20 Haziran 2022

Durum Raporu /onüç

Uzak Haziranlar başlıklı yazım ile karşıladığım Haziran'ı neredeyse bitirmek üzereyiz. Geçtiğimiz Cuma günü okullar yaz tatiline girdi, öğrenciler karnelerini aldı. Liseden mezun olan genç dostlarımız lisans eğitimleri için sınavlara girdi. Bizler de bütün emek veren, çalışan, hayal kuran genç dostlarımız için dua edip, iyi dileklerde bulunduk. Her birine başarı, sağlık ve aydınlık bir gelecek diliyorum.

Aşkar Dergisi'nin 60. sayısında yayınlanan Adı Haziran Olsun başlıklı şiirimin ardından altı aydan daha fazla bir zaman geçti. Bu süre zarfında akademik çalışmalarıma ağırlık verdim. Bu çalışmaları da Durum Raporu'nun diğer yazılarında sizlerle paylaştım. Alanımın Eğitim Yönetimi olması sebebiyle eğitime ve yönetime dair makaleler ve çeşitli metinler okudum. Çeşitli kongreleri takip ettim ve bu kongrelerden birisinde (ICAR Kongresi) çalışmalarımı katılımcılarla paylaştım. Bütün bunlar beni edebiyat, sinema, tiyatro gibi keyifle bulunduğum alanların dışına çıkardı. Yaşamamın hep bir yerinde var olan edebiyattan uzaklaşmak içimde garip bir boşluk oluşturdu. Çünkü edebiyat estetiği, üretmeyi, değer katmayı ve söyleyecek sözümü canlı tutmama yardımcı oluyor. Ayda bir kaç defa da olsa bloguma eklediğim çeşitli yazılar sayesinde bu boşluk hissinden uzaklaşmaya çalıştım.

Bu durum ben de edebiyata dair heyecanımın eksilmesiyle karşılık buldu. Belki de okumak için bir süredir beklettiğim kitaplara dönmenin artık zamanı gelmiştir. Belki yirmili yaşlarımda büyük keyifle ezberleyip kendi kendime defalarca okuduğum şiirlerin kapısına yeniden dikilmenin zamanı gelmiştir. Belki de yeniden bir çay ocağında, küçük bir masanın etrafında yan yana dizilip, dumanı üzerinde tavşan kanı çayları iki parmağımızla tutarken, küçük adımlarımızın ne büyük güzellikler doğurduğunu hatırlamanın zamanı gelmiştir.

Yaklaşık dokuz, on aydır üzerinde emek harcadığım bir şiirim var. Bu şiirimi bitirdim ve Aşkar Dergisi'nin 63. sayısında yayınlanmak üzere derginin e-posta adresine gönderdim. Biraz önce ifade ettiğim heyecan eksikliği ve boşluk hali bu şiir ile son buldu. İç dünyamda bir rahatlama ve bu anlamda tamamlanmış olma hissini yaşadım. Bazen bir şiir, bir kitap, bir film yahut bir şarkı başka eserlere de kapı aralamakta. İşte böyle bir tazeliği ve kuvveti içimde hissetmişken güzel bir haber aldım. On yıldan fazladır dostluğumuz bulunan Ubeydullah ve Mete Serazat isimli bir e-dergi çalışmasının içinde olduklarını söylediler ve Ubeydullah, yılların ardından yeniden bir derginin iki kapağı arasında eserlerimizle bir arada bulunmayı teklif etti. Onun bu teklifi duyduğum heyecanı artırdı. Serazat'ın kelime anlamını araştırdım. Bir kaç anlamı varmış. Özgür kafa, başıboş gibi anlamlara geliyormuş. Dergi hakkında daha fazla bilgiye şu adresi kullanarak ulaşabilirsiniz.

***

1 Haziran 2022 tarihinde 1999 model Toyota Corolla marka 1.3 benzinli aracımızı sattık. Ailecek bu aracımız ile duygusal bir bağ kurmuştuk. Satın aldığımız dönemde yaşadığımız süreci Blog Sözlük'te yazdığım şu enrty ile anlatmıştım. Terra'nın yerine ise 2 Haziran 2022 tarihinde hedefimizde olan 2020 model Fiat Egea marka 1.4 benzinli, beyaz renkli aracımızı satın aldık. Fiat Egea'yı tercih edişimizde belli başlı sebepler vardı. Bunları sıralayacak olursam;

  • Uygun fiyatlı olması
  • Bakım maliyetlerinin ve yedek parçasının ucuz olması
  • Henüz iki yaşında olması
  • Kilometresinin henüz 3.000'de olması
  • Fabrika garanti süresinin devam ediyor olması
  • Bagaj hacminin ve iç hacminin çok geniş olması
  • Satmak istediğimiz zaman kolayca satabilecek olmamız
  • Her şeyiyle makul gibi geldi.
İnşallah sağlıkla, keyifle uzun yıllar bize hizmet eder ve biz de "Beyaz Güvercin" ile çokça hatıralar biriktiririz. Bu arada diğer aracımıza ben "Kurbağa Göz" diyordum, farlarının yuvarlak olmasında dolayı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloguma ziyaretiniz için teşekkür ederim. Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilir, yorum yaparak katkıda bulunabilirsiniz. Yeniden görüşmek ümidiyle...