Açılan

Hesaplanıyor...
Kaçıncı kez başlıyorum hayata
Bu kaçıncı prova,
Bu kaçıncı yaratılış göğsümün üzerinde?
Uyandığım her sabah filmi başa alıyorum
Kesemesem de kusurlu olduğum sahneleri
Tutunacak bir kelime arıyorum baktığım her yüzde
Beni ve bende yeri olan her şeyi
Yerinden edecek bir kelime.

Anahtarı yok önünde beklediğim kapıların.
Kendimle baş başa kaldığım anlarda
Hesabı kapatmak için
Benden kim alacaklıysa kendimden başka
Düşünüyorum
Neden düşüyorum ayağıma takılan her taşta?

İnişleri ve çıkışları var hayatın
Merhabaları, elvedaları
Kendine “tamam bitti” dediğin anları
Topla elindekileri bakalım
Var mı seninle gelen
Hizaya kim çekecek seni, hele bir düşün
Suyla, sabunla, toprakla kim hizalayacak seni?
İyi düşün.

Bir asansörde dokuzuncu kattan inerken
Göz göze gelsem bende benimle yaşayanlarla.
Yahut son durağı beklerken bir otobüste, cam kenarında
Ezber ettiğim yeniden ve yeniden söylediğim
Artık gözü kapalı bulduğum bir adres gibi
Herkesin kursağında bekleyen o taş
Şimdi soframızın tam ortasında.

Bir sofranın etrafındayım başından beri,
Bütün hikâye bu
Nereye otursam,
Hangi köşesi doyurur beni?
Senin de yaklaştığın sofralar vardır biliyorum.
Bende olan sende yok mu?
Gömüldükçe büyüyen, doydukça acıkan
Bir obruk gibi açılır altımızda dünya.
Dökülür sofranın ortasına
Herkesten sakladığım taşlar.
Yüzüm kızarır,
Bir yüzün kaç defa kızarma hakkı vardır,
Bilmiyorum.

Anlat, sen hangi eve kiracısın burada?
Dalları kırık erik ağaçlarının ve bulutlu havaların altında
Kıyısında beklediğin fırtınaların var mı senin,
Senin için kimse ağlamaz mı bu deniz kıyısında?
Çünkü gözyaşı, toprağın değil suyun hakkıdır artık,
Çünkü gidenler çekilirken bir bir omuzlarımdan
Çünkü kırılan bir saksı gibi omuzlarımdan
Geride kalanlar vardır elbette.
Kendi utancıyla kendini yıkayan bir cüce
Görüntüsünü beğendirecek aynalar arar.
Kendinden tiksinmeyen
Gözler arar kendini içinde görmeyecek
Sakladıklarını, saklandıklarını gömecek
Kırılan ve kanayan yerlerini teselli edecek.
Farkında değildir, teselli umdukları da
Teselli aramaktadır bir başkasında.

Öğretilmiştir kusurların nereye gömüleceği
Ve yaslanacak bir kelime.
Bir kelime herşeyi değiştirir,
Dilden dökülen bir tövbe,
Teselli eder bu çıplaklığı bu sızıyı.

Anlamak ister cüce, nasıl ve niçin?
Bir ev yapar, bir şehir kurar elindeki ve dilindeki kelimelerden
Pencereleriyle, sokaklarıyla, dumanlı damlarıyla
Girdiği ve çıktığı her savaştan
Açılan, kapanan, kapanma fırsatı bulamayan yaralarıyla...
Sonunda büyük sofranın ortasında,
Korku ve endişe,
Söylenecek kelime kalmamıştır tutunduğu kelimenin dışında.

Aranan bulunur,
Duyduğum ve unuttuğum ilk kelimeyi,
Üzerime bir zırh gibi örünce.
Genişler sıkıştığım odalar
Kapılar açılır
Olmasa da anahtarları.

Eyüp Aktuğ
Aşkar Dergisi, Sayı 78

Okur Notları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloguma ziyaretiniz için teşekkür ederim. Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilir, yorum yaparak katkıda bulunabilirsiniz. Yeniden görüşmek ümidiyle...