19 Ocak 2023

Aşkar Dergisi'nin 65. Sayısından Mısra Seçkisi

Böyle şiir yazılmaz Beni erken uyandır Şiir böyle yazılmaz Boynumda bir ip sesi
Böyle şiir yazılmaz Kız değil o bayandır Şiir böyle yazılmaz Tanrıcık şiir ipnesi 
Böyle şiir yazılmaz Puşttur o ilk cayandır Şiir böyle yazılmaz Büyüyecek bak abisi

İdris Ekinci, Çınlamalar

bir kadın üşür, üşüdükçe uğuldar
uğuldadıkça yangın büyür bu hep böyle olur
bir babanın yüzüne ölüm sinmiştir ve ölüm gelir
anne yeniden bir baba doğurur ölen babadan çocuklarına
uzun bir ırmağın tam ortasına gömülür bir kuş
bir kuşu herkes öper, bir kişi öldürür bu hep böyle olur

Ümit Çiçekli, Olanlar

bir eşikte bulunmanın tarifsiz huzuru
kırk kilit vurulsa da açılır her biri
bir zaman bekledi adem, beklemek kendi içinde cennet
beklemekle çözülürdü insanın gizli nesnesi

Çağrı Subaşı, İnsanın Halleri

ne kadar ceset varsa arkama sakladığım
sıklaştı sancılarım doğumum yaklaşınca
bir top yumak çözümsüz açtım kollarımı
ümidimin sen nefesi can verdi

Sevde Yaşar Çimen, Saklambaç

öyleyse bir gülmekten bahsedelim
bir ferahlık dilerim şimdi ben hepinize
bir bilseniz nasıl aydınlanıyor odanın içi 
bir bilseniz nasıl dağılıyor masada toplar
bir bilseniz unutamazsınız bazen bilmemek iyi

Özgür Ballı, İhtimalli

Ellerin yolun sonundaki gül bahçesi,
Ellerin göğsümün üzerinde inceden ince bir sızı,
Ellerin kulağımda ses, gönlümde nefes,
Ellerin hayatın başladığı ve bittiği yerde,
Ellerin, bir tül gibi örterim onu derin sabahların üzerine.

Eyüp Aktuğ, Saatimiz Yeniden

bense manzarayı bozuyorum
uzakları karşıma alıp gülümsediğimde
onlar intihar eder yaşıtlarına benzemeyerek
ben en fazla istifa ederim memuriyetimden
onlar koşulsuz inanır allaha
yüreğimdeki ipoteği kaldır derim ben

Mert Mevlüt Gökçe, Sakar

Dilimiz uyuşuk, gözlerimizde perde
Öfkeyle güceniklik arasında geçiyor geçen
Ağır ve ağrılı yüklerden sıyrılamadı ten
Dehşetli nazarlar gürültüyle düştü önümüze
Viranelerden telaşla sokağa çıkarken

Murat, Özel Vesile'tün Naat

Kimsenin yok saf bir niyeti
Karşı dağın ardından haber veren bir yetimi dinlemeye
Direnci şeytana hiçbir yaşlının kalmamış kaldırıp başını 
Gelecek kör birini görmeye…

Faysal Soysal, Yorgunluklar Akşamı

borcum dağlara göz kırpar, alacağım yok
topuklarım aşındı geri geri yürümekten
beni görenler adanmış sandı
buradan daha iyi bir yer bilseydim
orada olurdum ayaklarım lime

Buse Akman, Kurtul Heyezandan Kalk Çiçeklerini Sula

Günaydın, tavanı hiç damlamamışlık,
Günaydın, evvelsi akşam takımı derbide kaybetmiş çocukların göz kırmızılığı
Günaydın, sabah uyandığında ağlamayı unutup kravat bağlamak
Günaydın, unutmanın tekniğini bulsalardı beni de unutur muydun

Ali Cahit Yılmaz, ACY v. Dünya

Hiçsin. Suyun mermere düşüşünü ve akışını düşün
İlle düşünmek Yunan mantığını döşüne koymak değil
Sevmek, tarih, şuur ve öfke düşüncenin göz bebeği
Beklemenin yeri değil haykırmanın değirmenle döndüğü ve kalbin dinlediği

Cumali Yakan, Yılgın Gülümsemeler

şimdi öylesine ki her şeyin yeri
varmak için görkemli atları beklemiyorum
sadece surlar içinde zırhla dolu mecmuada kalmış
greko-romen pususuna benzer bir namlu deyişlerinin
doğru sözün celladıyla aklanabileceği ümidini yokluyorum

Doğanay Dağlar, Aidiyetin İktidarı

beyaz çizgili otabasan rolüm bitti benizim gitti
haydi koş durma git kirille gözlerimin ilk alfabesi
biliyorum ne uçmanın ne salıncaklarda sallanmanın saati
fakat gök bir o kadar mavi 7. kat kim bilir hangi damlalardan güzel 

Ebrar Şanlı, Dünya Türküsü

kanun namına konuşmak gerekirse
sonsuz darlığın bir köşesinden
bir parça görünüyorlar insana
daha sonra kime itaat edeceği konuşuluyor
Allaha itaat edenlerin

Muammer Yavaş, Diyojen'in Köpekleri

ikindiyi farzından kılanlar hüsn-i hatta yazılıyor
adem için türlerin kökenine 
musa için mısır tarihine, kızıldeniz’in gelgit vakitlerine bakıyor 
geldiği gibi gitmeyen kitaplar var, okundukça büyüyen

Muharrem Demirci, Bir Üçüncü Halin İmkansızlığına Dair

Hatırlansalar kıymetleri bilinirdi belki
Bütün kaderini bir sayfaya değişenlerin
Bir yanılsama diyordum
Beni yorduğuna
Ritmi bozuk bir kalple
Direne direne diye atılan sloganların

Semih Uluçay, Tabiri Caiz Olan Bir Dünya

madem ikimiz bir fidanın kiracısıydık
madem kökümüz bir toprağı mülk bellemedi
madem bir elma toplayıcısıydı zehra
madem ölen kuşları hep zehra
madem sînem diye büyüttüğüm o ağaç
dünya sürgünümdü benim
al bu yanımı bu yanımı da
“uzatma dünya sürgünümü benim”

Suphi Sinedar, Dilimlenmiş Elma Hakkında

Ne vakit bilmem akillerden demdi harman
Rençberin sırtında kambur alnında ter
Böğürde yara şakaklarda kandı
Eğreti samimiyetle en çok özür en çok kınamalar vardı

Süreyya Altunkara, Kerameti Kendinden Menkul Beyefendi Hanımefendi Bizatihi Ulanlar

karınlarda mevzilenen taş alzaymırı seviyor
çocuklar seviyor unutarak uyumayı
gözyaşımı besleyecek protein kalmadı
bütün dünya buna inanmasın
takvim yaprakları gibi olur mu çocuk tırnakları?

Ülkücan Sütbaş, Aspava

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloguma ziyaretiniz için teşekkür ederim. Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilir, yorum yaparak katkıda bulunabilirsiniz. Yeniden görüşmek ümidiyle...