29 Temmuz 2021 Perşembe

Durum Raporu /üç

Temmuz ayının bizim için hareketli başladığından söz etmiştim. Muğla tatili, kurban bayramı, yolculuklar falan derken Temmuz ayı hayli uzun geldi. Şimdi ne kadar çok şey yapmışız diyorum. Bu durum bana şunu hatırlattı. Bir günü verimli bir kullandığımızda, iyi değerlendirdiğimizde, geride bıraktığımız o gün diğer günlere nazaran daha uzun geliyor. Fakat günü iyi değerlendirememişsek, verimli kullanamamışsak o gün çabucak bitiyor ve yaşanan güne dair akılda kalıcı bir şey olmuyor. Tabi, bu yazdıklarım tamamen kişisel tecrübelerime dayalı ifade ettiğim durumlar.

Şuan yaz dönemindeyiz. Gün ışığının daha uzun süre yeryüzünde kaldığı bir dönem. Ben böylesi yaz dönemlerinde sanki daha çok yaşıyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. Daha önce de sizinle paylaşmış olmalıyım. Mevsimler arasında en çok sevdiğim yaz mevsimi, aylar arasında ise Haziran... Bak şimdi burada bir tezat var. Yaz mevsimini ve Haziran ayını severim dedim ama yaşadığımız şehir tam bir kış şehri. Eskiden bizim için Haziran'ın ve yaz mevsiminin gelişi, tatili - memlekete gitmeyi - sokakta doya doya oyun oynamayı ifade ederdi. Belki de bu yüzdendir Haziran aylarına olan düşkünlüğüm.

28 Temmuz 2021 Çarşamba

Sözün Özü Gönül Gözü

Aşkar Dergisi vasıtasıyla kendisinden ve şiirlerinden haberdar olduğum Cevapsız Aramalar'ın şairi Hüseyin Karacalar, bir süredir Aşkar Dergisi'nin internet sitesinde notlarını ve yazılarını yayınlıyor. Maddeler Halinde başlığı altında işaret ettiği, etkilendiği, gündeminde yer bulan bir çok şeyi okuru ile paylaşıyor. Ben de bu yazımda Hüseyin Karacalar'ın Maddeler Halinde dizisinin 19. maddesinde değindiği bir konu üzerine yazmak istedim.
19. Dergâh dergisinin 301. sayısında altını çizdiğim bir cümle: “Batı göz medeniyetidir.” “Görme konuşmadan önce gelir.” demiş J. Berger.

Doğu nedir peki? Söz medeniyetidir, dersek doğru olur mu? Tabii bir de okuduğum yazıda Muhsin Mete’nin vurguladığı “gönül gözüyle hakikati görme” var değil mi? Biz gönül gözüyle görürüz.

Şairin de dediği gibi, biz gönül gözüyle görürüz. Peki gönül gözüyle görebilmek ne demek? Gönül ve göz kelimeleri ne anlama geliyor? Yunus Emre, "Bir kez gönül yıktın ise, kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil" mısralarıyla bize neyi anlatmaya çalışmıştır. Bu konuda Yunus Emre'ye ve onun şiirlerine yaklaşmalıyız. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi'nin 26. sayısında Esra Akbalık'ın Yunus Emre'nin Şiirlerinde Gönül İmgesi başlıklı makalesi bu yaklaşımda işimize yarayacaktır. Makale genel hatlarıyla aşağıdaki konu başlıkları ile çerçevelenmiştir.

18 Temmuz 2021 Pazar

Aşkar Dergisi’nin 59. Sayısından Mısra Seçkisi

Durup bir bak dedim dostuna o da döndü postuna

Beraber kibri kucakladınız ayrı ayrı postlarda

Sahi namaz kılınır mı postunuzda

Feragat, Aziz Mahmut Öncel


kredileri var, yalandan gülümseyen kişisel asistanlar

bankaları var, onlarca banka hem de

borçları var, minimum tutarları, asgari yaşamaklar

odamda görüşebilir miyiz?

Kredili, Özgür Ballı

17 Temmuz 2021 Cumartesi

Aşkar Dergisi’nin 59. Sayısı Çıktı

Aşkar 59

Üç aylık yayın periyodu ile okuruna ulaşan Aşkar Dergisi’nin Temmuz – Ağustos – Eylül 2021 tarihli 59. sayısı çıktı. Şiir, Öykü, Söyleşi, Taarruzname, Mesuliyet Meselesi ve Sinema – Kitap olmak üzere altı bölümden müteşekkil olan Aşkar’ın bu sayısı Aziz Mahmut Öncel’in Feragat isimli şiiriyle başlıyor. Özgür Ballı, Hıdır Toraman, Yunus Emre Altuntaş, Çağrı Subaşı, Burak Çelik, Faysal Soysal, Şahin Parlak, Ayşe Nur Kaymak, Leyla Arsal, Elif Aşîran, Kemal S. Sayar, Belya Düz, Doğanay Dağlar, Abdurrahman Akpınar, Süreyya Altunkara, Ahmet Emerce, Cumali Yakan ve Murat Özel bu sayının şairleri arasında.

Derginin öykü bölümünde ise bizi dört öykü karşılıyor. Özay Erdem, Mehtap Nas, Cahit Çelikel, Ümit Polat ve Hatice İbiş öykü bölümüne katkıda bulunan isimler. Bu sayının söyleşisinde Soner Aydın sorularını Akif Hasan Kaya’ya yöneltiyor. Akif Hasan Kaya’nın beşinci öykü kitabı olan Serçe Risalesi üzerine konuştular.

Derginin her sayısında okumaya alışık olduğumuz Özgür Ballı’nın Bence’si bu sayıda Taarruzname bölümünü başlatan yazı olmuş. Mustafa Melih Erdoğan Yıldızlı Semalardaki Haşmet – “Bir Yusuf Masalı” Hakkında – başlıklı yazısıyla ve Abdurrahman Akpınar’ın Eksik Borç – 2 Zaman ve Şiir başlıklı yazısıyla okurunu bekliyor olacak.

13 Temmuz 2021 Salı

Durum Raporu /iki

Temmuz ayı bizim için hareketli başladı. 2 Temmuz'dan 11 Temmuz'a kadar bir haftalık iznim vardı. Bu bir haftalık izni Muğla'nın Ortaca ilçesine tatile gitmek ile değerlendirdik. Sivas'tan hareket edip sırasıyla Kayseri, Nevşehir, Konya, Aksaray, Isparta, Burdur'dan geçip 14 saatlik bir yolculuğun ardından Muğla'nın Ortaca ilçesine ulaştık. Geçen yıl ki tatilimiz Karadeniz tarafındaydı. Amasra'ya gitmiştik. Bu yıl biraz Ege olsun biraz Akdeniz olsun dedik. Ortaca'nın doğal güzellikleri bizi çok etkiledi. Şimdi gezip gördüğümüz yerlere ait düşüncelerimizi paylaşalım.

İztuzu Plajı

Bu plaj Caretta Caretta Kaplumbağalarının yumurtlama alanıymış. Konakladığımız eve yaklaşık 20-25 km mesafedeydi. Sabah saatlerinde rüzgarsız olan hava öğleden sonraları rüzgarlı oluyor ve rüzgarında şiddetiyle bazen küçük kum fırtınaları ziyaretçilerini rahatsız ediyor. İztuzu Plajı'nda deniz ve zemin harika. Yüz - yüz elli metre açılmamıza rağmen yine de derinleşmiyor. Denizin içinde yürüdüğümüz zaman ise adeta ipek bir halının üzerinde yürüyormuş gibi bir his uyandırdı bizde. İztuzu'nda yaralanan Caretta Caretta kaplumbağalarının tedavisi için bir merkez de açılmış. Sonradan okuduğuma göre bu plaj 2013 yılında Avrupa'nın en iyi plajı seçilmiş.

Sarıgerme Plajı

Ziyaret ettiğimiz bir başka plaj da Sarıgerme Plajı oldu. Ulaşım konusu İztuzu'na göre daha rahattı. Konakladığımız eve olan uzaklığı ise yine 20-25 km kadardı. Yeme - içme bölümünü değerlendirmedik. Fakat gördüğüm kadarıyla fiyatları gayet uygundu. Sarıgerme'de de tıpkı İztuzu'nda olduğu gibi deniz her yaştan insanın girebileceği kadar sakin ve sığdı. Bunun yanında bu bölgede deniz biraz daha dalgalıydı.

1 Temmuz 2021 Perşembe

Kullandığım İşe Yarar Android Uygulamaları


Akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. İşlerimizin büyük bir kısmını cebimizde taşıdığımız akıllı cihazlar sayesinde yürütüyoruz. Birbirimiz ile bu cihazlar üzerinden haberdar oluyor, yapıp ettiklerimiz hakkında insanlara bilgi veriyoruz. Geçmiş zamana dönüp şöyle bir baktığım zaman ilk android cihazımı 2013 yılında edindiğimi görüyorum. Samsung'un Galaxy serisinden çıkardığı B7510 isimli bir modeliydi. Dokunmatik ekranı ve fiziksel Qwerty klavyesi ile ihtiyaçlarımı fazlasıyla karşılayan bir telefon olmuştu. 2009 yılından beri blog yazıyorum ve blog dışında da yazdıklarımı paylaştığım yerler var. Bir yazıya başlarken veya bir yazıyı geliştirirken kalem kağıdın dışında akıllı bir cihaz üzerinden bu işi yapmak gerçekten büyük kolaylık. Şuan kullandığım akıllı telefon ise 2018 yılında satın aldığım bir cihaz. Lenovo'nun P2 modeli. Bu telefonu tercih ederken öncelediğim en önemli kriter pil gücü olmuştu. Ben yakın bir zamana kadar sık sık uzun süren yolculuklar yapan birisiydim ve yolculuklarımın uzun sürmesi sebebiyle telefon şarjım olmayacak yerde biter, beni zor durumda bırakırdı. Bu durumun önüne geçmek için bu telefonu tercih etmiştim. Şimdi yazının özüne dönelim. Bu yazımda sizlere kullandığım işe yarar android uygulamalarından söz edeceğim.