Ubeydullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ubeydullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2022

Durum Raporu /onaltı

Yaz tatilini geride bıraktık, uzun yaz günleri arkamızda kaldı. Şimdi yeni bir dönemin başındayız. Önümüzdeki bu dönem geçtiğimiz dönemlere nazaran biraz daha yoğun geçeceğe benziyor. Bu yıl Yüksek Lisans eğitimimin ikinci sınıfında olacağım. Geçen yıl sekiz ana dersten eğitim gördüm ve sınavlarda başarı gösterip ikinci sınıfa geçtim. Şu aşamada üzerine çalışacağım, tez ve öneri geliştirebileceğim bir konu/alan belirleyip, bu konu/alanda literatür taraması yapacağım. Ulaşabildiğim birincil kaynakları okuyup, işime yarayabilecek kısımları bir kenara not edeceğim. Her şey yolunda gider, bu süreçte disiplinli davranır ve sabır gösterirsem, en iyi ihtimalle önümüzdeki bahar döneminin sonunda üzerinde çalışacağım tezi bitirir, jüri önünde tezimi sunabilirim.

Bir süredir blogumda Serazat Edebiyat ile ilgili paylaşımlarda bulunuyorum. Ubeydullah'ın tasarım ve mizanpajını yaptığı, öyküleriyle katkıda bulunduğu Serazat'ta Mete Almalı'nın, Zeki Altın'ın, Osman Hasdemir'in de eserlerini okudum. Özellikle Ubeydullah ve Mete'nin isimlerini Serazat'ta görmek beni heyecanlandırdı. Ben de inceleme yazılarım ile Serazat Edebiyat'a katkıda bulunuyorum. Serazat'a yayınlansın diye gönderilen inceleme yazıları için ben de fikrimi beyan edeceğim. Bu arada derginin internet sitesi tamamen yenilenmiş. Tasarım, renkler ve kullanılan çizgiler çok hoşuma gitti. Derginin kapak tasarımları da ilgi çekici. Bence Ahmet Alataş bu konu da çok yetenekli. Derginin internet sitesinde bana ayrılan sayfaya buradan erişebilirsiniz.

20 Haziran 2022

Durum Raporu /onüç

Uzak Haziranlar başlıklı yazım ile karşıladığım Haziran'ı neredeyse bitirmek üzereyiz. Geçtiğimiz Cuma günü okullar yaz tatiline girdi, öğrenciler karnelerini aldı. Liseden mezun olan genç dostlarımız lisans eğitimleri için sınavlara girdi. Bizler de bütün emek veren, çalışan, hayal kuran genç dostlarımız için dua edip, iyi dileklerde bulunduk. Her birine başarı, sağlık ve aydınlık bir gelecek diliyorum.

Aşkar Dergisi'nin 60. sayısında yayınlanan Adı Haziran Olsun başlıklı şiirimin ardından altı aydan daha fazla bir zaman geçti. Bu süre zarfında akademik çalışmalarıma ağırlık verdim. Bu çalışmaları da Durum Raporu'nun diğer yazılarında sizlerle paylaştım. Alanımın Eğitim Yönetimi olması sebebiyle eğitime ve yönetime dair makaleler ve çeşitli metinler okudum. Çeşitli kongreleri takip ettim ve bu kongrelerden birisinde (ICAR Kongresi) çalışmalarımı katılımcılarla paylaştım. Bütün bunlar beni edebiyat, sinema, tiyatro gibi keyifle bulunduğum alanların dışına çıkardı. Yaşamamın hep bir yerinde var olan edebiyattan uzaklaşmak içimde garip bir boşluk oluşturdu. Çünkü edebiyat estetiği, üretmeyi, değer katmayı ve söyleyecek sözümü canlı tutmama yardımcı oluyor. Ayda bir kaç defa da olsa bloguma eklediğim çeşitli yazılar sayesinde bu boşluk hissinden uzaklaşmaya çalıştım.

19 Mayıs 2022

Durum Raporu /oniki

Geçtiğimiz günlerde Ebabil Yayınları'nın şiir dizisine yeni bir kitabın eklendiğini öğrendim. Aşkar Dergisi'nde şiirlerini okuduğumuz, ilk şiir kitabı olan Paslı Çiçek'in şairi İrfan Dağ'ın şiir serüveni devam ediyor. Şair ikinci şiir kitabı olan Nenem Bir Çiçek ile bizleri selamlıyor. Okuru bol olsun, muhatabını bulsun. 

Güzel dostum Ubeydullah Öz'ün Adamkarga isminde bir blogu ve YouTube kanalı var. 14 Mayıs 2022 tarihinde YouTube kanalından yayınladığı bir radyo oyunu ile hepimizin yüzünde tebessüm bıraktı. Yaz ile Kışın Kavgası başlıklı radyo oyunu aslında bir masalmış. Ubeydullah'ın hazırlayıp yönettiği bu radyo oyununda seslerin sahipleri ise henüz birer ortaokul öğrencisiymiş. İyidere Merkez Ortaokulu'nda görev yapan Ubeydullah, öğrencileri ile birlikte geleceğe çok güzel ümitler serpiştirmiş. Yarın (20 Mayıs 2022) akşam saatlerinde yeni bir radyo oyunu ile aynı YouTube kanalında bizlerin karşısına çıkacaklar. Merakla bekliyor olacağız.

