20 Haziran 2022

Durum Raporu /onüç

Uzak Haziranlar başlıklı yazım ile karşıladığım Haziran'ı neredeyse bitirmek üzereyiz. Geçtiğimiz Cuma günü okullar yaz tatiline girdi, öğrenciler karnelerini aldı. Liseden mezun olan genç dostlarımız lisans eğitimleri için sınavlara girdi. Bizler de bütün emek veren, çalışan, hayal kuran genç dostlarımız için dua edip, iyi dileklerde bulunduk. Her birine başarı, sağlık ve aydınlık bir gelecek diliyorum.

Aşkar Dergisi'nin 60. sayısında yayınlanan Adı Haziran Olsun başlıklı şiirimin ardından altı aydan daha fazla bir zaman geçti. Bu süre zarfında akademik çalışmalarıma ağırlık verdim. Bu çalışmaları da Durum Raporu'nun diğer yazılarında sizlerle paylaştım. Alanımın Eğitim Yönetimi olması sebebiyle eğitime ve yönetime dair makaleler ve çeşitli metinler okudum. Çeşitli kongreleri takip ettim ve bu kongrelerden birisinde (ICAR Kongresi) çalışmalarımı katılımcılarla paylaştım. Bütün bunlar beni edebiyat, sinema, tiyatro gibi keyifle bulunduğum alanların dışına çıkardı. Yaşamamın hep bir yerinde var olan edebiyattan uzaklaşmak içimde garip bir boşluk oluşturdu. Çünkü edebiyat estetiği, üretmeyi, değer katmayı ve söyleyecek sözümü canlı tutmama yardımcı oluyor. Ayda bir kaç defa da olsa bloguma eklediğim çeşitli yazılar sayesinde bu boşluk hissinden uzaklaşmaya çalıştım.

12 Haziran 2022

Piknikçilik Üzerine

19. yüzyıl Osmanlısında İstanbul Boğazı'nda teneffüse çıkan kadınlar

İnsanlar kendilerini tanıtırken çeşitli sıfatlara ihtiyaç duyarlar. Mesleğinden, medeni durumundan, uğraş alanlarından, hoşlandıklarından veya hoşlanmadıklarından söz eder. Bu sıfatlar ve tanımlar insanın münasebet kurduğu durumlar, insanlar ve olaylar hakkında ipucu vermekte.  Bir gruba yahut bir insana kendimi tanıtmak için beni en iyi anlatan kelimelere başvuruyorum. Şu sıralar bu konu üzerine biraz düşündüm. Son zamanlarda yapıp ettiğim işleri, keyifle hatırladığım anları gözden geçirdim. Kendimi ifade ederken, hakkımda bilgi verirken zihnimde yeni kelimeler belirmeye başladı.

7 Haziran 2022

Uşşak Şarkı: Gül Derler Bana Gül Derler

Saadettin Kaynak, Türk müziğinin en büyük isimlerinden birisi olmuştur. Şahsiyeti ve ortaya koyduğu eserleriyle musikimize büyük katkılar sunmuştur. Klasik Türk Müziği'ne çok sayıda eser kazandıran Saadettin Kaynak'ın babası Fatih Camii imam-hatiplerinden Ali Alaeddin Efendi'dir. Aile efradının Kur'an eğitimi ve hafızlık ile birlikte bulunması hasebiyle kendisi de hafızlık eğitimi almış ve hafız olmuştur. Bununla birlikte batı müziğini araştırmış ve batı müziğinin eğitimini almıştır. Bestekar kimliğini şair kimliği ile birleştirmiş, kaleme aldığı şiirlere besteler yapmıştır. Bugün Klasik Türk Müziği'nde keyifle dinlediğimiz pek çok eserin müellifi olan Saadettin Kaynak, 1895 yılında İstanbul'da doğmuş, İmparatorluğun son devrini ve Cumhuriyetin ilk kırk yılını tecrübe etmiştir. 3 Şubat 1961 tarihinde İstanbul'da ebediyete intikal etmiştir.

Sinemamız, musikimiz, edebiyatımız ve diğer sanat dallarımız adına TRT Arşiv'i ve bu bağlamda yapılan dokümantasyon çalışmalarını çok kıymetli buluyorum. Biraz önce hayatından ve müziğimize katkılarından kısaca bahsettiğim Saadettin Kaynak'a dair pek çok çalışma TRT'nin arşiv sayfalarından temin edilebilir durumdadır. TRT Dinle uygulamasının Saadettin Kaynak Eserleri başlığı altında 11 eserden müteşekkil bir çalma listesi mevcut. Söz konusu çalma listesinde bestekarın ünlü şarkıları bir araya getirilmiş. Bu yazıma konu olan Uşşak Makamındaki Gül Derler Bana Gül Derler başlıklı şarkıyı o listede bulamadım.