23 Ocak 2015 Cuma

Siz Gülümseyin | Eyüp Aktuğ



Siz Gülümseyin

kadın: vesikalık fotoğraf çektireceğim.
fotoğrafçı: artistik mi olsun?
kadın: yok, resmi evrak için.
fotoğrafçı: şuraya oturun hanımefendi.
kadın: işim acele yalnız.
fotoğrafçı: tabi efendim, siz gülümseyin.
kadın: ...
fotoğrafçı: dik durun biraz.
kadın: böyle iyi mi?
fotoğrafçı: fevkalede.

22 Ocak 2015 Perşembe

Herkes o kadına aşıkmış, dedem bile...

1959 yılı. Belgin Doruk şöhret basamaklarını hızla tırmanıyor. Resmin tam hali burada.
Henüz altı - yedi yaşlarımda iken tanışmıştım bu isimle. Dedemle film izliyorduk. Yanlış hatırlamıyorsam TRT kanalıydı. Dedemin sevdiğim bir huyu vardı. Filmi bana anlatır, karakterleri ve aktörleri bana yorumlardı. Dedemle izlediğim bu filmin adını hatırlayamasam da bana söylediği şeyleri çok net hatırlıyorum.

20 Ocak 2015 Salı

Ankara, Sivas ve Sabah Namazı

Ankara... Beyaz yakalıların, diplomatların, sabah sekiz akşam beş yaşayanların şehri. Hava soğuk. İki hafta önce yağan kar hala yollarda. Duyduğuma göre üç ayrı dünya varmış bu şehirde. Ben devletim diyenlerin dünyası, ben halkım diyenlerin dünyası ve devlet ile halk arasında kendini konumlandıramayanların dünyası. Peki Harun Ankara'nın hangi dünyasından? Harun, ben devletim diyenleri sevmiyor. Hatta nefret ediyor diyebilirim. Harun, ben halkım diyenleri de sevmiyor, çünkü ben halkıım diyenler Harun'u anlamıyor. Harun, bu durumda, devlet ile halk arasında kendini konumlandıramayanların dünyasından. Harun kim mi? İşte, orada. Sırt çantasıyla sokağın köşesinden bana doğru yaklaşan genç adam. Adımlarını hızlı atıyor, ama temkinli. Ayakkabılarını yine bağlamamış. Bir gün ayakkabı bağcıklarına basıp düşecek! Bir şeyden kaçar gibi bir hali var.

Eyüp: Dostum, ne bu acele, kimden kaçıyorsun?
Harun: Kardeşim, kimseden kaçmıyorum,  otobüsüm saat on ikide. Geç kaldım.
Eyüp: Yüzüne ne oldu?
Harun: Dostum, beyaz yakalılar sakallarımı doğradı!

17 Ocak 2015 Cumartesi

Mâtem-i Aşk | Eyüp Aktuğ


Matem-i Aşk

Gözlerini vâsl eyle sine-î figânıma,
Cemâline nazar edip menâle ereyim.
Kirpiğin hançer-i ebru sayd eyle canıma,
Mâh yüzün aşikâr edip visâle ereyim.

Ey hüsn-ü nihânım mücessem oldun rûhumda,
Rûh-i revânım giryân oldun nakş-ı nurumda,
Bir hayalsin gündüz düşümde gece uykumda,
Bastığın yerde cân verip nihâle ereyim.

Nigâh kıl tebessümün değince ruhânıma,
Bûy-i vefâ dolacak reftârınla cânıma,
Kaşların ki kâs-i keman oldu büryanıma,
Kalbime gölgeni serip kemâle ereyim.

Bilemem yâr gülşen-i hüsnüne varır mıyım,
Hüsn-ü anına değip zülfünü tarar mıyım,
Aşkîyim çeşm-i ruhunda sana kanar mıyım,
Herşeye nihayet verip hayâle ereyim.

Eyüp Aktuğ

14 Ocak 2015 Çarşamba

Elleri Üşümüş Leyla'nın

 elleri üşümüş leyla'nın
öyle çok kızdım ki kendime,
şiir balkonda unutmuşum dün gece.

Gravier, burası uzun zamandır ayazdı. Ama bugün güneş vardı. Lakin bu güzel havayı değerlendiremedim. Modern Fizik ile meşgul oldum. Birazda Organik Kimya'da adlandırmalara baktım. Şimdi akşam oldu. Bu güzel havaya rağmen odam pek sıcak değildi. Her neyse... En son bir kitap almıştım. Bundan bir önceki mektubumda bahsetmiş olmalıyım. Kitabı hala bitiremedim. Yakın zamanda bitirmeyi ümit ediyorum. Bir de Yüzyıllık Yalnızlık var tabi, yarım kalmıştı. Aslında birkaç sayfasını okudum. Yarım kaldı diyemem, hiç başlamadım sayılır. Geçen yıl hayli beğendiğini söylemiştin. Onu okuyacağım ileri ki zamanlarda. Yukarıdaki üç mısra da neyin nesi, diye soruyorsan kendi kendine, cevap vereyim ben. Dedim ya, şu sıralar şiir ile meşgul olamıyorum. Lakin geçtiğimiz günlerde, geçen hafta işte, bu üç mısrayı bileklerinden kağıda bağladım. Umarım ki tamam edebilirim. Kahvesini sevdiğin bir yer vardı. Oraya uğradım geçtiğimiz hafta. Gerçi yalnız değildim. Yanımda bir dostum vardı. Kahve ikram ettiler.

5 Ocak 2015 Pazartesi

Şarkılar, Kitaplar ve Filmler

Havalar ciddi anlamda soğumaya başladı. Biraz önce Sivas için on beş günlük hava durumu raporuna göz attım. Tabi, meteorolojinin tahminleri her zaman tutmasa da ekseriyetle itibar ediyorum bu raporlara. Önümüzdeki Perşembe günü tahmin edilen sıcaklık değerlerini okuduğum zaman irkildim. Bu sene adam akıllı bir kış olmamıştı. Böylesi büyük bir sıcaklık düşüşünü beklemiyordum. Perşembe gecesi -22 dereceyi gösterecekmiş termometre.

Bu kısa hava durumu bilgilendirmesinden sonra sizlerle paylaşmak istediğim şeylere geçmek istiyorum. Dün akşam Amal Maher'in yorumladığı bir eseri buldum tevafuken. Eserin adı Sakana Al Lail. Lail kelimesi Arap lisanında gece anlamına geliyor. Alf Lail Wa Lail eserinden biliyorum (Bin Bir Gece). Sakana kelimesi ise sakin yahut sessiz anlamı taşıyor. Yani eserin dilimizdeki karşılığı Sakin Gece. Uzun zamandır bu kadar içli bir eser dinlememiştim. Gerçi eserin tercümesini bulabilmiş değilim. Sadece ilk iki cümlesini çözümleyebildim.