6 Temmuz 2015 Pazartesi

Türk Sinemasındaki Okul - Kolej Temalı Filmler

Sizlere bu yazımda sinemamızda kolej - okul temalı filmlerden söz edeceğim. Daha önce birkaçını tekrar ve tekrar izlediğim filmler arasında melodram, romantik güldürü ve didaktik yapıda olanlar vardı. Sinemamıza genel bir bakış açısıyla yaklaştığımız zaman ağırlıklı kullanılan temanın melodram olduğunu görürüz. Zengin kız fakir oğlan yahut tam tersi olan konuları bir çok filmde yakalarız. Fakat ekseriyetle mutlu bir netice ile karşılaşır, son yazısını gönlümüz rahat bir şekilde karşılarız. Dönemin sinema yıldızlarınca bizlere sergilenen bu filmlerde jönprömiyerler, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Orhan Günşiray, Göksel Arsoy, Ayhan Işık, İzzet Günay, Tamer Yiğit, Fikret Hakan vardır. Aklıma ilk gelenler bu isimler oldu. Sinemanın  Şimdi Sadri Alışık'ı bu isimler arasına katmayışıma şaşırdığınızı hissediyorum. Sadri Alışık'ı jönprömiyer olarak kabul etmiyorum ben. O genç aşık rolünden daha çok orta yaş (yer yer orta yaşın üzerinde), daima hüzünlü fakat daima hayatın içinden bir adam. Şu halde konuyu fazla dağıtmadan bu yazının gayesine bir dönüş yapalım.

HABABAM SINIFI


Bir filmin müzesi olur mu hiç. Bu film Hababam Sınıfı ise filmin müzesi bile oluyor. Rıfat Ilgaz'ın Kastamonu Lisesi'ndeki anılarından hareketle yazdığı Hababam Sınıfı isimli kitabı Stepne mahlasıyla yayınlar. O yıla kadar yazdığı herhangi bir eserden para kazanmamış ya da telif ücreti almamıştır. Yazdığı bu kitap büyük bir alaka görür. Kısa sürede sinema ve ses mecmualarıyla yarışır hale gelir. Rıfat Ilgaz'ın isminin önüne geçmiştir Hababam Sınıfı. Fakat bab-ı ali'de meskun bulunanlar Hababam Sınıfı'nı yazanın Rıfat Ilgaz olduğunu bilmemektedir. Rıfat Ilgaz Hababam Sınıfı'nın ikinci kitabını bu kez eser sahibi olarak kendi ismini kullanarak neşreder. Bu olaydan Rıfat Ilgaz şöyle bahsetmekte. Filmi izlemeyen olmadığından filmde kimler oynuyor, filmin konusu yahut konunun işlenişi nasıl gibi başlıklara girmeyi yersiz ve gereksiz buluyorum. Sinema tarihimiz adına önemli filmlerden birisi. Hem edebiyat namıma hem sinema namına kült kategorisine alınan bir eser. 


Hababam sınıfı bahsini kapatmadan evvel değinmek istediğim bir konu var. Her alanda olduğu gibi sinema sahasında da halk tarafından benimsenen, içselleştirilen bir yapım, bir eser sömürülme durumu ile baş başa kalıyor. Hababam Sınıfı esas kadrosunun dışında bir çok defa Hababam Sınıfı devam filmleri çekildi. Sadece maddi bir kaygı güdülerek sinemaseverlerin karşısına sunulan bu filmler Hababam Sınıfı'nın halk üzerinde bıraktığı etkiyi kazanacakları paralar için kullanmak istemişti.


Sinemamızda bir çok filmin kayıtları çürümekte. Öyle ki 70'li yıllarda çekilen filmlerde bile kayıtlar deforme olmuş durumda. Bu filmin serisi içinde aynı şey söz konusu idi. Fakat bundan birkaç sene önce başlanan bir çalışmada filmlerin kayıtlarındaki bu çürüme giderilip (çürümeden kastım büyük beyaz lekeler) yüksek çözünürlüklü bir kalitede gösterilmeye başlandı. Bu gerçekten önemli ve atılması gereken bir adımdı.

