24 Aralık 2014 Çarşamba

Şiirimiz Boynundan Öptürmez ya da Naifliğin Bel Ağrısı

Kadın bahsi çağlar boyunca edebiyata mevzu olmuş temaların başında gelmekte. Bu yönüyle gerek kadim doğu uygarlıkları olsun gerekse batı uygarlıkları olsun, bu coğrafyalarda yetişen şairlere ilham ve esin kaynağı olmuş bir bahisten söz ediyorum. Doğu ve batı medeniyetleri birbirine büsbütün zıt iki kutup olmasa da bu iki medeniyeti birbirinden keskin hatlarla ayıran bir takım unsurlar var. Malumu olunan bir gerçek var ki "doğu" kelimesini duyduğumuz zaman aklımıza bir takım metafizik olgular, ruhî ve ahlaki bir takım çağrışımlar gelmekte. Buna mukabil "batı" kelimesinin zihnimizde oluşturduğu görüntü ise plastik fenomlar ve bu fenomların örüntüsünde yükselen soğuk hissi çağrışımlardır. Böylesi bir genelleme yapmak ne kadar doğru olur yahut doğu ve batı coğrafyalarında bu genellemeleri alt üst eden cins beyinler hiç yok mu? Elbette mevcuttur. Fakat burada bir medeniyet portresi çizme gayretinde olduğum için bu türden cins beyinleri meselemin dışında tutmak gerekir.  20. yüzyılda başlayıp 21. yüzyılda kemâle erişen makine çağının etkisi hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. Uzay çağı veya modern yüzyıl da dedikleri şu dönemde doğu ve batı kavramları anlamını yitirdi. Evvelce her açıdan -edebiyat yönüyle de- iki zıt kutup kabul edilen doğu ve batı, 21. yüzyıl itibariyle konumunu yitirdi.

13 Aralık 2014 Cumartesi

Şiir, dergi, şehir ve modernizm...

11 Aralık 2014 tarihinde 21:00 ile 23:00 arasında Radyo Hilal'de yayınlanan şiir programında şiiri ve şehri konuştuk.  Benim için garip bir duyguydu ve birazda heyecan verici bir tecrübe oldu bu. Sivas'ta yayın yapan bir radyo var, ismi de Hilal FM. Her perşembe gece saat dokuz ile on bir arasında yayınlanan bir şiir programı var. Programın hazırlayıcı İlkay Coşkun. Evet, programın bu haftaki konuğu bizlerdik. Nun Edebiyat'ın "bûtimar'ı ve karanfil'i"... Dergimizin yani ailemizin diğer üyeleri de yayına telefon bağlantısı ile ortak oldu. Nun Ailesi olarak çok güzel bir hatıra bıraktık geleceğe. Geriye dönüp baktığımızda tebessümle hatırlayacağımız bir gece oldu.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Ne Oldu?

dinçer: kim o?
eyüp: evini benden başka bilen mi var?
dinçer: eyüp, sen misin?
eyüp: sesim de unutulmuş demek.
dinçer: uykumdan yeni uyandım. hayırdır, bu saatte?
eyüp: muhabbet etmeye geldim. hem saatin nesi var?
dinçer: yiyecek bir şeyler hazırlayayım bekle.
eyüp: çay demle bana.
dinçer: kahvaltı yaptın galiba.
eyüp: iki simit yedim gelirken. görüşemiyoruz.
dinçer: üç defa ziyaretine geldim. kapıyı açmadın.
eyüp: müsait değildim. ancak fırsat bulabildim.
dinçer: geçenlerde bir not defteri buldum sofanın hemen yanında.
eyüp: iyi, ne yapayım.
dinçer: senin el yazın vardı içinde.

2 Aralık 2014 Salı

Eve Dönüş Planı | Eyüp Aktuğ

eve dönüş planı

beni kalbimden alıkoyan bu kent bozması,
bir koşudan daha düştüm kırmızı ışıkta.

eve giden yolu kaybettim dostlarım
kaybettim yakamdaki kiraz lekesini
ve dudağıma ilmeklediğim o şarkıyı.
çok acayip şeyler oldu burada
birileri tebessümü öldürür gibi güldü.
allah'ım gerçek mi bunca şey?

hüznüm lokavt yedi
öteden beri parazitliymiş isyan.
bana söylemediler ama
hangi yumruğumun havada duracağını,
iki elimi göğe tuttum ben de.
çıkarmasa mıydım acaba kalbimi bu greve?