11 Ekim 2021

Durum Raporu /beş

Yeni Başlangıçlar başlıklı yazımda da ifade ettiğim üzere Eylül ayı itibariyle hayatımda bir takım değişiklikler oldu. Bunlardan birisi Eğitim Yönetimi alanında Tezli Yüksek Lisans programına kabul edilişimdi. Geçen hafta Perşembe günü itibariyle fakültede derslere başlamış oldum. Aslında iki haftadır dersler başlamış fakat ben fark etmemişim. Dört dersimiz var. Eğitim Yönetimi, Eğitim Yönetiminde Liderlik, Bilimsel Araştırma Yöntemleri ve Eğitimde Denetim. Hafta sonumun bir kısmını ise bu dört temel dersin ödevlerini hazırlamakla geçirdim. Umarım her şey yolunda gider ve başarılı olurum. Yıllar sonra yeniden fakülteye öğrenci olarak kabul edilmek ve o sıralara öğrenci olarak oturmak benim için heyecan verici oldu. Bu arada fakülte kantininin masa sandalyeleri benim öğrencilik yıllarımdaki masa sandalyeler ile aynı. Özellikle sandalyelerin oturulan kısmının süngerleri dışarı çıkmış, kumaşlarının rengi yeşilden siyaha evrilmiş. Bence kantinin yenilenme zamanı gelmiş.

***

Kış yaklaşıyor. Geçen hafta soğuklar başladı. Gerçi son üç gündür yazdan kalma günleri yaşıyor olsak bile sıkı giyinmezsem hasta olabilirim. Biz kış mevsimine hazırlıklarımızı bitirdik sayılır. Toplamda on beş litrelik turşu hazırladık. Bununla birlikte konservelerimizi de tamamladık. Evin genel temizliğini bitirip, halılarımızı yıkamacıya gönderdik. Şimdi gönül rahatlığıyla kışı karşılayabiliriz.

16 Haziran 2021

Durum Raporu /bir

YouTube'da keyifle takip ettiğim kanallardan birisi de Anatolian Rock Revival isimli kanal. Aşağı yukarı beş yıldır bu kanalın abonesiyim. Beni tanıyan insanlar Anadolu Rock müzik türüne karşı ilgimin olduğunu bilir. Dinlediğim şarkıların kaydını tutsaydım sanırım o şarkıların yarısı kadarı bu türe ait olan şarkılardan olurdu. Müzik listemde Erkin Koray, Cem Karaca, Barış Manço, Ersen ve Dadaşlar, Moğollar, 3 Hürel, Aziz Azmet, Grup Bunalım gibi bir çok sanatçı ve grup var. Sözünü ettiğim Anatolian Rock Revival isimli YouTube kanalına döneyim. 

Aslında YouTube kanalı olarak sizlere sunduğum şey bir sanat projesi. Bu sanat projesinin amacı ise Türkiye'nin Rock tarihinden (1964-1980) pek bilinmeyen eserleri gün ışığına çıkarmak; herkesin duymasını, öğrenmesini sağlamak. Projenin en beğendiğim tarafı ise şu oldu. İfade edildiği üzere Rock tarihimizde kıyıda köşede kalmış kıymetlerimizi bize sunuyorlar. Bu paylaşımları şarkıların ruhuna uygun hazırlanmış özel illüstrasyon eserlerle yapıyorlar. Ben bu projeyi kıymetli buldum.

4 Haziran 2015

Bir Şarkı Bulacağım Kendime Hoşbulduk Diye

Mayıs'ı geride bıraktık. Uzun yağmurlarla geçti bütün bir bahar mevsimi. Güneşli günleri pek az görsek de şikayetçi sayılmam bu durumdan. Nicedir ihmal ettim buraları. Malum ya, pek yoğunum, başımı kaldıracak vaktim var, o vakitlerde de biraz kendime zaman ayırıyorum. Kadınlardan çok duyuyorsunuzdur bu cümleyi. Kendime zaman ayırıyorum, bazı isanlar garipsiyor bir erkeğin kendisine zaman ayırmasını. Kitap okumak, hoşuma giden müzikleri dinlemek ve filmleri izlemek, iç dünyama çekilip geçmişi - bugünü - geleceği düşünmek. Bunları yapıyorsa insan kendisine zaman ayırıyordur sanırım.

