Charles Baudelaire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Charles Baudelaire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2021

Mükemmeliyetçilik ve Tahammülsüzlük

Necip Fazıl Kısakürek hitab ederken

Necip Fazıl Kısakürek, şiirlerini hayranlık duyarak okuduğum şairlerden birisidir. Lise yıllarım, onun şahsiyetinden haberdar olduğum ve eserlerini okumaya başladığım dönemdi. Meşhur şiirlerini ezberlemeye gayret eder ve küçük arkadaş toplantılarında ezberlediğimiz şiirleri birbirimize okurduk. Eğer ki bu okuyuşumuz sırasında tökezlemez, hata yapmazsak şöyle bir göğsümüzü kabartırdık. Şiiri yazan bizmişiz gibi şiiri sahiplenirdik. Edebiyata ve sanata olan alakam Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerini okuyarak başlamış oldu. Hece veznine, şiirin kıymetini yükselten unsurlara ve söz oyunlarına bu küçük arkadaş toplantılarında çalıştık ve Necip Fazıl'a öykünerek onun gibi şiirler yazmaya gayret ettik. Yaşamını ve yaşamındaki dönüm noktalarını, etkilendiği ve etkilediği insanları okuduk. Böylece zihnimizde sanata ve sanatçıya dair bir zemin, bir çerçeve oluştu. Yaşamımın sonraki dönemlerinde de Necip Fazıl Kısakürek'in şahsiyetini ve sanatını anlamak için okumalarıma devam ettim. Bugüne kadar süregelen Necip Fazıl okumalarımda şunu anladım. Necip Fazıl Kısakürek sanatında ve yaşamında mükemmeliyetçi birisidir.

17 Ocak 2016

Quartier Latin'den Hareketle Fransız Şiirini Okumak


Quartier Latin, Paris’in meşhur semtlerinden birisi. Şöhreti Avrupa’yı aşan bir talebe mahallesi. Nihat Sami Banarlı’nın “Yahya Kemal’in Hatıraları” isimli kitabının “Fransa’da Şiir” bölümünde, Yahya Kemal, Quartier Latin’den şöyle bahsediyor: “1904’ten sonra, Quartier Latin’de, şiire gözlerimi açtığım vakit yirmi yaşımı doldurmuş bulunuyordum.” Yahya Kemal’in ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, dönemin şiiri Quartier Latin’de yazılmakta ve ülkemizden de birçok şairi etkileyen sanatkârlar – akımlar bu meşhur semtte ikamet etmektedir. Fransız sembolizminin kuramsallaşması ise işte bu muhitte olmuştur.

27 Temmuz 2015

Sular Yükselmeden Toprağı Anlamalıyım

Fyodor Dostoyevski'nin Ecinniler'de "Kendini feda etmekte bulduğu mutluluğu başka hiç bir yerde bulamaz insan." cümlesini kurarken nasıl bir ürperiş yaşadıysa, ağzından köpükler çıkararak kendini duvardan duvara vuran bir canlının nihayet hayat iksirine kavuşması gibi gözleri nasıl ışıldadıysa ve ruhunu sonsuz bir düzlüğe bıraktıysa, bu cümleden hareketle bir şeylerin keşfini yaşıyor olduğumu düşündüm. Dostoyevski'nin varoluşçuluk meselesine nihilist bir pencereden yaklaşması ve buna bir eleştiri getirmesi, hürriyet - mutluluk - benlik gibi ana kavramlar etrafında bir yolculuğa çıkmamı sağladı. Üzerinde kafa yorduğum ve anlamlandırmaya çalıştığım bu cümle eksikti. İnsan kendini feda etmeli, niçin feda etmeli, aradığı mutluluğu bulmak için, kime feda etmeli?

Bugün ikindi namazını müteakiben bir dostumla ve kıymetli bir büyüğümle buluştum. Sohbetimiz derinleşti, konu konuyu açtı, nihayet hür olmak, hürriyet sahibi olmak meselesine geldi. Üçüncü çay servisini alırken masamızda şu cümleler kuruldu: "Müslüman hür değildir. Özgür değildir. Senin bir arkadaşın, bir dostun, bir yakının, herhangi bir sıkıntıya düşmüş olsa ve senin kapını çalsa, onun derdini sıkıntısını çözebilecek olanağa sahip olsan, o kapına gelen insanı geri çevirme gibi bir seçeneğin yoktur. Çünkü sen hür değilsin. Ona yardımcı olmak zorundasın. İman etmiş olmak, İslam'a teslimiyet göstermek bunu gerektirir." Sohbetin seyri biraz daha koyulaştı. Havanın bunaltıcılığını hafifleten ve ruh iklimime serinlik katan daha bir çok noktayı yakalama fırsatım olmuştu.

13 Ağustos 2014

Baudelaire'in Cinneti: Kötülük Çiçekleri

"Bu hastalıklı çiçekleri, kusursuz şair, Fransız Edebiyatının yetkin büyücüsü, sevgideğer ve saygıdeğer, dostum ve üstadım Theophile Guiter'ye, en derin ve alçak gönüllü duygularla ihtaf ediyorum." - Baudelaire

Baudelaire'e şunu haber verin:
Kötülük, bahar mevsimini yaşıyor 
ve mesud olsun, ilk çiçek açtı.

Büyük Fransız şairi Baudelaire, sanat tarihinin en önemli isimlerinden, şiir sanatında romantizm, sembolizm, sürrealizm ve varoluşçu akımlarını temellendiren müstesna bir şahsiyet. O ve şiiri için çok şey yazıldı. Rimbaud ise Baudelaire'i şöyle tarif ediyor: "Şairlerin tanrısı..."

Yeryüzüne bıraktığı en önemli eseri şüphesiz  1857'de yayınlanan Les Fleurs du Mal idi. Türkçe bir ifade ile Kötülük Çiçekleri ya da Elem Çiçekleri. Şairin şiirlerini kitaplaştırdığı bu eserin gerek Fransız Edebiyatında gerekse dünya edebiyatında çok kıymetli bir yeri vardır. Baudelaire'in Kötülük Çiçekleri yayımlandığında dünyanın en büyük edebiyat olayı olarak ilan edildi. Edebiyat alanında yeni bir çağın başlangıcı sayılırdı bu olanlar. Eser öylesine büyük bir yankı buldu ki, dünya edebiyatının bazı şairleri ve yazarları esere bir kutsiyet atfetti. Böylesi bir eserde mutlaka metafizik bir dalgalanmanın olması gerekir gibi ifadeler kullanıldı. Baudelaire, eserinde ana tema olarak kendi buhranını ve bir türlü izdüşümünü bulamadığı cinnetini temele aldı. Melankoli, şeytan, kötülük, günah ve erotizm temalarında şiirlerini barındıran bu eser, Türk Edebiyatından da bir çok şairi etkilemiştir. Özellikle Türk Edebiyatının en büyük şairi olarak kabul edilen ve Sultanu's Şuara ünvanı ile taçlandırılan Necip Fazıl Kısakürek'e derinden tesir eden Baudelaire ve şiiri, edebiyatımızda sembolist akımın alevlenmesine vesile olmuştur.