17 Kasım 2021 Çarşamba

Hayata Yeni Pencereler Açmak

Yıllar geçiyor, zaman ilerliyor. Artık aynaya baktığımız zaman bizi karşılayan görüntü sadece kendimiz olmuyor. Kendimiz ile birlikte ardımızda kalan yılların fotoğrafını da aynada görüyoruz. Geçmiş ismini verdiğimiz bu fotoğraf kimimiz için varlığıyla insana huzur ve gelecek adına yeni ümitler vaat ederken; kimimiz için ise can yakan ve terk edilmesi gereken bir boşluk olarak karşımıza çıkıyor.

Ömrümüz bir bakıma yolculuğun fotoğrafıdır. Nerede, ne zaman başladığı belli olan ama nerede, ne zaman biteceği belli olmayan bir yolculuk... Uyandığımız her yeni gün yaşamımıza farklı pencereler açıyor. Ömür bahçemize açılan bu yeni pencereler, yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz ve yaşayacağımız zamanları daha kıymetli hale getiren bir bilinç oluşturuyor. 

İşte anahtar kelimemiz: Bilinç. Geçmişe dönüp bakarken, yaşadığımız zamana şahitlik ederken ve yaşayacak olduğumuz geleceğe ilerlerken; kimliğimizi oluşturan ve bizi biz yapan yapı taşlarımızı yanımızda götürebilmemiz bu bilince bağlıdır. Bu bakımdan bilinç, kişiyi kişi yapan şeydir. Algılarımız ve  bilgilerimiz bilincimiz vasıtasıyla zihnimizde kendisine yer bulmaktadır. Biraz önce ifade ettiğim meseleye dönelim. Aynaya baktığımız zaman kendimiz ile birlikte ardımızda kalan yılların fotoğrafını dolu dolu görmek için bu bilince sahip olmamız şarttır.

***

Sivas'ta PTT'nin arkasında Yıldız Sahaf isimli bir kitapçı var. Lise ve üniversite yıllarımda bir kitap ihtiyacım olduğunda buradan temin ederdim. Büyük Rus Romancısı Fyodor Dostoyevski'nin Suç ve Ceza isimli romanını ilk satın aldığım kitapçı orasıydı. Orada vakit geçirmek, kitapların arasında gezinmek ve bütçemin yetebileceği güzel kitaplara denk gelmek beni mutlu ediyordu. Sözünü ettiğim kitabevinin hemen önünde büyük bir çınar ağacı vardı. Sıcak yaz günlerinde yakınlardaki büfelerin birinden aldığım buz gibi meşrubatımı yudumlarken bir taraftan da biraz önce satın aldığım kitabın sayfalarını karıştırmaya başlardım.

Suç ve Ceza romanı o çınar ağacının altında sayfalarını keyifle karıştırdığım kitaplardan biridir. Adeta bir olayı yaşar gibi, bir sahnenin  içinde kendimi baş karakterlerin yerine koyar gibi okumuştum. Romanın baş karakteri olan Raskolnikov beni çok etkilemişti. Suç ve Ceza'yı okuyup bitirdikten sonra kendime şu soruyu sordum.

Raskolnikov'un yerinde sen olsaydın ne yapardın?

Razumihin'in yerinde sen olsaydın ne yapardın?

Bu bakımdan bu roman benim iç dünyamda önemli bir yeri tutuyor. Kitabın ardından hayatımda karşıma çıkan bazı olaylara ve durumlara bu bilinçle bakmaya başladım.

***

Bazen bir kitaptan, bazen bir filmden, bazen bir şarkıdan - ezgiden hareketle yaşamımızda yeni pencereler açılıyor. Kararlarımız, bağlarımız ve karşımıza çıkan şeyler bu durumdan etkileniyor. Dünya çok hızlı dönüyor ve hemen her şey öyle hızlı değişiyor, dönüşüyor ki... Bir de bakmışız ki yıllar çabucak geçivermiş. Aslına bakarsanız, her birimiz yaşamış olduğumuz hayatlara tanıklık ediyoruz. Yani her birimiz kendimizin tanığıyız. Peki yaşantımıza bir başkasını nasıl tanık gösterebileceğiz. Bir başkasını yaşamış olduğumuza, bu dünyadan gelip geçtiğimize nasıl şahit edeceğiz? Ömür fotoğrafını nasıl dolduracağız? 

Bu sorulara cevap ararken bazı gerçekliklerle karşı karşıya geldim. İsmet Özel'in Münacaat isimli şiirinden şu mısralar aklıma geldi:

Hata yapmak
fırsatını Adem ve veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda

Hepimiz hayatlarımızda kendimize ve diğer insanlara hata yapmak fırsatını vermeli, hata payı bırakmalıyız. Bir mühendis bile bir makinayı ortaya çıkarırken makinanın işleyişine karşı bir hata payı bırakmayı ihmal etmiyorsa, bizler de kendimize ve başkalarına karşı bu pencereyi açmalıyız.

2 yorum:

  1. Sanırım Einstein beyamcaya aitti bu söz "Hiç hata yapmamış adam, yeni bir şey denememiştir." Hata yaşamın bir parçası hatta insanlık neslinin yeryüzündeki yaşamının başlangıç noktası bir nevi. Öyle ya da böyle yazıda Sivas sokaklarını anınca içim yandı, özledim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle dostum. İnsanı hata yapabilir olarak kabul edip, sınırlarımızı ona göre belirlemeliyiz. Bence böylesi daha güzel bir yaşam veriyor insana.

      Sil