ÇITKIRILDIM

Başrollerini Cüneyt Arkın'ın ve Filiz Akın'ın paylaştığı ayrıca Salih Güney'in de kötü adam olmadığı bir film. Özel Sahil Kız Koleji'nde göreve henüz başlamış bir öğretmen. (Galatasaray Lisesi'nin kız bölümünde çekimleri yapılmış). Şımarık bir kızdır Filiz Akın, babası (Hulusi Kentmen) hayli varlıklı bir ailenin reisidir. Haliyle şımarık ve her istediği olan bir kız. Orhan Öğretmen rolündeki Cüneyt Arkın ile dalga geçerler, öğretmenlerini tiye alırlar. Bütün bunları ise Filiz organize eder. Hayata toz pembe gözlüklerle bakarken Filiz, Orhan Öğretmen'den sınıfın ortasında okkalı bir tokat yer ve olaylar gelişir.


Ben filmi keyif alarak izledim. Yukarıdaki resmi paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız kalmıştım. Fakat zaten filmlerimizdeki son az çok tahmin edilebilir olduğundan paylaşma kararı aldım. Mutlu son ile bitiyor film. Filme getirilen bir eleştiri de var. Filiz henüz lise öğrencisi. Lise son sınıfta bulunan bir öğrenci. Orhan ise Filiz'in öğretmeni. İkisi arasında başlayan bir aşkı, sinema izleyecisine sunmak eleştiri alan konulardan birisiydi. Biraz daha somut bir ifadeyle öğretmen - öğrenci arasındaki aşkı konu edinmiş. Aynı oyuncuların kullanıldığı yine Cüneyt Arkın öğretmen rolünde olduğu ona Filiz Akın'ın eşlik ettiği bir başka film ise Cici Gelin. O filmi henüz izlemedim.

SIRALARDAKİ HEYECANLAR


Yunanistan'ın yüksek sinema yıldızlarından Aliki Vuyuklaki'yi ülkemizde şöhrete kavuşturan film olmuştur. Orhan Günşıray ile başrolleri paylaşmıştır. Ben filmi çok beğenmiştim. İki defa izledim. Filmi ikinci izleyişimden sonra film hakkında biraz daha araştırma yaptım. Beni hayli şaşırtan şeyler öğrendim. Filmin yönetmeni (adını unuttum şuan) bir yunan. Filmi aynı mekanlarda bir oyuncu eksilterek iki defa çekmiş. Filmi ikince defa çekerken başroldeki Orhan Günşiray'ı filmden çıkarmış. Onun yerine Yunan bir aktör kullanmış. Bunu niçin yapmış peki? Filmi Yunanistan'da da gösterime almak ve Yunanistan'da filme alakayı yüksek için. O yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasında yıllarca devam edecek olan bir sorunun başlangıcı vardı. Sorun çözülemez bir hal aldığında ise Türk hükumeti filmin gösterimini yasaklamış aynı yıl içerisinde.


Biraz daha filmden bahsetmek istiyorum. Aliki'nin ertesi gün sınavı vardır. Ders çalışmamıştır ve kendini sınava hiç hazır hissetmemektedir. Bunun  bir çaresini düşünür. Ve hasta numarası yapar. Aliki'nin ailesi endişe duyar bundan ve o sırada Yunanistan'da bulunan, ihtisasında şöhrete kavuşmuş bir hekim olan Orhan Günşiray'ın kapısını çalarlar. Ardından olaylar gelişir. Güldürü dalında gerçekten izlenir bir film çıkmış ortaya.