Her neyse... Şu son haftayı dostlarımla geçirdim. Uzaklardan gelen dostlarım vardı. Ubeydullah Van'dan geldi. Nicedir bir araya gelememiş, çayımıza ortak olmamıştık. Güzel, verimli, dolu dolu vakit geçirdik Ubeydullah, Mete ve ben. Dergimiz ile ilgili şeylerden konuştuk. Sert bir Türk kahvesi ile hatırlaştık yine. Bir de Mardin'den, uzaklardan bir dostum geldi, Burak... Beyoğlu'nda kucaklaştık, hasretimizi giderdik. Ertesi gün ise at çiftliğine gittik, yedi sekiz arkadaş. Semaver, sohbet ve şehirden uzak, ruhumuzu okşayan sessizlik. Bir sonraki gün ise pikniğimiz vardı. Haziran, benim için çok güzel başladı. Özlemini duyduğum iki güzel insan ile karşıladım yaz mevsimini.

Son olarak Karanfil Fanzin'in Haziran sayısını hazırladık. Karanfil Fanzin'de bir takım yeniliklere gittik, ileride bunlardan bahsedeceğim zaten sizlere. Şimdilik hoşçakalın.

18 Mayıs 2015

Çocukluğumda Kalan Arkadaşlarım

Ubeydullah kardeşim "çocukluk arkadaşları" temalı bir yazı zincirine benim katkı yapmam için göz kırpmış. Hepimizin çocukluğunun ilk yıllarında kendisine yer bulmuş ve daha sonra çeşitli nedenlerle hiç görüşememiş, nasıl - nerede - şimdi ne yapıyor gibi soruları cevap kalmış arkadaşları vardır. Ben de çocukluğumda kalan ve bir daha görüşme şansımın olmadığı (olamayacağı) arkadaşlarımdan bahsedeceğim sizlere.

Henüz birinci sınıftayım. Onu siyah renkli, sarı çizgili çizmeleriyle hatırlıyorum. Adı Yunus'tu. Eşref Öğretmenim bir müddet beni Yunus ile sıra arkadaşı yapmıştı. Üç numara kesilmiş saçları, şişmanca parmakları ve beslenme çantama takılan gözleriyle hatırlıyorum onu. Yemek yemeyi çok severdi ve ister istemez beslenme çantamı bazen onunla paylaşmak zorunda kalıyordum. Ona dair unutamadığım hatıram ise mavi renkli mekanik kalemi karşılığında beslenme çantamdaki yiyeceklerinin tamamını satın almak istemesi. Ben ise kabul etmemiştim.

15 Nisan 2015

Beğendiğim Hint Filmleri

Hint filmlerinden bir kolaj

Merhabalar olsun. Şu sıralar biraz yoğun geçiyor günlerim. Dergi ve fanzin koşuşturması beni biraz yordu. Ama şikayetçi değilim. Bu yorgunluk hoşuma gidiyor. Sanırım bir süre bu koşuşturmaya ara verip önceliklerime dönmem gerekiyor. Her neyse. Bu yoğunluk arasında ne vakittir yazmayı düşündüğüm şeyler aklıma geldi. Hint sinemasından bahsedeceğim. Benim Hint sineması ile tanışmam bir kaç sene önce Shahrukh Khan filmleri ile oldu. Ubeydullah, o dönemleri iyi bilir. Daha önce Hint sinemasından elbette haberdardım. Ama abidik gubidik kanallarda abidik gubidik Hint filmlerinden fazlası değildi bu haberdarlık. Oysa öyle olmadığını anladım. Sonra Aamir Khan isimli bir diğer Khan'a denk geldim. Onun filmleri de hoşuma gitti. Ama Shahrukh Khan kadar değil. Sonra Selman Khan'ı gördüm listede. Ama onun tarzını beğenmedim. Oyunculuğuna bir şey demiyorum. Sadece aksiyon filmleri, vurdulu kırdılı macera filmlerini sevmiyorum ben. Fazla uzatmadan bende yeri ayrı olan ve izlemekten sıkılmadığım Hint filmlerini beğeni sırama göre sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz da yorumlarımı...

23 Kasım 2014

Doğum Günleri, Yılın İlk Karı ve Diğerleri

Fotoğrafı evimin balkonundan dün öğle saatlerinde çektim. Tam boyutuna buradan bakın.

Kasım ayı için son haftaya giriyoruz yarın. "Anneee, hasta oldum" başlıklı yazımda grip felaketimden bahsetmiştim. Soğuk algınlığını ve gribi atlattım. Beni hayli uğraştırdı ama şükür ki hastalıktan ayağa kalkabildim. Yılın ilk kar yağışını karşıladık. Takvimler 22 Kasım'ı gösteriyor. Saat gecenin üçü. Lapa lapa kar yağıyor, nihayet Sivas iklimine kavuşuyor. Bir kaç yazı öncesine kadar kar yağışlarını özlediğimi ifade etmiştim sizlere. Hayli gecikmişti çünkü. Sivas'ın aylık hava tahminlerine baktığımda Kasım ayının sonunu işaret ediyordu. Ama hava tahminleri yanıldı bu kez. Meteorolojiyi mahcup ettik. Her neyse. Biraz can sıkıcı bir durum var. Hava sıcaklıkları hayli düştü. Dün kar yağışı vardı, yumuşak bir hava ile merhaba dedik yeni güne. Bugün ise -7 dereceyi gördük. Öyle ki hissedilen sıcaklık -10 derece civarındaydı.