Çağrı Subaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağrı Subaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2023

Aşkar Dergisi'nin 65. Sayısından Mısra Seçkisi

Böyle şiir yazılmaz Beni erken uyandır Şiir böyle yazılmaz Boynumda bir ip sesi
Böyle şiir yazılmaz Kız değil o bayandır Şiir böyle yazılmaz Tanrıcık şiir ipnesi 
Böyle şiir yazılmaz Puşttur o ilk cayandır Şiir böyle yazılmaz Büyüyecek bak abisi

İdris Ekinci, Çınlamalar

bir kadın üşür, üşüdükçe uğuldar
uğuldadıkça yangın büyür bu hep böyle olur
bir babanın yüzüne ölüm sinmiştir ve ölüm gelir
anne yeniden bir baba doğurur ölen babadan çocuklarına
uzun bir ırmağın tam ortasına gömülür bir kuş
bir kuşu herkes öper, bir kişi öldürür bu hep böyle olur

Ümit Çiçekli, Olanlar

bir eşikte bulunmanın tarifsiz huzuru
kırk kilit vurulsa da açılır her biri
bir zaman bekledi adem, beklemek kendi içinde cennet
beklemekle çözülürdü insanın gizli nesnesi

Çağrı Subaşı, İnsanın Halleri

10 Ekim 2022

Durum Raporu /onyedi

Son günlerde yazmak üzerine düşünüyorum. Yazmak eylemi, düşünceleri, fikirleri, duyguları, hayalleri, kısacası kalbimizden ve zihnimizden geçen bir çok şeyi kağıdın üzerine tecessüm ettiren, yansıtan bir eylemdir. Konuşmak gibi yazmak da iletişim araçlarından birisidir. Tıpkı yazmak da okumak gibi vakit isteyen bir durumdur. "İşleyen demir ışıldar." atasözünde olduğu gibi okudukça ve yazdıkça zihnimizden ve kalbimizden kağıda geçmeyi bekleyen her şey daha iyi ve doğru bir şekilde kağıda geçecektir. Beni bu düşüncelere sevk eden bir yazı oldu. Çağrı Subaşı, Aşkar Dergisi'nin internet sitesinde "Yazmak Üzerine Kısa Bir Tahlil" başlığı altında bir kitaptan söz etti. Raymond Carver'in Yazmak Üzerine isimli kitabını kısaca tanıttı. 

Raymond Carver, hikaye ve şiir üzerine, özellikle de kısa hikâyeler üzerine yoğunlaşmış. İşinin mesai saatleri gününün çoğunu alınca kısa hikâyelere yönelmiş. Yazmaya vakit ayırmanın zorluğunu çokça yaşamış. Belki de bu zorluklar daha kaliteli yazılar neşretmesine vesile oldu. Her ne olursa olsun, hayatı ne kadar yoğun geçerse geçsin yazmaktan hiç vazgeçmemiş Raymond Carver. Çıktığı bir seyahat, gördüğü manzaralar kendisine hep bir ilham olmuş. Zihni, yazıma neler taşıyabilirim, düşüncesiyle her daim meşgul olmuş.

Yaşamda yapıp ettiğim bir çok faaliyette denge unsurunu gözetmeye çalışırım. Çünkü bir olay, durum veya olgu zihnimi tamamen meşgul ettiğinde hayatımın diğer parçalarının sekteye uğrayacağını bilirim. Nitekim öyle de olur. Okumak ve yazmak gibi entelektüel faaliyetler insanın ufkunu açmakta, hayata yeni pencerelerden bakmamızı sağlamaktadır. Buna rağmen, yaşamın tamamı bu yöndeki faaliyetlere vakfedildiğinde çeşitli sorunlar ile karşılaşılmakta. Çağrı'nın yazısından öğrendiğim kadarıyla Raymond Carver'in zihni, yazılarına, bu yaşamdan neler taşıyabilirim, sorusuna cevap arayarak işlemiş. Bu durumda Carver'in hayatı hangi boyutlarıyla ne ölçüde yaşayabildiğini tartışmak gerekir.

8 Ekim 2022

Aşkar Dergisi'nin 64. Sayısından Mısra Seçkisi

Bir ispinozun istiğrakı değil sizinki
Bir kartala hasret de değilsiniz 
Tüyler ve kıllar uyanıklığınız 
Paramesyumlar amipler 
Ama bir bakın sözlüğe 
Ve sonra kitaba baştan başlayın 
İstiğraka uğramış olarak

Aziz Mahmut Öncel, İstiğrak

Bizi buluşturan tanrıya
                              Soğuksun tanrıya 
                                                      Sun tanrıya 
                                                                  Bir kereviz 
                                                                                  Bir bamya…                                        

İdris Ekinci, Kararlısız

18 Temmuz 2021

Aşkar Dergisi’nin 59. Sayısından Mısra Seçkisi

Durup bir bak dedim dostuna o da döndü postuna

Beraber kibri kucakladınız ayrı ayrı postlarda

Sahi namaz kılınır mı postunuzda

Feragat, Aziz Mahmut Öncel


kredileri var, yalandan gülümseyen kişisel asistanlar

bankaları var, onlarca banka hem de

borçları var, minimum tutarları, asgari yaşamaklar

odamda görüşebilir miyiz?

Kredili, Özgür Ballı

28 Nisan 2021

Aşkar Dergisi'nin 58. Sayısından Mısra Seçkisi

 ... 

Zor değil kandırmak beni

Her ince tebessüm cem-i dünyada kanmaya değer

Başlatılmaya gelemem başlarım her nasılsa

...

Bizim mahalledeki caminin cemaati yok

ODTÜ'de ilahiyat olsa da olur olmasa da

Parodika, İdris Ekinci


Hangi oyuncağı bozdum Allah'ım

Hangi çiçeği kanarca sevmedim

Hangi çocukta sırlandi ki ahım

Ağız tadıyla diş çürütemedim

Hiç Komik Mi, Mustafa Melih Erdoğan