22 Mayıs 2016 Pazar

Türk Şiirinin Milenyum Çıkmazında Beş Kitap

Ebabil Yayınları, Osman Özbahçe editörlüğünde yürütülen şiir dizisine beş yeni kitap daha ekledi. Aşkar Dergisi ile hatırladığımız şairler sahih ve sahici kitapları ile okurlarını selamlıyor. Mustafa Melih Erdoğan’ın Hangi Anahtar’ı, Aziz Mahmut Öncel’in Pasaportsuz Türk’ü, İrfan Dağ’ın Paslı Çiçek’i, Özgür Ballı’nın Ben Seni Sonra Ararım’ı ve Musab Kırca’nın Düşerken Öğrendiğimiz Yasalar’ı başta Aşkar Dergisi okurlarını olmak üzere şiir okurlarını heyecanlı bir bekleyişe soktu. Sivas’ta yayın yapan ve ülkemizin bir çok ilinde okurları ile buluşan Aşkar Dergisi sekiz yılı geride bıraktı. Türk şiiri ve dergiciliği adına ciddi bir konumda olan Aşkar, şairleri ile birlikte modern Türk şiirine hareket kazandıran bir nitelik sahibi oldu.

Aşkar Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak tanıdığımız Mustafa Melih Erdoğan, titiz bir çalışmanın neticesi olarak ilk şiir kitabı “Hangi Anahtar” ile okurlarının beklentilerini karşılayacak bir esere imza attı. İkinci Yeni’den günümüze kadar modern Türk şiirinin birikimini hissettiğimiz Hangi Anahtar’da, şair, kendi kuşağının öncesi ile irtibatını koparmıyor.  2000 – 2010 kuşağı şairlerinde yer yer görülen İkinci Yeni’yi bir atıflar deposuna dönüştürme gayretinden sakınan Erdoğan, Hangi Anahtar’da, şiire plastik pencereler açmayı reddedip, onun ruhuna erişme gayretiyle kendini gösteriyor. Hangi Anahtar’da bizlere bir içdeniz gibi açılan bir başka kapı ise arayış. Muhalif şiiriyle bunu derinden hissettiren şair, şiiri örselemeden, akıl ile kalp arasına bir çizgi konduruyor.

İlk şiir kitabı ile okurlarının karşısına bir başka Aşkar şairi ise İrfan Dağ. Paslı Çiçek isimli kitabıyla 2010’ların başından itibaren kaleme aldığı şiirleri bir araya getiriyor. Günümüz Türkiye’sinde varlık sancısı çeken Türkçe’ye karşı hassas duruşuyla, bu meselenin şerhine şahit olduğumuz şiirlerinde, neye niçin talibiz sorusunu düşünmeye fırsat verecek duraklar sunuyor.  Paslı Çiçek’te bir ur gibi büyüyen şehirlerden, iki banknot arasına sıkışan hayata kadar, şiirdeki kalıpların dışına çıkmayı başarıyor. Paslı Çiçek’te şiirlerin ithafları, göndermeleri, mısralarının uzunluğu, diyaloga girme çabaları şairin muhatap bulma çabalarının biçimsel, teknik ifadeleri olarak beliriyor.

Aziz Mahmut Öncel’in ilk şiir kitabı ise Pasaportsuz Türk… Çarpıcı bir kitap ismiyle okurlarının dikkatlerini üzerine çeken şair, şiirlerinde, özellikle milenyum(!) ile birlikte Türkçe’de ve Türk şiirinde homurtuya dönüşen huzursuzluğun, melankolikliğin ve gevezeliğin uzağında dua ve tasavvuf diliyle sükûn bulan fakat öfkesini yitirmeden kaybettiğimiz değerlere karşı gümrah bir yakınlık ile uzun soluklu şiirler Pasaportsuz Türk’te kendine yer buluyor. Şair kitabında, tasavvufi duyarlılığını önceleyerek, nefs, ölüm, beşeri münasebetler, Türkiye ve Türkçe gibi işaretler etrafında halkalanan meseleleri Türk şiirinin ruh sahasına perçinleyen bir hissediş ile karşımızda duruyor.

Özgür Ballı, İronika isimli ilk kitabından sonra “Ben Seni Sonra Ararım” ile ikinci şiir kitabıyla okurlarının karşısına çıkıyor. Yine Aşkar Dergisi’nin şairlerinden olan Özgür Ballı, kişisel deneyimlerini, acılarını ve umutlarını toplumsal bir duyarlılık içinde terkip edebilen bir anlatım kuruyor. Garip Akımı ile başlayan ve İkinci Yeni'ye Cemal Süreya üzerinden geçiş imkanı bulan mizâh; daha sonra zekâ oyunlarına, rol kesmeye, salt ironiye, konuşkanlığa ve geveziliğe evrilerek tesirini her geçen dönemde yitirmesine karşılık Özgür Ballı şiiriyle çığırtkanlığa dönüşmeden sosyal ve siyasal meselelerde insanî bir tavır alma imkânına yeniden dönüşüyor. "Ben Seni Sonra Ararım" şiirleri gönlünüzü cilalamak, aklınıza mukayyet olmak için her zaman müracaat edeceğiniz bir esenlik sunuyor.

Musab Kırca ise 2009 yılından itibaren Aşkar ve Karagöz dergilerinde yayımladığı şiirleri “Düşerken Öğrendiğimiz Yasalar” ismini verdiği ilk şiir kitabıyla okurlarıyla buluşturdu. İlk şiirlerinde, içe dönük, mistik ve imgeci bir yol tutan şairin şiiri, giderek toplumsal ve siyasal zemine kayıyor. Dilde rahatlama ve durulaşma gayretini kitabın ilerleyen sayfalarında daha net bir şekilde görülüyor.  Şu yüzyılda bir açmaz halini alan aile, anne, baba kavramlarının yanında modern şehir yaşamı, ruhun kentsel dönüşüme maruz kalması, ölüm ve kuşatılmışlık gibi mistik bir sahaya da eğilen şair, her ne kadar bireyden toplumsala kayan bir seyir izlese de ‘olgunluk geçicidir’ diyor.

Eyüp Aktuğ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder