Kırık Yaz

belki demek cevap mıydı bütün bunlara, belki insan karşılığını bulsun diye bu olanlar. bana ne başkalarından, vurulan kazmalardan, açılan mezarlardan bana ne, neyime gerek diyerek başladı başkalık bana neydi komşunun evindeki yangından, yılandan yılan kimseye dokunmamıştı, kimse de yılana ve böylece büyüdü soğukluk. insan büyüyen bir soğukluktu bu yangın yerinde yabancılıktı evlerin birbirine karşılığı, aralamadı perdesini kimse kimseye yaşamak zannetti insan, yemek yedi, su içti, biraz uyudu, …

İftitah

tanımakla geçmiyor bir şey, titremekle, sövmekle yürümekle,  yatsılardan kararan sokaklardan çalımla geçmekle ekmeği alırken de o kız bana bakarken de şarkı hep aynı yerde bitiyor, temkinli olamıyorum. bayırlar yüreğimi soğuturken, insan insana derinleşen bir yarayken incelen bir sızıydım her akşam, her akşam esmer bir delikanlıydım kırçıldım ve kokulu bir kadın geçmezdi penceremden öpülmekten göveren bir kadındı dünya dudaklarım hiç uzanmadı onun karanlık taraflarına. imlâ kurallarına itibar e…

Şiir Bizim Neyimiz Oldu Biz Şiirin Neyi Olduk

Şiir, insanın varlık muhasebesine, aslî gayesini arayışına, mücerred olana - mutlak olana uzanışına, nefsin talim ve terbiyesine, hâsılı ruhun ve o ruh etrafında halkalanan her şeyin olmak ve bulmak keyfiyetine ev sahipliği yapan, dilin biricik  şubesidir. Doğu’nun Batı’ya karşı teçhizatlanmasında da, taarruzunda da, müdafaasında da, ilk hamlemiz şiir ile olmuştur. Şiir, namütenahiye ulaşma gayretimizin başında ve sonunda ruh iklimimizde remzlenmiş, ferdîlikten kendisini kurtarmış ve Agora’ya …

Karanfil Fanzin #21: Biliyoruz Bir Halk Ayaktayken Oturanlara Yer Yok!*

Karanfil Fanzin'in 21. sayısı çıktı. Sınırı 21. kez geçiyor, sesimizi 21. kez yükseltiyor ve yarım bıraktığımız şarkıya 21. kez dönüyoruz. "Şiirimiz kendini arıyor, ya şair?" sorusuyla başladığımız bu sayının manşetine Mustafa Melih Erdoğan'ın bir mısraı konuk oluyor. "BİLİYORUZ BİR HALK AYAKTAYKEN OTURANLARA YER YOK!" diyerek mesuliyetimizi ilan ve ihtar ediyoruz. Sezai Karakoç'tan yaptığımız bir iktibas ile şiirimizin istikametini çizdik. "Şiir, ruh pence…

Faaliyet Raporu

Mustafa Melih Erdoğan’a telefon gelir, şiir bölünür bilenmiş bir bıçak olur ağzım dilimi yontan yirmi dokuz yaranın ortasında, bilardo masalarında beyaz gömleklerin, belgegeçerlerin, kabul günlerinin çok tanrılı törenlerin, stabil nöbetlerin arasında dağılır fotoğraflarda seyiren esmer delikanlılar ölüm şekerlemelerle sunulur bizim çocuklara. faaliyet raporlarında yeri yok bunun ve diğer olanların dünyanın gavurlukla meşhur olduğu geçmiyor evraklara kalem aleyhime duruyor masada, ha kırıldı ha …

Nöbet Defteri

dağ yürümedi, kopmadı kıyamet, otobüs gecikmedi, yanmadı bilet erkek adımlarla baharı yerinden kımıldatmak, dökündüğüm yağmuru sana da getirmek için elleyip ayartmak için dile gelmeyeni o şarkıda, burada, şu taşa oturup hazır kıta bekledim namlunun ıslanan ucunda. hep bir satır eksik konuştum kelimeler inmedi dağlardan, adın tel örgü bu hudut günaydınlarla, merhabalarla çizildi şimdi ellerim masada, sakındığım kapıda nöbetteyim. yaşamak ölümle müteşekkil bir pıhtıydı tende oysa kim dokunsa aynı…

Karanfil Fanzin #20: Kırbaç Kimin Elinde Semer Kimin Belinde

Karanfil Fanzin'in 20. sayısı çıktı. Sınırı 20. kez geçiyor, sesimizi 20. kez yükseltiyor ve yarım bıraktığımız şarkıya 20. kez dönüyoruz. Sevecen değiliz, gidin buradan. "KIRBAÇ KİMİN ELİNDE SEMER KİMİN BELİNDE" manşetiyle okurlarımızı karşıladık ve Cemal Süreya'dan iki mısra ile bir de not bıraktı. "Bir kırıldık daha da kırılırız / Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza."