HEPİMİZ KARDEŞİZ


Cehaletin, okula ve öğretmene karşı düşmanlığın körüklendiği topraklar ve köy ahalisinin gözünün açılmaması için elinden geleni ardına koymayan bir ağa. İki düşman aile var köyde. Bir mesele yüzünden birbirleri ile kanlı bıçaklılar. Bu köye Cüneyt Arkın öğretmen olarak gelir. Köyün ve köylünün durumunu kısa sürede tahlil eder. Cüneyt Arkın ile başrolleri paylaşan ise Hülya Koçyiğit, Tamer Yiğit ve Aliye Rona'dır. Hülya ile Cüneyt birbirlerinden etkilenirler. Hülya saf ve temiz bir köy kızıdır. Daha önce pek az şehirli insan görmüştür. Hayli sempatik bir karakter olan bu kızını Hülya Koçyiğit başarı ile canladırmış. Aliye Rona ise iyi kalpli bir anne bu filmde. Onu gaddar kadın karakterleriyle tanıyorduk. Film sürpriz bir son ile bitiyor.

LEKELİ KADIN


Türkan Şoray şöhret basamaklarının henüz başındadır. Filmin künyesi perdede akarken o yazı gelir. "ve Türkan Şoray'ı iftiharla takdim eder." Esas kadın ise Neriman Köksal. Tanju Gürsu ve Hulusi Kentmen filmi zenginleştiren diğer isimler arasında. Film okul - kolej temasına bir yönüyle girdiği için yazıma alma ihtiyacı hissettim. Türkan'ın gittiği okul özel ve yatılı bir okul. Fakat henüz 17 yaşında (gerçekten Tükan Şoray 17 yaşındadır) olan Türkan okulunun en başarılı öğrencilerinden birisidir. Türkan'ın en yakın arkadaşı ise ele avuca sığmayan, neşeli bir kızdır. Fakat Türkan'ın bir problemi, bir üzüntüsü var. Yaz aylarında annesi onu tekrar okula gönderiyor, yaz aylarında da okulda kalmasını istiyor. Neriman Köksal anne rolünde. Türkan hem üzülmekte hemde annesinin gizemli tavırlarından niçin böyle yaptığını merak etmektedir. Ve okul kapanır. Herkes ailesinin yanına döner. Türkan yine okulda kalacaktır. Fakat son anda karar değiştirmiştir. Trene yetişmeyi başarır. Bir melodram filmi. Tavsiye ediyorum.

KÜÇÜK SEVGİLİM


Cüneyt Arkın İstanbul'da üniversitede doktordur ve derslere girmektedir. Cüneyt Arkın yeni gelmiştir. Ve okuldaki öğrenciler tarafından daha şimdiden kendinden söz ettirmiştir. Filiz Akın ise üniversitenin başarılı öğrencilerinden birisidir. İstanbul'un varoş mahallerinin birinde ablası birlikte yaşam sürmekte, ablası Filiz okusun diye gecesini gündüzüne katmaktadır. Ablası çok çalışmaktan ve zor şartlar altında yaşıyor olmaktan dolayı ağır bir hastalığa düşmüştür. Filiz'in derslerine giren Cüneyt Arkın Filiz'in ablasını tedavi etmek için evlerine kadar gider. Artık hikayemiz başlamıştır. Cüneyt Arkın'a ve hem Filiz hem de ablası aşık olmuştur. Dönemin diğer melodramlarından konu olarak ayrılan bir film. Sonradan öğrendim ki Filiz Akın'ın ablası rolündeki kadın daha sonra Selvi Boylum Al Yazmalı filminde Dilek Hanım rolünde oynamış. Şaşırtıcı bir bilgiydi çünkü. Diğer filmdeki fettan kadının yerini fedakar bir abla almıştı.
bitirimler sınıfı filminde perihan savaş'ın ayşe kadın yeme, tatlı meleğim'de türkan şoray'ın salçalı makarna yeme sahneleri nasıl efsaneyse küçük sevgilim'de de filiz akın'ın filmin onuncu dakikasında üç adet biber dolmasını midesine indirmesi enstantanedir. - ekşisözlük yazarı mefhumumuhalif
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM


Ediz Hun'un ve Hülya Koçyiğit'in başrollerini paylaştığı Hulusi Kentmen, Vahi Öz, Mualla Süer, Semih Sezerli, Süleyman Turan ve Necdet Tosun gibi usta isimlerin performanslarıyla filmi yükselttiği pek eğlenceli bir film olmuş. Filmin konusuna gelecek olursak... İstanbul'da özel bir kolej. İstanbul'un fabrikatörlerinin yaptırmış olduğu bir okul. Öğrencileri de o zengin ailelerin biricik oğulları. Hayata karşı umursamaz, sürekli eğlence peşinde koşan yirmi beş tane serseri. Müdürümüz Vahi Öz ise otorite sahibi olduğunu iddia eden fakat bir türlü sınıfı disipline sokamayan ve okul öğretmenlerinden Mualla Hanım ile gönül birlikteliği yaşayan birisi. Ediz Hun'un babası rolünde tahmin edeceğiniz üzere Hulusi Kentmen var. 

Her neyse olaya geleyim ben; Ediz Hun yeni gelen Hülya Öğretmen'e karşı küçük düşürücü ve öğretmenini alçaltıcı bir takım davranışlarda bulunmakta ısrarlı hareket eder. Hülya Öğretmen okula yeni gelmiş ve ailesine bakmak için bu serserilerin kahrını çekmeye mecbur birisidir. Nihayet Hülya Öğretmen, dayanamayıp, öğrencisinin yapmış olduğu bu küstahca davranışlara karşı bir tokat ile muamele eder. Ardından olaylar gelişir. Beni esas gülümseten ve belki de Hülya Koçyiğit'i filmden sonra rahatsız edecek olan şey şu oldu. Semih Sezerli, okula yeni gelen Hülya öğretmenin haberini sınıf arkadaşlarına vermek için heyecanla sınıfa girer ve arkadaşlarını etrafına toplar. Şöyle der: 
Öğretmenden öğretmene fark var oğlum. Bu bi başka. Türkan Şoray mübarek. Değme yıldız yanında 10 mumluk ampul gibi kalır.
ÖĞRETMEN KEMAL


Hepimiz Kardeşiz filmiyle aynı konuda bir film. Yine Cüneyt Arkın. Darbeden hemen sonra 1981 yılında çekilmiş. Filme katkıda bulunan ve takdir ettiğim bir başka oyuncu ise Fikret Hakan. Tam manasıyla didaktik bir film. Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun 100. yılı olması münasebetiyle filme alınan bir konu. Filmde en çok etkilendiğim ve beni duygulandıran sahne "et sırası" sahnesi. Köyün ağası bir koyun keser ve etini ahaliye dağıtmaktadır. Ahali ise bir parça et alabilmek adına neredeyse birbirini ezmekte, ağa da bu durumdan haz duymaktadır. Cüneyt Arkın artık isyan bayrağını çeker birbirini ezen insanlara karşı:
Okumayacaksınız, öğrenmeyeceksiniz, pislik içinde sefil kalacaksınız, çeşmenizde suyunuz akmayacak, elektrikten,radyodan, uygarlıktan uzak bir hayvan gibi yaşayacaksınız, cezalısınız, çekeceksiniz, sömürüleceksiniz, ezileceksiniz, ezilin, sömürülün yada gelin okullara...
ÖĞRETMEN


Bir Kemal Sunal filmi. 1988 yılına ait bir film. Hüsnü Öğretmenin köyünden İstanbul'a taşınmasını ve İstanbul'da verdiği hayat mücadelesini konu ediniyor. Kemal Sunal'ın güldürü - komedi filmlerinde dahi işlenen toplumsal temalar bu filminde zirveye ulaşmış ve Kemal Sunal üst düzey bir oyunculuk teşhir etmiş bizlere.

1 yorum:

  1. Güzel bir yazı olmuş. Acaba Bitirimler Sınıfı da bu listeye eklenebilir miydi?

    YanıtlaSil