15 Mayıs 2021

Bayram O Bayram Olsun

Yazıma başlarken bu vesileyle kıymetli okurlarımın Mübarek Ramazan Bayramını tebrik eder, Müslüman alemine hayırlar ve zaferler getirmesini dilerim.

Gün ışıdığında, güneşin ilk ışıkları pencereden süzülüp evimizin içine girdiğinde bizde bir heyecan başladı ki, sormayın. Bu bizim küçük ailemizin, ikinci bayramı. İlk bayramımız geçtiğimiz 2020 yılındaki Kurban Bayramı idi. Bu yıl eşimle bir aile olarak Ramazan Ayını ilk defa idrak ettik ve bayrama eriştik. Geçen yıl olduğu gibi yine heyecan ve sevinç ile karışık bir burukluk yaşadık. 

Bütün bir dünya olarak yaşadığımız Coronavirüs Salgını'na karşı alınan tedbirler kapsamında ilan edilen Tam Kapanma süreci dolayısıyla zorunlu bir ihtiyacımız olmadığı sürece evlerimizden dışarı çıkmadık. Aile büyüklerimiz, akrabalarımız, dostlarımız ve arkadaşlarımız ile bayramlaşmamızı telefonlar vasıtasıyla yaptık. Bugün buruk bir heyecanın içindeydik. Her ne kadar tam kapanma sürecinde evimizde kimseyi ağırlayamayacağımızı bilsek de yine de bayram çikolatımızı aldık. Yaşadığımız apartmandan kapımıza gelen komşu çocuklarına çikolata ikram ettik. Bu bile bizi mutlu etmeye ve içimizde heyecan oluşturmaya yetti.

28 Nisan 2021

Aşkar Dergisi'nin 58. Sayısından Mısra Seçkisi

 ... 

Zor değil kandırmak beni

Her ince tebessüm cem-i dünyada kanmaya değer

Başlatılmaya gelemem başlarım her nasılsa

...

Bizim mahalledeki caminin cemaati yok

ODTÜ'de ilahiyat olsa da olur olmasa da

Parodika, İdris Ekinci


Hangi oyuncağı bozdum Allah'ım

Hangi çiçeği kanarca sevmedim

Hangi çocukta sırlandi ki ahım

Ağız tadıyla diş çürütemedim

Hiç Komik Mi, Mustafa Melih Erdoğan 

Aşkar Dergisi'nin 58. Sayısı Çıktı

Aşkar 58
Aşkar 58

Aşkar Dergisi'nin 58. sayısı çıktı. Üç aylık yayın periyodu ile çıkan derginin Nisan - Mayıs - Haziran 2021 tarihli sayısı güçlü bir ses olarak okurunun karşısında. Aşkar Dergisi bu sayısında Şiir, Öykü, Söyleşi, Taarruzname, 10 Pasaj 1 Baraj ve Mesuliyet Meselesi olmak üzere altı bölümden müteşekkil.

Aşkar'ın bu sayısında şiire omuz veren 17 şair görmekteyiz. İdris Ekinci, Mustafa Melih Erdoğan, Hikmet Çamcı, Vural Kaya, Murat Özel, Muharrem Demirci, Abdurrahman Akpınar, Ahmet Emerce, Cumali Yakan, Rahime Kasım, Cihan Adıman, Yasin Fişne, M. Burak Çelik, Çağrı Subaşı, İrfan Dağ, Hüseyin Karacalar ve Özgür Ballı derginin şairleri arasında.

Derginin öykü bölümüne döndüğümüzde 10 sağlam öykü ile karşılaşmaktayız. Hüseyin Ahmet Çelik, M. Fatih Kutlubay, Merve Uygun, Muhammed Şahin, Nurhayat Güngör, Regaib Albayrak, Selim Baki, Sıddık Yurtsever, Veysel Altıntaş ve  Yunus Meşe öykü bölümüne katkıda bulunan yazarlar.

İki güzel söyleşi okurunu bekliyor. İrfan Dağ'ın sorularını yanıtlayan Mehmet Tepe şiire dair düşüncelerini de bizimle paylaşıyor. Bir diğer söyleşide ise Merve Uygun'un sorularını yanıtlayan Mahmut Sami Yıldız ilk kitabını konuşuyor ve buradan hareketle edebiyat izleğini okuruna sunmaya çalışıyor.

