21 Mayıs 2015 Perşembe

Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız...
Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!


Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.

19 Mayıs 2015 Salı

Kirli Siyah | Eyüp Aktuğ

Kirli Siyah
 
solgun bir gülüşün beklediği her neyse
şehir onu kaçırdı benden
taşlara kazınmış bir kelimeyi tekrarlayarak
bana uzaklık bağışladı toprak
toprak anlattı suyun nereye döndüğünü
bilmiyorum bunu nasıl dillendirir insan
içimi söken bulantıyı kim sahiplenir

ayakkabı numaram karşılamıyor yeryüzünü
kırılgan bileklerime sürtünüyor soğuk
bu kez başlamıyorum kitaba kaldığım yerden
anlıyorum bu onlar için makul bir sebepti
aynı uğursuzluğu tekrar edip durdular

uyku yiyen bir hikâyeyi zorladı dilime
dilim şişman dişlerim zarif değil

onu hiç öpmedim ama
izi kaldı dudaklarımda
neydi saçlarımda çağıldayan o hırçın şey?
oysa biliyordum
kalp yanlış anlamalarla çarpan bir şeydi
ve her şey bir yanılsamayla gösteriyordu kendini.

Eyüp Aktuğ, Karanfil Fanzin, 12

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Çocukluğumda Kalan Arkadaşlarım

Ubeydullah kardeşim "çocukluk arkadaşları" temalı bir yazı zincirine benim katkı yapmam için göz kırpmış. Hepimizin çocukluğunun ilk yıllarında kendisine yer bulmuş ve daha sonra çeşitli nedenlerle hiç görüşememiş, nasıl - nerede - şimdi ne yapıyor gibi soruları cevap kalmış arkadaşları vardır. Ben de çocukluğumda kalan ve bir daha görüşme şansımın olmadığı (olamayacağı) arkadaşlarımdan bahsedeceğim sizlere.

Henüz birinci sınıftayım. Onu siyah renkli, sarı çizgili çizmeleriyle hatırlıyorum. Adı Yunus'tu. Eşref Öğretmenim bir müddet beni Yunus ile sıra arkadaşı yapmıştı. Üç numara kesilmiş saçları, şişmanca parmakları ve beslenme çantama takılan gözleriyle hatırlıyorum onu. Yemek yemeyi çok severdi ve ister istemez beslenme çantamı bazen onunla paylaşmak zorunda kalıyordum. Ona dair unutamadığım hatıram ise mavi renkli mekanik kalemi karşılığında beslenme çantamdaki yiyeceklerinin tamamını satın almak istemesi. Ben ise kabul etmemiştim.

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Şiirdeki Çıkmaz ve Edebiyat Dergilerinin Jantiliği

Charlie Chaplin'in Modern Times filmi bu yazının bir dipnotudur.
Musluğu çevirirsin ve su akmaz. Önünde iki ihtimal vardır. Birincisi, suyu evinize taşıyan boruların içine bir şey tıkanmış olabilir. İkincisi ise şehrin suyu hangi kaynaktan temin ediliyorsa o kaynak kurumuştur artık. Bu örneği verişimin sebebi, bu durumları edebiyatımız ile karşılaştırmak ve sorunun nerede olduğunu anlamak. Okur kitlemin edebiyat dergilerini takip ettiğini varsayarak başlamak istiyorum. Umarım bu varsayımda isabetli hareket ederim. İkinci varsayım üzerinden başlarsam eğer...

Türk dilinin binlerce yıllık bir mazisi vardır. Kadim Türk medeniyetinin temellerini sahip olduğu yegane değer olan dili oluşturur. Bir kavim; sosyal, siyasal ve ekonomik yaşantısını dili nisbetinde düzenler. İnsan kelimelerle doğar, kelimelerle yaşar, kelimelerle düşünür ve kelimelerle yeryüzünde anılır. Bugün edebiyat musluğunu çevirdiğimizde musluktan su akmıyor, suya benzeyen ama bulantı verici bir kokuya sahip bir şey akıyor. Edebiyat şehrinin suyunu temin eden kaynak kurudu mu yoksa? Sözü uzatmaya gerek yok. Kurumadı. Bütün ihtişamıyla, bütün heybetiyle ve kadim tarihiyle o kaynak orada duruyor. Fransızların tabiriyle "camus" denilen hazine. Camus, sözlüğümüz. O halde sorun nerede? Sorun kaynakta değil şüphesiz.

