16 Mart 2019 Cumartesi

Korkulu Balık

Yaşamak bir su korkusudur balıkta
Balık
Korkuludur o camdan kalbin içinde

Yüzümü balığa çevirdim
Suyun mahrem balığın mahrum tarafına
Ona zaman tanıdım alışsın diye suya
Bu su, bu toprak, bu plaka yabancıydı ona da bana da
Krokisi yoktu kalbin
Levha yok, yol yok, çıkış yoktu
Nereye dönsem bende kalıyordu hesap
Nereye dönsem yolun iki ucu vardı
Biri benden çıkar biri balığa varırdı.

ıı.

Her sabah bir duvarı yıktım
Bir duvarı yeniden ördüm kan ter içinde.
Suyu izledim, balığı izledim, toprağı izledim
Vitrin camlarını, sokakları, garları, dağılan kalabalığı
Hızla akıyordu her şey bir bahane yoktu yavaşlamak için.

Hızlandıkça dünya korku arttı balıkta
Dağılan bir kokuyduk şimdi
Korkunun da kokusu vardı beklemenin
Başlamanın korkusu, başa almanın, başta olmanın
Suya dönmenin, suda dönüşmenin
Balığın mercan gözlerinden anlaşılırdı bu.

Yeniden sürekli yeniden yeni diye bir yerden
Bir bakıma yeniden değil miydi hayatın adı

ııı.

Suyun saydamlığı aldatır bizi, suya dünyadan bir şeyler karışır
Acır, acılanır, acıdıkça kararır
Su meleği karşımıza çıkar beni toprağa balığı suya çağırır.

Duvar yükselir, su yükselir, sertleşir kan damarda, balık pul pul dökülür de
Sevmek değil sevilmek değil aşk değil nefret değil
Geriye sonsuz bir oda kalır içimde.

Eyüp Aktuğ
Aşkar Dergisi, Temmuz - Ağustos - Eylül 2018, Sayı 47

26 Şubat 2019 Salı

Aşkar Dergisi'nin 49. Sayısı Çıktı

Aşkar, 49
Aşkar Dergisi’nin 49. sayısı çıktı. Üç aylık yayın periyodu ile çıkan derginin Ocak – Şubat  – Mart 2019 tarihli sayısı güçlü bir ses olarak okurunun karşısında. 

Şiir, Türk Müziği Has Şiirimizdir, öykü, taarruzname, soruşturma, mesuliyet meselesi ve kitap olmak üzere yedi bölümden müteşekkil olan derginin şiir bölümü bu sayıda da oldukça güçlü. İrfan Dağ, Aziz Mahmut Öncel, Çağrı Subaşı, Yasin Fişne, Ali Yılmaz, Musa Günerigök, Seyit Köse, Ümit Çiçekli, Cengizhan Genç, Hikmet Çamcı, Burak Çelik, İsmail Şen, Murat Özel, Özgür Ballı, Cihad Özsöz, Emre Öztürk, Hüseyin Karacalar ve İdris Ekinci bu sayının şairleri arasında.

İrfan Dağ, “Üzül Mustafa üzülmeyen haindir / Sentetik bir kadına bakarken en çok üzül” mısralarıyla başladığı Parçalı Modern Lirik başlıklı şiiriyle derginin dikkat çeken şairleri arasında. Ayartılmış Gerçekliği Hapla başlıklı şiiriyle Aziz Mahmut Öncel, sıkılmış bir yumruk olarak okurunun karşısına çıkıyor. Hüseyin Karacalar, “Döşüme, düşüme sinen arayışımı kimseye yedirmem / Kaybolmak kime özgüdür” mısralarıyla arayışımıza, kayboluşumuza serin bir sığınak gösteriyor. İdris Ekinci, Cennet Dağı başlıklı şiiriyle seslendiği Ali’ye Cennetin dağ halini adım adım gösteriyor.

Mustafa Melih Erdoğan, Türk Müziği Has Şiirimizdir serlevhası altında Yesari Asım Arsoy isimli bestekârımızı konu ediniyor. Bestesi ve güftesi Arsoy’a ait olan Sazlar Çalınır Çamlıca’nın Bahçelerinde başlıklı hicaz şarkının da kendisine yer bulduğu bu bölümde bestekârın diğer eserlerine de değinilmiş.

Okur, derginin bu sayısında yedi öyküyle baş başa kalacak. Regaib Albayrak, Veysel Altuntaş, İsmail Demirel, Aysun Ellidokuzoğlu, Numan Altuğ Öksüz, Muhammed Şahin ve Selim Baki öykü bölümüne katkı sunan isimler.

Taarruznâme bölümünde Aziz Mahmut Öncel, Ne Söyler başlıklı yazısıyla şiirin bizi tanık tuttuğu gerçekliğe götürüyor.

Aşkar, Şiir Soruşturması başlığı altında geride bıraktığımız yılda Türk şiirinde yaşanan hareketliliği mercek altına aldı. Kafagöz Dergisi adına Ali C. Yoksuz, Nepal Fanzin adına Enes Kurdaş, Hece Dergisi adına Hayriye Ünal, Aşkar Dergisi adına İdris Ekinci, Heterotopya Yayınları adına Murat Üstübal, Mahalle Mektebi Dergisi adına Ömer Korkmaz, 160. Kilometre Yayınları adına Ömer Şişman, Kaygusuz Dergisi adına Salim Nacar geçtiğimiz yılın şiir verimini değerlendiren isimlerdi.
Öykü Soruşturmasında ise Necip Tosun, Post Öykü Dergisi adına Aykut Ertuğrul, İz Yayıncılık adına Güray Süngü, Muhayyel ve İtibar Dergileri adına Hüseyin Ahmet Çelik, Mahalle Mektebi dergisi adına Mehmet Kahraman geçtiğimiz yılın öykü verimini değerlendiren isimlerdi.

Mesûliyet Meselesi’nde ise Ferhat Nabi Güller’in “Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir” ve Mütesettir Kızlar Filozof Olmalıdır başlıklı yazısıyla karşılaşmaktayız. İsmet Özel’in Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir isimli eserini anlama ve anlatma gayreti içinde olan yazı, meşguliyet ve mensubiyetin önemine değiniyor.

Kitap bölümünde Halime Çakır, Mukadder Gemici’nin Nuh’un Kızı isimli eserini inceledi. Selim Baki ise İbrahim Aslaner ‘in Düş Düşe Uğultular isimli eserine mercek tuttu.

12 Ocak 2019 Cumartesi

Durum raporu-24

Buralara uğramayalı uzun bir süre oldu. Bu süre zarfında hayatımda belirgin bir değişiklik olmadı. Hemen her şey olağan seyrinde devam ediyor. Fakat itiraf etmeliyim ki tembelleşmeye başladım. Artık eskisi kadar kitap okumuyor, metin çalışmaları yapmıyorum. Bunu bir süre yoğun iş tempoma bağlıyordum. Fakat işlerim hafifledikten sonra da bu durum devam etti. Bu da tembelleşmeye başladığımı gösteriyor. Bazen bu duruma yeni bahaneler üretmeye çalışıyorum. Örneğin bu durumu gurbette yaşıyor olmamım getirdiği psikolojik yorgunluğa bağlıyorum. Ya da uzun bir süre hemen her şeyin olağan seyrinde devam etmesi de olabilir.

30 Ağustos 2018 Perşembe

Aşkar Dergisi'nin 47. Sayısı Çıktı

Aşkar Dergisi’nin 47. sayısı çıktı. Üç aylık yayın periyodu ile çıkan derginin Temmuz – Ağustos – Eylül tarihli sayısı güçlü bir ses olarak okurunun karşısında.

Şiir, öykü, söyleşi, taarruznâme, dikine paralel,  mesuliyet meselesi, maddeler halinde ve kitap olmak üzere sekiz bölümden müteşekkil olan derginin şiir bölümü bu sayıda da oldukça güçlü. Mustafa Melih Erdoğan, Özgür Ballı, İdris Ekinci, Salim Nacar, Dursun Göksu, Seyit Köse, Emrah Tahiroğlu, Yunus Emre Altuntaş, Eyüp Aktuğ, Ali Yılmaz, Hikmet Çamcı, Ahmet Emerce, Esma Koç, İdris Selici, Örsan Gürkan, Mustafa Ay, Çağrı Subaşı derginin bu sayısının şairleri arasında.

Mustafa Melih Erdoğan, Tavaf Patikleri ismini verdiği şiiriyle dikkatleri üzerine çekiyor. “bu kitaplar ne demek istemektedir / ve hangi gerekçeyle gerekir gereken gerekli sancılar / eeeey dünya derler sonra / ibriğinin ucu geniş kablarımız dar” mısralarıyla bizi Veysel’e, Veysel’i bize çağırıyor. Özgür Ballı, Yeşilmiş isimli şiirinde içinde kaybolduğumuz, sıkıştığımız, biraz nefes payı aradığımız gündemlerin uzağında “tutalım yollar kapalı yanlış yere seviniyor birisi / geçelim orman olsun elini uzat göl olsun / yeme kanmayan balık olsun bu insanlar ne tuhaf / yaklaştıkça artan umudum olsun” mısralarıyla umudunu, umudumuzu daha gür tutuyor. Müstakil ismini verdiği şiiriyle İdris Ekinci, evin içerisinden hareketle muhatabımız olan, muhatabı olduğumuz insanı işaret ediyor. Dursun Göksu, Pencereleri Islatan isimli şiiriyle çalışılmış bir yalnızlığın içine sokuyor okurunu.