Taarruzname'de dikkatimizi çeken üç isim var. Osman Özbahçe, Özgür Ballı ve Abdurrahman Akpınar. Özgür Ballı, Bence başlıklı yazı dizisine bir yenisi daha ekliyor. Abdurrahman Akpınar "Eksik Borç" serlevhalı yazı dizisinin ilk yazısında Türkiye ve Türk şiiri arasındaki muhataplığı okurla paylaşıyor.

10 Pasaj 1 Baraj ise bildiğimiz gibi. Ümit Çiçekli'nin ve Çağrı Subaşı'nın çeşitli edebi metinlerden ve kitaplardan seçki halinde okuru ile paylaştığı 10 pasaj üzerine sağlam ve samimi yorumlarını keyifle takip etmekteyiz.

Bu sayıda Hasan Bazı ve Mehmet Raşit Küçükkürtül'ün metne döktüğü bir İsmet Özel konuşması var. İsmet Özel'in 17 Kasım 2011 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde "Şiir Kaymak Bağlarsa" serlevhası altında verdiği konuşmayı okumaktayız.

Veysel Altuntaş ve İsmail Karakurt Mesuliyet Meselesinde okurunu bekleyen yazarlar arasında.

Aşkar 58 dedi.

25 Nisan 2021

Rüzgarı Dizginleyen Çocuk

Rüzgarı Dizginleyen Çocuk, 2019

Bugün sizlere Birleşik Krallık yapımı dramatik bir filmden söz edeceğim. Chiwetel Ejiofor'un yazdığı ve yönettiği yapım William Kamkwamba adlı bir Malavili mucidin başından geçen olayları konu almaktadır. Küçük bir Afrika ülkesi olan Malawi’de 2002 yılında gerçekleşen büyük kıtlık sırasında yaşanmış etkileyici bir hikayeye tanık oluyoruz.

Hikaye daha önce 2013 yılında William and the Windmill isimli bir belgeselde de anlatılmış. Kahramanımız William Kamkwamba'nın yaşamını ve ilham verici serüvenini Rüzgarı Dizginleyen Çocuk isimli bir kitapta da anlatıldığını öğrendim.

Yaşanmış bir olaydan hareket eden filmde "Denersem yapabilirim." düşüncesiyle yola çıkıyoruz. Malawi'de yaşanan kıtlık artık dayanılmaz hale gelmiş ve William'ın etrafındaki insanlar teker teker ölmeye başlamıştı. Bununla birlikte bütün geri bırakılmış ülkelerde görüldüğü üzere Malawi'de de siyasi bir kaos vardı ve bu durum açlıkla da birleşince toplumsal olaylar ülkedeki karmaşayı artıyordu.

Böyle bir ortamda büyüyüp önce köyünün, şehrinin ve sonra ülkesinin umudu olan 14 yaşındaki William'ı ve Afrika'yı izlemek, açlığa, sefalete, cehalete, yozlaşmaya, rağmen çocuklarını okutmaya çalışan anne-babayı görmek filmin ruhu kucaklayan tarafları arasında.

22 Nisan 2021

Tamam Olma Gayreti

Ferruh Başağa'nın Barış İçin tablosu
"Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel ögelerinde meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın, varlıkların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır; onu arar, bulur. Her şey misli mislinedir. Aramızda karşıtların birbirini ittiğini , benzerlerin birbirlerini çektiğini, hemcinslerin birbiriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için söz konusu olmasın? Allah Adem’in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva'nın kendisinden bir parça bulmasında kılmıştır." 
İbni Hazm, Güvercin Gerdanlığı

İnsan temelde eksiktir. Bu insanda varoluşsal bir açmazdır. Temeldeki bu eksiğin farkına varabilmek için insan kelimesini tanımlamak ve tamamlamak gerekecek. Şeyh Sadi Şirazi'ye göre, insan, üç beş damla kan ve bin bir endişedir. İnsan eksik olduğunu idrak ettikten sonra, bu eksikliği kapatabilmek, tamamlayabilmek adına bir arayışın içine girer. İnsanın tamamlanmak adına giriştiği bu arayış boyunca tedirginlik, korku ve endişe kendisine eşlik edecektir. Burada sorulması lazım gelen soru şu olmalıdır.

21 Nisan 2021

Eve, Şarkıya, Kalbe

Nicedir kalemi kağıdı elime alıp, bir yazının yahut bir kitabın karşısına geçemedim, buralara uğrayamadım. Elbette bunun bir sebebi vardı. Artık zamanı geldi, diyerek uzun zaman sonra yeni bir yazı ile okurlarımı selamlamak istedim.

Hayat dediğimiz şey bana göre bir yerden bir başka yere ulaşma gayretidir. İnsan doğar, annesinin sütüne ulaşmak için gayret eder. Büyür, okula gitmek için gayret eder. Yetişkin olur, bir yuva kurmak için gayret eder. Yaşlanır, yaşamı boyunca edindiği birikim ile kendinden küçüklere yol gösterici olmak için gayret eder. Biraz düşündüğüm zaman bütün bu merhalelerin aslında aynı zemin üzerinde farklı zamanlarda ortaya çıkan durumlar olduğun anlıyorum. İlerleyişimiz, çabamız ve gayretimiz başından sonuna değin aynı zemin üzerindedir. Zeminin adı: Gurbet.

Vaktiyle Necip Fazıl Kısakürek'in Bir Adam Yaratmak isimli piyesini okumuştum. Piyeste Husrev adıyla tanıdığımız karakterin şu cümlesi, gurbet ismini verdiğimiz zeminin mahiyetini açıklıyor.

24 Kasım 2019

Senin Derdin Ne

Acelen ne, nereye gitsen dünyadır orası
Nereye gitsen etinde bir tırnak izidir
Adına yaşamak dedikleri

Nereye gitsen kırık camlar karşılar seni
Nereye dönsen yapışırlar yakana, hadi anlat anlatsana
Nereye koysan başını aynı düşünce, aynı çıkmaz, aynı sokak
Sen acemisisin bu yolun, gürültünün yabancısı kulakların
Bırak kirli kalsın dolaplar, senin olmayan balkonlar
Orada, uzayan, bitmeyen, gitmeyen grilerin arasında
Azalıyorsa gözlerin, kolların azalıyorsa, uykun daha hafifse şimdilerde
Bir maviyi ısrar ediyorsan, tükenip tükenip bitmiyorsa gün
Sana yeni bahaneler bulalım, çünkü sarılacak bahanelerin var
Yola çıkmak için, eve dönmek için, evden dönmemek için

Biraz uyu, uyandığında, uyuyup uyandığında şarkıyı başa al
Şimdi sana yeni bir oda, temiz dolaplar, çiçekli pencereler belki
Yetmez mi bütün bunlar durmayanı biraz durdurmaya

Senin gelmelerin mi, senin gidemeyişin mi
Kışlıkları da al gel
Sen öğrettin ya
Kırka kadar sayınca geçiyor bütün bunlar
Kırka kadar sayınca kahve daha köpüklü, her şey güzel
Her şey daha yakın, otobüs daha hızlı
Kırka kadar sayınca toprağın gevşiyor bak
Bahçen genişliyor, ağaçların yere seriyor dallarını
Derinleşiyor dilindeki çukur, sesin açılıyor, yeminler büyüyor
Saydamlaşıyor kapandığın duvar, bulanan su gösteriyor gizlediğini
Kırka kadar sayınca yeni bahaneler buluyorsun zili çalmaya
İnanıyorsun değil mi
Bütün bunlara ve bu anlattıklarıma

Sesin kesik kesik geliyor telefonlarda
Öksürüğünü gizlemiyor nefesini tutuşlar
Tekrar ediyorsun aynı cümleyi
Anlamak anlatmak için kendini kendi içini

Senin derdin ne
Senin derdin, dertlendiğin, iç geçirdiğin
Kalbin soğudu mu
Soğuttular mı seni, alıştın mı olup biten şeylere
Kimsecikler bilmiyor mu babanın dizlerini
Annenin avuçiçlerini ve kardeşinin camdan gözlerini
Bir çift kanat yok mu sende
İnce ince hesapla, formüller ara, basınç farkları falan
Yerçekimine karşı, anlatamadıklarına karşı
Bir çift kanat yok mu sende
Seni oralardan alıp getirmeye.

Eyüp Aktuğ
Aşkar Dergisi,  Temmuz - Ağustos - Eylül 2019, Sayı 51