22 Mayıs 2014 Perşembe

Yağmur geçer dudaklarımdan

Dün yağmur yağacağını biliyordum. Önceki gece hava durumuna bakmıştım. Her neyse, zaten bulutların griye çalan şaşkınlığından da belliydi. Üniversitede bir takım işlerim vardı. O işleri halletmek için yola koyuldum. Rüzgar giderek sertleşiyordu. Nihayet 11A numarası ile sefer yapan otobüs göründe. Hay aksi! Otobüs kartımda para kalmamış. Son 25 Kuruş yazıyor ekranda. Mecburen 1.75 lira verdik iyi mi? Otobüste balık pazarı gibi.  Biliyorum çok şikayette bulundum, ama böyle işte...

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Göğe Baktım ~ 01

Her kalp bir gökyüzü taşır içinde. Başını yukarı kaldırıp gökyüzünü gördüğünde kalbini hatırlamıyorsan, henüz şah damarını keşfetmemişsindir. O halde sen de göğe bak. Eminim bir çift güvercin, bir çift servi veya bir kapı bulacaksın. Vakit varken gökyüzünü hatırla.


20 Mayıs 2014 Salı

Kafka, Kont ve Koltuk

E. - Selamun Aleykum, nerdesin?.
M. - Aleykum Selam, evdeyim.
E. - Dışarı çıkacak mısın?
M. - Çıkmayacağım.
E. - Tamam.

Hava kapalı... Yağmuru arkasına takan bir rüzgar var. Gökyüzünün suyu çıkacak gibi... İstasyon caddesi tenha. Bu büyük caddeyi hiç bu kadar boş gördüğümü hatırlamıyorum. Sağıma ve soluma bakınıyorum. Sağ tarafımda, başında taşıdığı simitlerin üzerini yağmurlukla kapatan bir adam görüyorum. Sol tarafıma baktığımda ise beş altı kişilik bir bankamatik kuyruğu... Belediye otobüslerinin hırıltılı sesleri arasında, karşı kaldırıma geçtim. Volkan Kitabevinin aşağısına uzanan caddeyi yürüdüm, işte karşımda Ulu Camii...

M. - Alo...
E. - Ne oldu?
M. - Nerdesin?
E. - Ulu Camii civarındayım.
M. - Kömürüm bitti.
E. - Hava o kadar soğuk mu?
M. - Yanında para var mı?
E. - Var.
M. - İthal kömür al. 30 kiloluk olanlardan. Kuşçunun yanındaki kömürcüden.
E. - Tamam.
M. - Görüşürüz.