15 Ağustos 2021 Pazar

Mükemmeliyetçilik ve Tahammülsüzlük

Necip Fazıl Kısakürek hitab ederken

Necip Fazıl Kısakürek, şiirlerini hayranlık duyarak okuduğum şairlerden birisidir. Lise yıllarım, onun şahsiyetinden haberdar olduğum ve eserlerini okumaya başladığım dönemdi. Meşhur şiirlerini ezberlemeye gayret eder ve küçük arkadaş toplantılarında ezberlediğimiz şiirleri birbirimize okurduk. Eğer ki bu okuyuşumuz sırasında tökezlemez, hata yapmazsak şöyle bir göğsümüzü kabartırdık. Şiiri yazan bizmişiz gibi şiiri sahiplenirdik. Edebiyata ve sanata olan alakam Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerini okuyarak başlamış oldu. Hece veznine, şiirin kıymetini yükselten unsurlara ve söz oyunlarına bu küçük arkadaş toplantılarında çalıştık ve Necip Fazıl'a öykünerek onun gibi şiirler yazmaya gayret ettik. Yaşamını ve yaşamındaki dönüm noktalarını, etkilendiği ve etkilediği insanları okuduk. Böylece zihnimizde sanata ve sanatçıya dair bir zemin, bir çerçeve oluştu. Yaşamımın sonraki dönemlerinde de Necip Fazıl Kısakürek'in şahsiyetini ve sanatını anlamak için okumalarıma devam ettim. Bugüne kadar süregelen Necip Fazıl okumalarımda şunu anladım. Necip Fazıl Kısakürek sanatında ve yaşamında mükemmeliyetçi birisidir.
"Ah şu benim, zıt kutuplar arası en keskin ve mübalağalı grafikler çizen yaratılışım!"

Necip Fazıl Kısakürek, Kafa Kağıdı

Kafa Kağıdı isimli eserde şair tabiatını tarif ederken, keskin ve mübalağalı taraflarından söz etmiştir. Nitekim başta şiirleri olmak üzere pek çok eserinde onun bu taraflarını fark ederiz. Şair edebiyatın bir çok türünde eserler ortaya koymuştur. Piyes de bu türlerin başında geliyor. Önemli piyeslerinden birisi Bir Adam Yaratmak'tır. Piyesin baş karakteri Hüsrev, şairin yaşamındaki mükemmeliyetçi tarafına, sanata ve sanatçıya baktığı pencereye ışık tutar. Ben eseri büyük bir beğeniyle okumuştum. Eseri okurken bütün bu ifade ettiğim şeylerin yanında dikkatimi çeken bir başka nokta da Hüsrev isimli karakterin çevresinde olup biten olayların ucuzluğuna karşı gösterdiği tahammülsüzlüktü. Bu tahammülsüz tavrında onun yetişme tarzının da muhakkak etkisi vardır. Necip Fazıl Kısakürek yeteneğinin farkında olan bir insandır. Sanatın bir çok dalıyla küçük yaşlarda tanışan ve zaman içerisinde şairlik yönünü ortaya çıkarmış ve yayınladığı şiirler ile dönemin edebiyat camiasının dikkatini çekmiştir. Şiir karakteri oluşurken ünlü Fransız şair Charles Baudelaire'den etkilenmiştir. Şairi büyük bir üne kavuşturan Kaldırımlar şiiri, şairin Fransa'da geçirdiği dönemin verimlerindendir. Şair şiirde ve sanatta sürekli bir arayış içindedir. Bu arayışın sebebi mükemmel olana ulaşma arzusudur. Bazı şiirlerini ilk yayın tarihinden yıllar sonra yeniden düzenlemiş ve değiştirmiştir. Bazı şiirlerini ise fikir ve sanat anlayışına uymadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Necip Fazıl Kısakürek'in sanat anlayışındaki bu hususiyet insanlar ile olan münasebetine nasıl yansımıştır? Eserlerinde daima mükemmeli arayan şair, acaba çevresiyle olan ilişkisinde nasıl bir tavır içinde olmuştur?

***

Kitap fuarlarını seven biriyim. Fuar içinde kitap stantları arasında gezmek, kitaplara göz atmak hep hoşuma gitmiştir. 2013 yılıydı. O yıl ilk defa yaşamış olduğum şehre kitap fuarı açılmış, onlarca yayınevi yüzlerce kitapla şehrin tarihi meydanına statlarını kurmuştu. Büyük Doğu yayınları da o yıl oradaydı. Hitabeler isimli eserinden o yıl haberdar olmuştum. Kitabı büyük bir heves ile alıp okumaya başladım. Sonra hitabe başlıklarını internette aradım, ses kaydının olup olmadığını araştırdım. Nihayet Necip Fazıl Kısakürek'in hitabelerinden bazılarının ses kayıtlarına ulaşmıştım. Hemen hepsini tekrar tekrar heyecanla dinlemiştim.

Bu ses kayıtlarından birisi dikkatimi çekti. Ayasofya Hitabesi isimli konuşmasını dinliyordum. Ses kaydından anladığım kadarıyla büyük bir topluluğa hitap ediliyordu. Konuşmanın yapıldığı salona kurulan ses sistemi hışırtılı... Bu durum Necip Fazıl Kısakürek'in dikkatini çekiyor ve hoparlördeki hışırtıları işaret ederek;

"Bu hışırtılar da nedir? Atina Radyosu'ndan mı geliyor nedir?"

Sözleriyle nükteli ve gülümseten bir ifade ile sorunun düzeltilmesini istiyor. Zannediyorum, ses cihazı üzerinde bir kaç ayar yapıldıktan sonra hoparlörden gelen cızırtı düzeliyor. Şair bu esnada hitabına ara vermeden devam ediyor. Fakat salon hayli kalabalık ve şairin hitabı sırasında biraz gürültü patırtı oluyor. Bunun üzerine şair yine aynı yumuşak üslup ile;

"Gürültüyü susturmayı bilen daha büyük alkışı hak ediyor..."

Sözleriyle kimsenin kalbini kırmadan, kimseyi incitmeden biraz daha sessiz olunmasını ima ediyor. Bu iki durum oldukça dikkatimi çekmişti. Öyle ki sanatında ve sanatıyla ilintili diğer sahalarda tahammülsüz ve mükemmeliyetçi bir duruşa sahip olan şair, insanlar ile münasebetinde ise gayet yumuşak, insanların üzerine gelmeyen, hoşgörü ve anlayış sahibi birisiydi. Demek ki sanatta mükemmeli aramak ve çevresinde olup biten ucuzluklara karşı tahammülsüz olmak ayrı şey... İnsanlar ile olan münasebette hoşgörü sahibi olmak, yapılan hataya karşı tolerans sahibi olmak ve istem dışı gelişen olumsuzluklara karşı tahammül gösterebilmek ayrı şey...

***

Gündemime aldığım konularla ilgili bazen makale okumaları yaparım. Bu konu hakkında da Necip Fazıl'a dair yazılan makaleleri araştırdım. Birkaçını okudum ve istifade ettiklerimi bilgisayarıma kaydettim. Aşağıda linkini bıraktığım makaleyi okuyabilirsiniz.

Hayatından İzler Çerçevesinde Necip Fazıl Kısakürek'in Şahsiyeti, Fatih DEMİR

Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Sayı: 56, Ekim 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder