Hit artırmanın yolları

31 Mayıs 2009

Bir web siteniz var, fakat bu sitenin istediğiniz çoğunluğa, hak ettiğiniz kitleye ulaşamadığını düşünüyorsunuz. İşte burada size web sitenizin daha iyi tanıtımının yapılması ve ziyaretçilerin sayfanızı bulmasına yardımcı olacak bazı bilgileri sunacağız.
1. Arama Motorlarına Kayıt Yaptırarak Ön Sıralarda Çıkmak

Arama motorlarını internete girenlerin % 95‘i kullanmaktadır ve buradan istedikleri bilgileri aratıp ulaşmak istediği sayfaları bulmaktadırlar. Siz de insanları aradıkları zaman bulabilecekleri bir siteniz varsa doğru kelimeleri kullanarak sonuca ulaşabilirsiniz. Dünyanın en çok ziyaret edilen ve en doğru sonuçları çıkardığı öne sürülen Google bu alanın en iyisi. Sitenizi doğru şekilde kaydettirerek sitenize günde yaklaşık 100 kişinin gelmesini sağlayabilirsiniz.


2. Kısa ve Akılda Kalan Alan Adları

Adres çubuğunda bulunan isim sizin sitenizin kişiliğini ortaya koymaktadır. Alan Adı seçimi yaparken hem içeriğinize uygun ve kısa hem de akılda kalıcı bir alan adı bulmalısınız. Bunu başardığınız taktirde sitenize bir kere giren kişi siteyi unutmayacak yaklaşık olarak bir ay içerisinde sizin sitenizi tekrar ziyaret edecektir. Bu da size büyük bir katkı sağlayacaktır.

3. Hızlı Erişim

Web sitelerimizi genelde güzel durmaları için güzel resimlerle şık fotoğraflarla döşemeye çalışırız. Bu uygulama göze hoş gelmekle beraber sayfanın açılımını yavaşlatacak, ziyaretçiyi memnun etmeyecektir. Bu doğrultuda sayfanızdaki hostunuzu yoracak resimleri, scriptleri kullanmamak en güzelidir. Hele ücretsiz hostingleri kullanıyorsanız kesinlikle anasayfanızın 60 kb ‘ı geçmemesi ve resimlerin boyutunun çok büyük olmaması gerekir. Geocities tecrübesine dayanarak

4. Banner ve Link Değişimleri

Web siteleri arasında yapılan banner ve link değişimleri çok yararlı olacaktır. Özellikle benzer içeriğe sahip siteler arasında yapılan banner ve link değişimleri iki tarafa da büyük katkılar sağlamaktadır. Mesela ziyaretçi aradığını iki site de bulabilir. Ayrıca bu değişimler arama motorlarına da yardımcı olmaktadır.

5. Kaliteli İçerik

Sörfçüler gezdikleri sitelerde aradığının da fazlasının bulunmasını ister. Gördüğü içerik ne kadar fazlaysa o siteye gösterdiği önem de o kadar fazladır. Eğer bir girişinde bütün siteyi gezebiliyorsa zaten o ziyaretçi o siteye bir daha gelme gereği duymaz, fakat o kadar çok içerik varsa ve bir seferde bütün hepsini gezemiyorsa bu o ziyaretçinin en kısa sürede yarım kalan sörfünü tamamlamak için siteye tekrar gireceğinin belirtisidir.

6. Aktiviteler

Web sitelerinde yapılan aktiviteler çok önemlidir. Özellikle ziyaretçilerin online katıldıkları, birbirleri aralarında mesajlaşabildikleri ortamlar çok sevilmektedir. Örneğin ; Mesaj Panosu, Link Bankası, Maillist ,Ziyaretçi Defteri vs.. Bu aktivitelerde ziyaretçiyi memnun edecek ve o siteye tekrar girmesini sağlayacaktır.

7. Toplistler

Toplistler ; web sitelerinin istatistiklerini tutan, istatistiklere göre sıraya dizen web siteleridir. Bu sitelere üye olarak sitenizin istatistiklerinizi tutturabilir ve takip edebilirsiniz. Üst sıralarda yer alırsanız sitenize ziyaretçiler gelir. Fakat burda Toplist seçimi de çok önemlidir. Eğer hitiniz düşükse çok büyük sitelere, toplistlere katılmanın bir anlamı yoktur. Daha düşük ve hitinize uygun toplistlere kayıt olmak her zaman için daha yararlıdır.

8. Hit Makinaları

Yukarıda anlattığımız hit arttırma yollarının dışında, size hiç bir yarar sağlamayacak olan fakat toplistlerde üst sıralara çıkmanızı sağlayacak olan web trafik sitelerine üye olabilirsiniz. Buradan gelen ziyaretçiler sizin sitenizi hiç bir şekilde bilmez, gezmez ve içeriğiyle ilgilenmez. Sadece hitiniz artmış olur. Bu yolu kimseye tavsiye etmiyoruz.

Yine bir haftasonu sendromu

29 Mayıs 2009

Yine bir haftasonu sendromu yaşamamak için elimden geleni yapıyorum. Yoğun bir haftanın ardından nihayet ufukta Cumartesi göründü. Cumartesilerm nasıldır; genelde sabahları erken uyanır, bir fincan kahve ile kendime geldikten sonra şu lanet olası aptal makine ile yüz yüze gelirim. Genelde çoğu insan Haftasonu günlerini sabahları simit + çay yemek ile değerlendirir. Simit sadece haftasonu kahvaltısında mı yenir merak ediyorum. Başka bir zamanı ve mekanı yokmu... Neyse bir iki birşey atıştırır. Gazetelerin haftasonu eklerine Market yada büfenin gazete köşesinde bakarım. Nuri abinin meşhur lafıdır:" Bir kerede şu gazeteyi al be oğlum"

Genelde Gazete okuma işini beleşe bağladığımdan bu tür ithamlara alıştım. Nitekim bizim Felsefe hocası zamanında cumartesi sabahları sıcak yatağından uyanıp öğretmen evinin o hoş kokulu salonunda bedava gazete okumak için yol aldığını duymuştum. Sebepler arttıkça işerimde zorlaşıyor.
Arkadaş şu sınavlar ne zaman bitecek merak ediyorum doğrusu hergün binbir türlü stres içerisine sokuyorlar adamı... Sabret diyorum kendime şu okuldan sonra 1 haftalık tatili hakettim sanırım. Ertesinde ver elini ÖSS!!

Veda ederken: Google'nin büyük biraderi Pinokyo emmi

Kürsümden yükselenler-1

27 Mayıs 2009

İş gerçekten çığrından çıktı. '90 ların latin rüzgarını şimdilerde gereksiz luzumsuz hemen hemen konuları sabit kimisi Al Capone'nin komik bir taklidi kimisi güneydoğu insanının gözünde yükselmeye çalışan bir takım garip diziler moda olmuş durumda. Ne garpitirki herkes birbirini yandaş medya olarak suçluyor, manşetlerde skandallar görüyoruz. Gazeteler adeta bir siyasi parti propagandası yapıyor(misalen Zaman-Hürriyet-Vakit). Parantez içindeki birbirine zıt çalışan sinek üçlüsü bizlere ne vermek istiyor veyahut bizden ne almak istiyor. Cevap basit ama anlatım karışık. Şunuda unutmayayım; böylesine bizim gibi amatörler büyük patronlara sesimi nasıl duyurabilirim bilemiyorum.

Sadece artık kalite istiyorum. Ne file çoraplı iğrenç magazin maymunlarını izlemek, nede siyasi arenalarda birbirlerine söven siyasileri seyretmek istiyorum. Çok şeymi istiyorum. Gerçi ümidim yok bu devran böyle giderse dahaa çookk bekliedriz ama neyse. fazla ses çıkarmamak lazım. Cahit Berkay'ın meşhur lafı(Birşey yapmalı kasetindede dediği gibi);


"Konuşanı asi deyip içeri tıkmalı". İstedipim birazcık özgürlük ve kalite...

Veda ederken: Ufuk Çizigisi

Keyifsiz bir günün ardından

26 Mayıs 2009


Artık üçü bir aradanın(3 in 1) tadı tuzu yok. Keyif ile içtiğim şu Nescafe'nin kırmızı paket tadını diğer markalarda bulamıyorum. Okul kantini Cafe Crown'a geçiş yapmış.

Bu sabah 10.20 gibi idi. Her zamanki bir okul macerasına daha umut dolu adımlarla koşuyor Geometri sınavı için kendimi motive ediyordum(başaracaksın başaracaksın başaracaksın). Neyse sınavın derdinde değilim bugün bizim kantinde çalışan emin abiyi tembihledim. Bundan sonra Nescafe classic satacak(umarım öyle olur). Şu andan itibaren yarın ki Biyoloji ve felsefe sınavlarına kendimi konsantre ediyorum. Bu arada bilenler bilir yeni tasarıma geçiş yaptım. Şu Red City temamdan sıkıldım.


Google amca sanırım siteyi dizinden şutlamış yada ben öyle gördüm yarında o sorunla ilgilenirim.

Veda ederken kahveleri ile meşhur Kolomiya kent meydanı

Bir kaç söz-1

23 Mayıs 2009

"Çocukken yatmadan önce tanrıya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün tanrının çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrıya günahlarımı affetmesi için dua ettim."

Bu sözlerin sahibi çoğumuzun kendisi üzerine çevrilmiş filmleri beğeni ve ilgiyle izlediğimiz AL CAPONE.

Bir insanın günahlardan zevk duymaya başladığı andaki ruh hali sanırım bu olsa gerek diye düşünüyorum. Şeytan tüm çekiciliği ile bir insanı tesiri altına alırken aslında insan Reha Yeprem'in tabiri ile zehirli bir balı tatrmakta olduğundan habersizdir. Nitekim nedenler farklı olsa bile sonuçlar tek bir kapıya çıkar: Canilik.

İstanbul ve aşk...

19 Mayıs 2009

İstanbul ve Aşk deyince belki insanın aklına ilk gelmesi gereken hususlardan bir tanesi mekanların insanlara olan hizmeti ve onlara sindirdiği güzellik duygusudur. Eğer bu mekanlar yaşadığınız yerler sizin içinize bir güzellik katıyorsa bu aşkın orada bir görüntüsüdür.

Fatih’in İstanbul’u alırken aşk ile hareket etmiş olmasının getirdiği bir yaptırım vardır ki , II. Bayezid şehri imar ederken şehrin estetik boyutunu, yani insan ruhuna nasıl olumlu yansır sorusunu daima gündemde tutmuş ve şehri ona göre imar etmiştir. Biliyorsunuz İstanbul’u İstanbul yapan II.Bayezid’tır. Fatih'ten sonraki dönemde her tarafı o imar etmiştir. Yollar yapılmıştır, Bizans’a ait köhnelikler ortalıktan kaldırılmıştır, şehrin bütün güzellikleri ortaya çıkartılmıştır. Bizans’ın eserleri bile ortaya çıkartılmıştır. Hepsi korunmuştur ayrıca. Bütün bunlar içerisinde aslında II.Bayezid’in yapmak istediği şuydu:


Bu şehir, şâirin ifadesiyle bilgelik madeni, irfan ocağı, sokaklarında mârifet satılan bir şehir. Mârifet kumaşlarının ölçüldüğü, kesildiği ve biçildiği, insan elbiselerinin mârifet kumaşıyla dikildiği, şehrin duvarlarının kültürle örüldüğü, kültüre yansımayan hiçbir tuğlanın hiçbir evin duvarına konulmadığı bir şehirden bahsediyoruz. Yani bu şehirde aşk illaki iki insanın birbirini sevmesi manasına gelmez. Belki Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin yokuşundan yukarı doğru tırmanırken insanın terlemesi manasına gelir, belki Yahya Efendi’nin orada bir akşam serinliğinde bir boğaz manzarasıdır aşk, öbür taraftan baktığınızda belki Ebû Eyyub-el Ensâri (r.a)’de iç dünyasına dalıp gitmenin adıdır. Yahut ta o derin serviliklerin altında mezarların içerisinde biraz kendisine dünya ve zaman kayıtlarından sıyrılmış bir ânın hikayesidir.

Pierre Loti, Hatice hanım’a orada aşık olduysa Hatice hanımın çok güzelliğinden değildir. İstanbul'un güzelliğindendir. İstanbul’da böyle bir hayatı yaşamak istemesindendir birazda. Eyüp Sultan gibi Pierre Loti sırtı gibi bir yerden şehre baktığınız zaman yanınızda olan insanı güzel görmemeniz mümkün değildir!..

Bu şehr-i İstanbul ki bi misl ü behâdır Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

Nedim
21.06.2008 tarihli ''Miniaturk Tarih ve Sanat buluşmaları'' kapsamında düzenlenen ''İstanbul'da Aşk'' konulu seminerden İskender Pala hocamızın irticalen yaptığı konuşmadan derlenerek hazırlanmıştır.

Mezar taşları ve edebiyat

Bugün Zaman gazetesi internet sitesinde gezinirken -13.30- ikinci sıradaki bir haber dikkatimi çekti. Haber içeriği mezar taşları ve bu mezar taşlarının insanlığa vermek istediği mesaj ile ilgili idi. İnsanlar ölmeden önce mezar taşlarında ne yazacağını belirlemiş, öldüünde ise bu cümleler harf harf taşlara işlenmiştir.

Bir kaç örnek vereyim;

''-Fırın küreği tam düzeldiğinde/Ekmek yapacak hamur bitermiş/İnsan işinin tam düzeldiğinde/Ne yazik ki ömür bitermiş. -Tabaka, beşik/Beşik, tabaka/Düşe kalka/Giden bu ömür/Bir cigara boyu be aga/Bir gün bakarsın ki olmuş cigara yarı/Geçmiştir ömrünün baharı, yazı/Cigara baştan yanar/Baştan yanar cigara/Ucundan dökülen küller/Güller/Tabla, mezar/Mezar tabla/Derken azar azar/Yaklaşıyoruz toprağa. -Bir çay beyhude/İki çay kaide/Ancak üç çay cana faide/İç dördü, at derdi/ O ki çıktın beşe/Sürgit onbeşe. -Evlat belden/Karı elden/Ana candan imiş. -Yaya gözüyle at/Bekar gözüyle avrat alınmaz.

Harlem'in Beyaz Atlısı-2

16 Mayıs 2009

Dün rastladım şu Afro-Amerika'lıların özgürlük savaşçısı Malcolm X'in Barrack Obama'dan utandığı haberine. Gerçi arşivlerde geziyordum. Ama hala bana göre dumanı üstünde bir konu bu mesele. Kimisi Obama için gizli bir müslüman diyor; kimiside Obama için dünya barışının sağlanmasında lider isim olarak görüyor.

Amerikan tarihini anlamak bir iktisat tarihini anlamaktır’ demek yanlış olmaz. Amerikan toplumunun oluşum serüvenini, ‘birey’in özgürlük ve hak mücadelesini anlamak kapitalizmin pazar oluşturma anlayışı ve sistemin yeni çıkar arayışlarını kavramadan mümkün görünmüyor.
Böyle bir tedirginlik oturdu içime. Malcolm X’in Barack Obama’dan “bir” farkı vardır. O da teslim oluşudur. Malcolm X bir şeye teslim oldu. Bir şeyi teslim etti. Bir şeyin hakkını teslim etmek için canını teslim etti.
Malcolm X’in rengi dünya sisteminin efendileri için tehditti.
Malcolm rengini belli ediyordu çünkü.Obama’nın rengi kapitalizmin teminatıdır. Obama ile dünya sistemi ağaran saçlarına dip boyası attırmış oldu.Malcolm X’in asaleti müslümanlığından menkuldür. Biz onu babasının, atasının dini üzere/dini üzerinden tanımayız.Oysa bilinçaltından müslümanlara Obama’nın atalarının müslüman olduğu bilgisi yedirilir.Malcolm X’in karizması tercihinden ileri gelir. O dünyaya karşı durmayı tercih etmiştir. Obama’nın karizması reklam şirketlerinin başarısından ileri gelir. Dünyayı arkasına almıştır. Gülüşü, gömleği, gravatı hep ince matematiktir.
Veda Ederken;

“Geçmişi asırlara dayanan Siyah direniş hareketinde iki eğilim vardır. Birincisi, sahibi hastalandığında, “neyin var efendi, hasta mıyız?” diye soran ‘ev kölesi’ tavrının tipik bir örneği olan ve Martin Luther King Jr.’da simgelenen ‘medeni haklar’ modeli; ikincisi, sahibi yatağa düştüğünde, efendisi bir an önce ölsün diye dua eden ‘tarla kölesi’ tavrını benimseyen ve Malcolm X’in çizgisinde somutlanan derin direniş hareketi. ” Mumia Ebu-Cemal/Biz Özgürlük İstiyoru.

Veda ederken: Özgürlük savaşçısı.

Birşey yapmalı ama...

12 Mayıs 2009

Yazamadan edemedim, bende birşeyler karalamaya çalıştım bu konu üzerine. Bilirrsiniz 2009 Mardin Katliamını. İşi bu denli korkunç boyutlara getiren neydi acaba merak ediyorum. Yöre insanı mı bu kadar cani, yoksa resmin geneline mi bakmalıyız kestiremiyorum. Birileri buldu suçluyu şu mlyonlarca insanın katili TÖRE... Yoksa cehalet mi yada ekonomik krizlermi maddi olanaksızlar mı?

Her 10 senede bir böyle şeyleri yaşadık ve yaşıyoruz. Neden? Yaa şimdi ne yapmalı iki, üç ay sonra unutulur gider değil mi, nasıl olsa 10 senede bir af çıkıyor cezaevleri yetersizliğinden dolayı.


Bu katliamı işleyenlerin dağın ardından bu toprakları izleyen teröristlerden ne farkı var, onlar dağda bunlar düz ovada geziyorlar. Hakikaten yazık Türkiye'nin şu hali acaba dünyada nasıl yankı buldu. Merak edip bakayım dedim; bürokrasi açısından bir prestij kaybı olarak nitelendirebilir. Birazda kendi yorumlarımı katsam buradan sizlere evet sizlere sesleniyorum. Bu ne sizin şu TÖRE ye sığacak bir olay nede İslam'a sığacak bir olay...
Ne güzel demiş Cahit Berkay: "İnsan insanım diyorsa birşey yapmalı."

Veda ederken güzel(!) şehir Mardin.

Birey ,Toplum ve Devlet

6 Mayıs 2009

Birey devlet ilişkisi nasıl olmalıdır? Birey önce gelir, devlet mi önce gelir? veya devlet için birey feda edilebilir mi? bir kenara not ettğim bu soruların cevabını Koçibey risalesinde buldum.

Koçibey risalesi der ki, "Devlet küfür ile ayalta kalır ancak adalet olmadan devlet ayakta kalamaz". İlgimi çeken bu cümleler beni metnin tamamını okumaya sevketti. Ardından anladım ki günümüz devlet birey ilişkilerinin nasıl olacağını Koçibey bize yıllar önceden bildirmiş. Şöyle diyeyim, bir ülkenin yasaları kurum ve kuralları ne kadar çağdaş ve modern olursa olsun, yöneticiler, idari amirler adaletsiz, zulumkâr olduktan sonra o yasaların hiçbir hükmü kalmaz, toğlumsal sıkıntılar başlar. Rüşvetin alımıp, haram paranın yendiği, adaletin işlemediği, suçu işleyenin yanına kar kaldığı bir ülke tez zamanda yok olur gider.


Ancak devletin başındaki yöneticilerin dini inançları ne olursa olsun eğer ki, rüşvet almaz, herkese adalet ile yaklaşır ise bu ülke kolay kolay yıkılmaz. Osmanlı devletini örnek verecek olursak; Şeyh edebali'nin meşhur öğütleri uygulanıp devlet yükselmiş, toplumsal ayrıcalıklar olmamış, ne zamanki bu öğütlerin dışına çıkıldığında şahıslara büyük ayrıcalıklar verilip sosyal adaletsizlik oluştuğunda Osmanlı devleti çöküşe geçmiştir.

Durum raporu-1

5 Mayıs 2009

2 gündür buralarda hava yağmurlu, dışarıda kaşlarını çatmış kükremeye hazır bulutlar beni beklerken bende yarın ki yabancı dil sınavım için hazırlık yapmaya çalışyorum. Birkaç gündür çok yoğumun, makalelerime ara vermek zorunda kaldım. Şu sıralar Koçi bey risalesinin incelemesini yapıyorum.

Şimdi pencereyi açtım, perde rüzgarında etkisiyle havalandı. Torağın kokusu bu olsa gerek dedim. Biraz balkona çıkıp etrafı seyre daldım. Ağaçlar herzamanki yerinde:) beni bekliyorlar, kimi zamanlarda şemsiyem oluverirler kimi zamanlarda bana sertte olsa bir yatak...
Ya şimdi ne yapayım. Uzayan tırnaklarımı mı budasam, yoksa mutfakta kaynayan suya Nescafe'mi mi ilave etsem karar veremiyorum.

Veda ederken Sivas Cumhuriyet meydanı, tarih:?

Sosyalizm algısı ve diğerleri

2 Mayıs 2009

Çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizdede çoğu insan sosyalizmi komünizm ile eşdeğer görmekte sosyalizmi dini kabul etmeyen bir ideoloji olarak algılamaktadır. Oysaki sosyalizmin temeli eşitliktir. Sınıf ayrımının olmamasıdır. Halkçılığın temelini sosyalizm oluşturur. Sosyalizm liberalizmin bir kolu olarak gelişmiştir. Fakat 19. yüzyılın komünist liderleri sosyalizmi komüsit rejimi getirmede mevcut düzeni yıkmada bir araç olarak kullanmışlardır.

Öyle ki Fidel Castro -eşitlik, özgürlük, barış- gibi vaatlerde bulunarak Batista dikdatörlüğünü yıkarak yönetimi ele geçiren Fidel Castro Küba'yı Sosyalist bir devlet ilan etti. Ancak daha sonralarıda çoğu kimse anladı ki Fidel Castro aslında bir komünist ideolojiyi benimsemiştir.
(bkz. Devrim İçin Savaşmayana Komünist Denmez, Fidel Castro)


Terimsel olarak;
  • Sosyalizm: üretime dair araçların halk adına devletin mülkiyetinde olduğu toplum düzenidir.devlet kavramı mevcuttur vr iktidar, işçi sınıfınındır.
  • Komünizm: üretim dair araçlarin tüm topluma ait olduğu toplum düzenidir.devlet kavramı ve sınıf yoktur.
Diğer bir deyiş ile;
  • Sosyalizm :"iki ineğiniz varsa, devlet birini alır başkasına verir"
  • komunizm : "iki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır size süt verir"