30 Mart 2022

Gelin, Düğün ve Diyet Üzerine

Gelin, Düğün ve Diyet filmlerinin afişleri

Türkiye'de köyden kente göç 1950'li yıllarda başlamış ve özellikle başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir ve Adana gibi büyük şehirlerin nüfusu artmaya başlamıştır. Köyden kente yapılan göçler özellikle İstanbul özelinde değerlendirildiğinde büyük şehirlerin Anadolu'nun bir çok bölgesinden göç aldığı gözlenmektedir. Göçler neticesinde artan nüfus ile birlikte İstanbul'da yeni sorunlar, durumlar ve çözülmeyi bekleyen problemler doğmuştur. Türk sinemasında 1960'lı yılların sonu ve 1970'li yılların başı toplumsal gerçekçiliğin yükseldiği bir dönem olmuştur. Bu dönemde Lütfi Ömer Akad, Halit Refiğ Metin Erksan, Yılmaz Güney gibi yönetmenler dönemin sosyal ve kültürel yapısını ifade eden filmlerle izleyicisiyle buluşmuşlardır.

Lütfi Ömer Akad'ın sinema anlayışını, sinemamızdaki verimlerini ve Türk sinemasına kazandırdıklarını 11 Mayıs 2015 tarihli "Vesikalı Yarim: Çok Eskiden Rastlaşacaktık" başlıklı yazımda ifade etmiştim. Söz konusu yazımda Akad ve sineması için şu ifadelerde bulunmuştum.

"Lütfi Ö. Akad, Türk sinemasının “Koca Çınar” sıfatı ile anılan biricik yönetmeni. Literatürümüze “sinemacılar kuşağı” isimli bir kavram girmişse eğer bu Lütfi Akad marifetiyledir şüphesiz. Lütfi Akad’a kadar beyaz perdemizde tiyatro — sahne geleneği hakimdi ve filmler bu geleneği takip ederek çekiliyordu. Sinemamızdaki bu tiyatro geleneğinden, belirgin anlamda ilk kopuş ve gerçek manada sinema tekniğini uygulayış Lütfi Akad ile birlikte başlamıştır."

Türk sinemasında göç temasının işlendiği ilk film Halit Refiğ'in rejisör koltuğunda oturduğu ve kamera önünde Cüneyt Arkın, Tanju Gürsu ve Filiz Akın gibi oyuncuları izlediğimiz Gurbet Kuşları isimli filmdir. 1964 yılında gösterime giren bu filmden yedi yıl sonra, 1973 yılında Akad'ın göç temasını işlediği üçlemenin ilk filmi olan Gelin, 1974 yılında Düğün, 1975 yılında ise Diyet filmleri bu anlamda Türk sinemasında oldukça kıymetlidir. Gurbet Kuşları filminde Tahir Efendi ve onun iki oğlunun İstanbul'daki yaşam mücadelesine tanıklık etmiştik. Gelin filminde Hacı İlyas ve büyük oğlu Hıdır'ı, Düğün filminde Bekir ve Halil'i, Diyet'teki Bilal Usta'yı ortak paydada buluşturan nokta hep daha fazla kazanmak istemeleri ve bu kazanç uğrunda pek çok insani değerden vazgeçmeleri olmuştur.

Gurbet Kuşları, Gelin, Düğün ve Diyet filmlerinde yer alan karakterleri tahlil edersek eğer ortaya şöyle bir fotoğraf çıkmaktadır. Filmlere konu olan aileler taşradan İstanbul'a göç eden insanlardan oluşmaktadır. İstanbul'a daha rahat ve refah seviyesi yüksek bir hayat sürme umuduyla göç eden bu insanlar, hem şehir yaşamına ve şehirlilerin alışkanlıklarına ayak uydurmaya çalışırlarken hem de yetiştikleri toprakların kültürel değerlerini de muhafaza etmeye çalışmaktadırlar. Örneğin Gelin filminde Hacı İlyas'ın eşi, Veli'nin ve Hıdır'ın annesi rolündeki Aliye Rona sekansların birinde Meryem rolünü canlandıran Hülya Koçyiğit'e hitaben şöyle der:

"Burayı İstanbul belleme. İstanbul şu kapının ardı. Avlunun içi yine Yozgat toprağı!"

Şimdi bu üç filmi biraz daha yakından inceleyelim.

Gelin (1973)

Gelin, 1973

1973 tarihli Gelin filminde daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak isteyen Hacı İlyas ve ailesinin İstanbul'daki durumları anlatılır. Ailenin babası olan Hacı İlyas, şehrin kenar mahalle sayılabilecek bir bölgesinde bakkal işletmekte ve işlerini büyütmek için var gücüyle gayret göstermektedir. Hacı İlyas'ın Veli ve Meryem'den olma torunu Osman'ın ise önemli bir rahatsızlığı vardır. Kalbi delik olan ve bir an evvel ameliyat olması gereken Osman'ın tedavisi için para gerekmektedir. Anne Meryem dışındaki aile üyeleri bakkaldan sonra market açmanın hayalini kurmakta ve sermaye biriktirmektedir, Osman'ın ameliyatı için gereken paranın temin edilmesi sürekli olarak ertelenmektedir. Hülya Koçyiğit'in Meryem rolüyle, Ali Şen, Kamran Usluer'in ve Aliye Rona'nın müthiş karakter oyunculuklarıyla film benim için ayrı bir yere yükselmiştir.

Düğün (1974)


Düğün, 1974
1974 tarihli Düğün filminde Şanlurfa'dan İstanbul'a göç eden bir ailenin hikayesi anlatılır. Başlık parası, zorla evlendirme ve kadın haklar'ı gibi konularının da işlendiği filmde Zelha'nın kardeşleri için ailenin erkeklerine karşı gelmesi ve bunun için mücadele etmesi işlenmektedir. Bu filmde de başrolde Hülya Koçyiğit'i izliyoruz.

Diyet (1975)


Diyet, 1975
1975 tarihli Diyet filminde yine kırsaldan kentlere göç eden insanların yaşamlarına tanıklık ediyoruz. İlk iki filmde ailelerin şehirlere tutunma çabalarını ve insanların para hırslarını izlemiştik. Diyet filminde ise göç teması ile birlikte işçi-işveren arasındaki ilişkiyi ve sendikacılığın gelişim evrelerine tanıklı ediyoruz. Sendikaya ve işçilerin birlikte hareket etmesine karşı olan, işçileri ırgat olarak görüp, onları ağır şartlar altında çalışmaya, kısacası sömürüye zorlayan bir anlayışın varlığını gösteren Akad, buna karşılık insanların nasıl korkutulup, sindirildiğini de filmde işlemektedir.

Lütfi Ömer Akad'ın Türk sinemasının toplumsal gerçekçilik yönüne temel teşkil edebilecek kadar güçlü bu üç filmi hem konu ve öz açısından, hem de çekim teknikleri açısından değerlendirilmesi gereken filmlerdir. Türk sinemasını 1960'lı yıllardan günümüze değin incelediğimizde, sözünü ettiğim dönemin toplumsal gerçekçi filmlerinin sonraki yıllar adına cesaret ve ilham oluşturduğunu ifade edebiliriz. Yılmaz Güney'in Umut filmi de bu anlamda kırsaldan şehre göç eden insanların sosyokültürel durumunu yansıtmada önemli bir eser olduğu söylenebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloguma ziyaretiniz için teşekkür ederim. Bu içeriği beğendiyseniz paylaşabilir, yorum yaparak katkıda bulunabilirsiniz. Yeniden görüşmek ümidiyle...