24 Mayıs 2018 Perşembe

Aşkar Dergisi'nin 46. Sayısı Çıktı

Aşkar Dergisi’nin 46. Sayısı çıktı. İlk sayısından bugüne değin 12 yılı geride bırakan Aşkar, 46. Sayısında “İtibar olmazmış yüze gülene / Canım kurban olsun kadir bilene / Kefen yetişmezmiş garip ölene / Belki yârin çevresine saralar” mısralarıyla okurunu karşılamakta.

Bu sayıda İdris Ekinci, Hüseyin Karacalar, Özgür Ballı, İrfan Dağ, Aziz Mahmut Öncel, Hikmet Çamcı, Çağrı Subaşı, Yasin Fişne, Ali Yılmaz, Merve Parlak, Yavuz Altınışık, Yunus Emre Altuntaş, Burak Çelik, Mehmet Biter, Ahmet Emerce ve Remzi Köpüklü şiirleriyle Aşkar’da yer alıyor.

Öykü bölümünde, Regaib Albayrak, İsmail Demirel, Muhammed Şahin, Veysel Altuntaş, Mikail Çelik ve Numan Altuğ Öksüz öyküleriyle Aşkar’da yer alıyor.

Hüseyin Karacalar, “İçimizden Söyleştik” için bu sayıda Yasin Fişne ve Ali Yılmaz ile birer söyleşi gerçekleştirdi. Aziz Mahmut Öncel’in “Kalanlar” yazısı Taarruznâme’de yer alıyor. Mesûliyet Meselesi’nde İdris Ekinci, Ferhat Nabi Güller ve Yavuz Altınışık’ın yazıları bulunuyor. “Türk Müziği Has Şiirimizdir” sayfasında Mustafa Melih Erdoğan, Cinuçen Tanrıkorur’u yazdı.

Aşkar 46 dedi, böyle oldu.

28 Nisan 2018 Cumartesi

Vida

varılacak yer yok bu dünyada
yok ne yaptıysam yanlış, neye koştuysam yalan
kesip biçtiğim kumaş oturmuyor üzerime
içimi soğutmuyor dökündüğüm su, gördüğüm yüz, aldığım merhaba
yağmur aynı yere çiseliyor hep, rüzgar aynı yeri kurcalıyor yüzümde
yüzüm, itimat vermiyor çek senet tüccarlarına.
onu aynalardan, onu derin kışlardan, gecekondulardan geçiriyorum
pusulalardan, sandıklardan, şam’dan ve bağdat’tan.
utancımı koynuma alıyorum, koynumda genişleyen bir kış
içimi bekle, esirge, utancıma temiz örtüler giydir, beni sarıp sarmala
tanrım! demokrat varlığımı bağışla.

çağdaş bir günaydın oluyor her sabah, medenî bir kahvaltı sonra
bush’a ve obama’ya sövdüğüm gibi trump’a da sövüyorum
meâlen okuyorum olup biten şeyleri
boğaza sürülen lokma susturmamalı dilimin ucunda bekleyeni
oysa hepimiz cesuruz toprağın önünde, hepimiz çıplak ve ısrarlı
kirli bir bâkirliği kovalıyoruz.

pat pat vuruyor kan büyük banknotlar arasında
işte işte uğruna ölünen patronlar
çalış ve öl, biraz yemek biraz kahkaha

bir suç işle şimdi, makinalara karşı, bankalara, gazetelere karşı
bir suç işle, ceplerindeki tohumu savur toprağa
fırlayarak uykundan, kendini işgal ederek, sahici yumruklarla
asfaltlardan değil, dağ yollarından, ırmaklardan, kaynayan potinlerinle
koş şimdi, cüretkâr ölümlerle koş sana kucak açan tom amcana
örgütle kalbini kafire karşı
çıkar boynundaki kravatları, o vidayı oynat yerinden
kalmasın hiç tereddüt tetiği çekerken.

kanayan bir çocukluktum şunun şurasında
gazetelerde ve köşe başlarında bir yerim olmayacak
kuşandığım kılıçla, altını çizdiğim cümleyle, gözüme sürdüğüm gurbetle
daha koyu, daha çıplak şarkılarla bilineceğim, eve döneceğim bir gün
çünkü varılacak yer yok bu dünyada.

Eyüp Aktuğ
Aşkar Dergisi, Temmuz - Ağustos - Eylül 2017, Sayı 43