15 Mayıs 2015 Cuma

İçimi Söken Bir Şeyler Var

onu hiç öpmedim ama izi kaldı dudaklarımda 
neydi saçlarımda çağıldayan o hırçın şey? (*)
Gravier, beni mutlu hatırla... Sesimi unutmaya başladığını hissediyorum. Neden böyle hissediyorum, inan bilmiyorum. Sabır göstermesini öğreniyorum. İçimi söken bir şeyler var. İçimi bulandıran, içimde tozu dumana katan, denizleri köpürten bir şey bu. Bir kalp bulantısı değil. İnsanın başı döner de, adımını nereye atacağını bilemez ya... Onun gibi bir şey bu da. Tarif edemiyorum, görüyorsun. Otomobil yolunun olmadığı bir yol buldum. Oraya gidiyorum. Bazen toprağa uzanıyorum. Gökyüzünü izliyorum. Bulutları inceliyorum, kuşları, rüzgarı görebiliyorum. Ellerimle dokunabiliyorum rüzgara. Biraz önce bahsettiğim düşünceye de o zaman kapıldım. İrkildim, sesimi unutmuş olmalı dedim, kendi kendime. Ben böyle hissedince, böyle düşününce ne yapacağımı bilemez oluyorum. Dünyanın neresine gidersem gideyim yabancılığımı beraber götüreceğim. Biliyorum bunu.

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Vesikalı Yarim: Çok Eskiden Rastlaşacaktık

VESİKALI YARİM 
“çok eskiden rastlaşacaktık” 


TAHLİL EDEN VE HAZIRLAYAN 
EYÜP AKTUĞ


Vesikalı Yarim, Türk sineması tarihinin iftihar filmidir. Daha önce film üzerine sayısız tahliller yapıldı, bir çok film eleştirmeni tarafından başyapıt olarak kabul edilen bu filmi enine boyuna incelediler. Vesikalı Yarim filmini ben de incelemek istedim ve bu çalışmayı hazırladım.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Hikayemiz Hiç Değişmez Oğlum


Hikayemiz hiç değişmez oğlum. Sende de, bende de, onda da, onda da, onda da... Bu zengin kızlarını seven fakir halk çocuklarının hikayesidir. Hiçkimse de değişmez. İyice tiye alırlar, matrak geçerler, romantik uyuzlarını kaşırlar bir müddet. Sonra baktılar ki iş ciddiye gidiyor. İki satır mektup cız. Boşla oltayı, al voltayı. Ne demiş Cames Bond. Paran varsa dünya sana aşık, züğürtlere yakışır tahta kaşık. Yaa işte böyle sen de benim gibi olma. Bakma işte, şu, şu mübarek şehre ne zaman gelsem bir efkar basar. İstanbul'un taşı toprağı hep o olur, karşıma çıkar. Ama seni de öyle yapmam. Eğer gerçekten seviyorsan kaçmak maçmak yok. Sonuna kadar mücadele edersin. Çekersin kolundan, ya bu iş nikah dairesinde biter dersin, yahutta, işte o kadar.
Sadri Alışık, Zeki Müren, Filiz Akın, Sevda Ferdağ ve Süleyman Turan... Esaslı bir kadrosu var filmin. Bu arada filmin adı Hindistan Cevizi. Filmin konusunu vermeyeceğim, temasını zaten anlamışsınızdır. Heyecanı kaçmasın. İlk izlediğimde çok beğenmiştim ben. Siyah Beyaz sinemaseverlerin çok beğeneceği bir film  olduğuna inanıyorum. Bu arada filmden bir bölüm seslendirdim, seslendirdiğim bölümü de yazıya almayı ihmal etmedim.

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.
Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor
İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Karanfil Fanzin #12: Nehirlerin Uğultusu Var Oldukça

Karanfil Fanzin'in 12. sayısı çıkıyor. Yine şiir, çeviri ve sinema bölümlerimiz ile karşınızda olacağız. Bu sayıda Arzu Görenay, yaşamının büyük bir kısmını akıl hastanesinde geçiren, Fransız sürrealist şiirinin en önemli temsilcilerinden Antonin Artaud'un Dark Poet isimli şiirinin çevirisiyle sayımızın çeviri bölümüne katkıda bulunuyor.

3 Mayıs 2015 Pazar

Göl Saati | Eyüp Aktuğ

Göl Saati

okuyamıyorum dudağında gezen şarkıyı
bir diz çözülmesiyle karşılık buluyorsun bende.
yağmura ve rüzgâra katıyorum sesini,
uzak ülkelerden haber getiriyor gözlerin
göçmen kuşlar dönecek der gibi.

bir lamba yakıyorum yüzünün ortasına
yeryüzünü böylece çıkarmış oluyorum aradan.
sonsuz sabahlar bırakıyorsun ellerime
göz çukurların diyorum bir şehre
tenhalık bağışlayacak kadar cömert.

Eyüp Aktuğ
(Karanfil Fanzin, 11)