Kötü Adamın Tarafında Olmak

Sinema ile az ya da çok ilgili iseniz, güncel sinemayı da takip ediyorsanız Hint sinemasının dünyaya açılan büyük bir pazar olmaya başladığını fark etmişsinizdir. Türk sinemasına, özellikle sinemamızın Yeşilçam dönemine yakın temaların işlendiği, seyrek de olsa sofistike ve psikolojik anlatılarında kendisine yer bulduğu bir sektör. Daha önce (15 Nisan 2015) Hint sineması ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Ekseriyetle dram türü üzerinde durduğum bir yazı idi. Bu yazımda ise bir başka filmden …

Şiirin Aradığı Şairin Bulamadığı

Şiir ve lisan birbiri ile yakından ilişkilidir. Lisanların kadimlik vasfına yücelmeleri ve yükselmeleri şiir sayesinde olmuştur. Çünkü şiir, lisanın talim sahası olduğu gibi lisanı kemale ulaştıracak ve onun bakir taraflarıyla oynamaya imkan verecek bir alandır. Şiir, bu yönüyle lisanın muhafazasında ve lisanın tekamül seyrinde çok önemli bir vazife icra eder. Lisan da şiirin bu vazifesine hareket imkanı tanıyarak onu rahatlatır. Doğu edebiyatı da göz önüne alınarak düşünüldüğünde mesele dönüp…

Yalnızız ve Bozkırkurdu’ndan Hareketle Ruhun Beden Çıkmazı Üzerine

Türk edebiyatında romanın varlığından söz açacak olursak Peyami Safa’yı ve onun Yalnızız’ını başköşeye oturtmamız gerekir. Edebiyatçılığının yanında psikolojik ve felsefî açıdan da tahlil edilmesi gereken Peyami Safa’nın yapıtlarına kısaca değinecek olursak özgünlüğü ve yetkinliğiyle ışıldayan psikolojik tahliller ile çağın getirdiği ruhî ve bedenî buhranları röntgen camına tutmuş, yirminci asrın büyük meselelerinden makinaya ve makinalaşmaya karşı insanın kendisine cephe almasını anlatmış, an…

Türk Şiirinin Milenyum Çıkmazında Beş Kitap

Ebabil Yayınları, Osman Özbahçe editörlüğünde yürütülen şiir dizisine beş yeni kitap daha ekledi. Aşkar Dergisi ile hatırladığımız şairler sahih ve sahici kitapları ile okurlarını selamlıyor. Mustafa Melih Erdoğan ’ın Hangi Anahtar’ı, Aziz Mahmut Öncel ’in Pasaportsuz Türk’ü, İrfan Dağ ’ın Paslı Çiçek’i, Özgür Ballı ’nın Ben Seni Sonra Ararım’ı ve Musab Kırca ’nın Düşerken Öğrendiğimiz Yasalar’ı başta Aşkar Dergisi okurlarını olmak üzere şiir okurlarını heyecanlı bir bekleyişe soktu. Sivas’ta yayın…

Yürüyorum Aramızda Herkes

uysal ağzını hınca hınç doldurmadım giyinip dudağını kıvrılmadım bir köşeye yürüdüğün haziranlardan getirmedim günün döndüğü saate dağılmadı uykusuzluğuma saçların sen varmadın kapıya ben akmadım merdivenlerden ovulmadı yüreğim toprağın sana değdiği yerden. uyudum, uzak bir şehre sürdüler beni beni aklımdan geçmeyenle tehdit ettiler. pencereye sataşan uzaklık, perdeyi ürküten karaltı boşluğunu bir kadının kahkahasıyla örten sokak dişiliğini üzerimde deneyen dünya içine heykeller oyulan esmerliğ…

Karanfil Fanzin #19: Türk Şiirini At Pazarına Kim Soktu?

Karanfil Fanzin'in 19. sayısı çıktı. Sınırı 19. kez geçiyor, sesimizi 19. kez yükseltiyor ve 19. kez gitmemek üzere bir araya geliyoruz. Bir araya geldik ve gitmiyoruz. "TÜRK ŞİİRİNİ AT PAZARINA KİM SOKTU?" manşetiyle okurlarını karşılayan Karanfil Fanzin ve ekibi ilave bir not daha düştü: "Türk şiiri, at pazarı dergiciliği ile büyük bir ivme kazandı. İstanbullu dergileri tebrik ediyoruz."

