Şubat 2025 tarihinde yayınladığım ve üzerinde çok çalıştığım bir eseri sizlerle paylaşmak istiyorum.


17 Mart 2025

Durum Raporu /otuzdokuz

Bugün Ramazan ayının 17. günündeyiz. Blogumda ramazan ayı vesilesi ile yazdığım yazılara göz attım. Örneğin, 15 Mayıs 2021 tarihinde "Bayram O Bayram Olsun" başlıklı yazımda ramazan bayramına dair bir tebrik mesajı yayınlamışım. 16 Mart 2022 tarihinde "Durum Raporu /dokuz" başlıklı yazımda ise Ramazan ayının yaklaştığından, yorgun ve hasta olduğumdan söz etmişim. Yaklaşık iki hafta sonra 2 Nisan 2022 tarihinde "Ramazan Geldi Ramazan" başlıklı yazımda ramazan ayının birinci gününde, heyecanımı ve duygularımı sizlerle paylaşmışım. Yine aynı dönemde 27 Nisan 2022 tarihli "Durum Raporu /onbir" başlıklı yazımda Kadir Gecesinden söz etmişim, dua ve temennilerde bulunmuşum. Bir sonraki yıl, 23 Mart 2023 tarihinde "Durum Raporu /yirmibir" başlıklı yazıma bizi ramazan ayına kavuşturana hamd ederek başlamışım. 12 Mart 2024 tarihinde "Durum Raporu /otuzbir" başlıklı yazıma yine ramazan ayını karşılayarak başlamışım.

Bu yıl Ramazan ayının birinci gününde böyle bu türlü yazılar yazarak duygularımı ve heyecanımı dile getiremedim. Hayatımızın yoğunluğu sebebiyle blogumda paylaştıklarım, yayınladıklarım azaldı. Yine de bu yazı vesilesi ile gönüllerimize, ruhlarımıza, evimize hoş geldin ramazan diyorum. Bizi ramazan ayına kavuşturana hamd olsun. Ramazan ayını layıkı ile yaşayabilmeyi, bu mübarek zaman diliminden hakkıyla istifade edebilmeyi diliyorum.