Ayrılığın Bir Başka Durağı: Ben Gamlı Hazan

Ayrılık şarkılarının bir başka durağı da Melahat Pars 'ın sesinden geçmekte. Bestesini ve icrasını kendisinin yaptığı Ben Gamlı Hazan'ın güftesi ise Sıtkı Angınbaş 'a ait. Bu şarkıyı ilk defa Alın Yazısı filminde dinlemiştim. Bir ayrılık sahnesiydi. Haydar'ın ve Fatma'nın bu ilk ve son demine Melahat Pars'ın sesi eşlik ediyor. Unutmadan, eser Uşşak makamındaymış. Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vazgeç Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç Olmaz meleğim böyle bir aş…

Eraserhead Filmi Üzerine

Karanfil Fanzin'in bir okuru tavsiye etti bu filmi. Eraserhead. Türkçeye çevirmek gerekirse sanırım Silgi Kafa gibi anlama karşılık gelmekte. Filmin yönetmeni David Lynch ve onu tanıdığım söylenemez. Küçük bir araştırmanın ardından filmlerinin pek de anlaşılır cinsten olmadığını gördüm. Sürrealist, deneysel filmleri varmış. Fragmanını izleme ihtiyacı hissettim. Saçlarını yukarı kaldırmış ve boş, tedirgin bakışlı bir adam vardı. Gergin ve kaygılı bir marula benziyordu yüzündeki bu ifadeyle.…

Aşkar'ın Şairlerinden Sahih ve Sahici Kitaplar

Türkçe vatanımız, Aşkar evimiz! "Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön!" diyerek bizlere seslenen Aşkar Dergisi 37. sayısını çıkardı. Kargoların büyük bir bölümü de yola çıktı. Yakın zamanda Aşkar'ın yolunu gözleyenler inşallah Aşkar'ın bu sayısına kavuşacak. Aşkar'da 2015 yılı hayli hareketliydi. Aşkar'daki bu hareketlilik 2016 yılı için gelişmelerin habercisi oldu bir bakıma. Aşkar'ın şairleri Mustafa Melih Erdoğan, İrfan Dağ, Aziz Mahmut Öncel, Özgür Ballı çıkardığı…

Cürmümeşhut

yaşamak insanı kanıtlamıyor, bana tahtadan yangınlar oymakta dünya birileri birilerini sıfıra tamamlamakla meşgul bir ilgisi yok hayatın, merdivenlere diklenen yorgunluğumla. merdümgiriz kollarla kucaklayıp yağmalanan erik ağacımı derin bir uçurumu tekrar ediyorum böyle her sabah hastane bahçesinden eğimsiz akşamlara büktüğüm dalları. ayaküstü içimi sökmeden, yere düşürmeden sakındığım mendili, hurdaya çıkardığım kahkaha ürkütmeden kundaktaki bebeği, yüzümü örselemeden, dilimi çatallamadan sırt…

Hudutlu Bir Akıldan Hudutsuz Bir Servete

Ayna, metal bir levhanın parlatılmasıyla yahut cam bir levhanın bir takım kimyevi maddeler kullanılarak sırlanmasıyla elde edilen ve karşısında duran her ne ise soğuk bir dille onu tarife kalkan, esrarlı bir delik. Tabiiliğin veya ruhi muvazene kaybının ilk basamağı… Yalnızlığın ve tecrit edilmişliğin, herkeste olanın fakat hiç kimsede mevcut olmayanın, zayıflığın, çirkinliğin, güzelliğin, zaferin ve yenilginin ikamet ettiği biricik adres, ayna… Gayet parlak ve ışıldayan bir derinlikle, herkes…

Quartier Latin'den Hareketle Fransız Şiirini Okumak

Quartier Latin , Paris’in meşhur semtlerinden birisi. Şöhreti Avrupa’yı aşan bir talebe mahallesi. Nihat Sami Banarlı’nın “Yahya Kemal’in Hatıraları” isimli kitabının “Fransa’da Şiir” bölümünde, Yahya Kemal, Quartier Latin’den şöyle bahsediyor: “1904’ten sonra, Quartier Latin’de, şiire gözlerimi açtığım vakit yirmi yaşımı doldurmuş bulunuyordum.” Yahya Kemal’in ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, dönemin şiiri Quartier Latin’de yazılmakta ve ülkemizden de birçok şairi etkileyen sanatkârlar – akı…