28 Kasım 2012 Çarşamba

Aşk'a Dön (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
Aşk'a Dön
Geceden kalma bir hüzün var gökyüzünde,
Susuz çölleri ıslatıyor gözyaşlarım...
Çırpındığım bir bataklık var yeryüzünde,
Bilmem, belki bundandır haykırışlarım...

Bir çığlık ki, her dem, günahkar ruhumu okşar,
Bu karanlıkta düşer gölgeler üzerime...
Ben ki, alevlerin ortasında yağmurdan kaçar,
Bu aydınlıkta düşer Aşk-ı Hicran gönlüme...

Nereye baksam hayalin karşılar beni,
Gözlerinden tılsımlı bir buğu yükselir.
Gecenin bu kör karanlığında ararım seni,
Arkamdan "Aşk'a Dön" diye bir ses gelir.

Kayıp Mısralar #7 (Kendi şiirlerimden)

Bitmez
Karanlık diz boyu...
Çıkar mı bu kör gece,
Sabah namazına?
Bir azap ki ömür boyu...
Biter mi bu ıstırap,
Cenaze namazına?

Gülüşün Değdi
Hesapsız bir gözyaşı damlar,
İnce bir sızı düşer yüreğime.
Neden diye sorma Ey Sevgili,
Gülüşün değdi dertli gönlüme.

Kederli Bir Hava
Kederli bir hava var gökyüzünde,
Bulutlar hırçın bugün, rüzgar hırçın.
Cennetten bir koku var gül yüzünde,
Belki de bundandır benden kaçışın.

Gönül Ateşi
Gönül ateşinde demlenir her çay,
Bilemem belki sıcaklığı bundandır.
Yıldızsız geceye doğunca o ay,
Bilemem belki soğukluğu Sivas'tandır.

Söz Uçunca (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: eaea
Söz Uçunca
Bilirsin, söz uçar yazı kalır yarınlara,
Biz sözü güvercin kanatlarına bıraktık.
Nice hikâye yazdık arkası yarınlara,
Bizler karanlıkları arkamızda bıraktık.

Bilirsin elbet, yalan varsa doğruda vardır,
Güzelin olmadığı yerde çirkin aranmaz.
Kılınan beş vakit namaz yanımıza kâardır,
Namazın olduğu hayatta zarar aranmaz.
                                   Eyüp Aktuğ

Daha evvel iki mısralık bir şiirimde de dokunduğum bir mesele. Kulluk şuurunun baş şartı... Ne diyordum orada; 

Namaz namaz... Günün bir saati Allah'a,
O'nun ismi ile başlayalım her sabaha...

20 Kasım 2012 Salı

Aynadaki Yalan (İnceleme)

 AYNADAKİ YALAN

1970 yılında yazılmış bu eser Necip Fazıl Kısakürek'in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri… Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci'nin hayatı etrafında gelişir… Bu hayat, Necip Fazıl'ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlarıyla, kadın, cemiyet ve sanat anlayışıyla, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur. Ayrıca roman “Siyah Pelerinli Adam” ismi ile tiyatroya uyarlanmıştır.

KISAKÜREK, Necip Fazıl

Ahmet Necip Fazıl… Hayatının her safhası ruhi buhranlardan fikri ıstıraplara kadar çilenin bütün çeşitleri ile bezenmiş büyük sanat, fikir ve aksiyon adamı. O’nun sanatı ancak güneş çapında bir pırlanta ile karşılaştırılabilir. Öyle ki Prof. Dr. Süleyman Yalçın'ın ifadesi ile; "Fevkalade kolay, hazırlıksız ve tashihsiz Üstat kadar çok yazan belki bulunabilir. Bununla beraber onun kadar değişik vadilerde ve her birinin değeri tartışılmayacak kadar yüksek vasıflı eser veren bir başka sanatkâr, zannederim bulunamaz." Sn. Yalçın’ın bu ifadeleri dahi Üstat Necip Fazıl’ın üstün zekasını, erişilmez sanatını ve engin fikir ufkunu anlatmaya kâfi değildir. Her eseri, ister edebi olsun ister fikri olsun başucu kitabı olabilecek türdendir.

Anne #1


Bu görsel arastiralim.com adresinden temin edilmiştir.

19 Kasım 2012 Pazartesi

Yolculuk (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: eaea
Yolculuk
Kâbuslarımdan bir hatıra var her köşede,
Yalnızlığın kokusu sinmiş boş duvarlara.
Tarifsiz bir yanık kokusu bu günlerde,
Görünmezlerin gölgesi düştü duvarlara.

Zifiri karanlıkta dolaştım diyar diyar,
Bu kör gecede bir akrep yuvasına bastım.
Öyle bir ateş ki bu, vücudumu yakar yakar,
Bu cehennemi günde cenneti buldum sandım.

Bir ihtiyar geldi, o, kefenimin terzisi,
Hiç haberim olmadan dikilmişti kefenim.
Seher vakti ansızın okundu selâ sesi,
Hiç haberim olmadan kesilmişti nefesim.

İşte burada bitti sanmıştım bu yolculuk,
İhtiyar yüzüme bakıp ötesi var dedi.
Anladım ki o anda başladı bu sonsuzluk,
Ateş yüzümü yakıp artık çıkış yok dedi.

Sonra bir gözyaşı damladı mezar taşıma,
Neden bir anda cehennem söner gibi oldu.
O'nun elleri dokununca mezar taşıma,
Ruhumu kavuran azap biter gibi oldu.

15 Kasım 2012 Perşembe

İki Son Arasında (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: Serbest
İki Son Arasında
İki son arasındayım...
Geri gitsem son,
İleri gitsem son.
Ben sonların sonunda,
Her sonun başladığı noktada.
Ben seni arıyorum,
Bu sonlar diyarında.
Gözyaşlarım damlar,
Her filmin sonunda.
Hep aşka düşerim,
Her şiirin sonunda.
Bilmem, neden efkarlanırım?
Her şarkının sonunda.
Dedim ya...
Ben sonların sonunda,
Her sonun başladığı noktada.

13 Kasım 2012 Salı

Kayıp Mısralar #6 (Kendi şiirlerimden)

Karo
Soğuk bir Kasım sabahında tutuldum kartlara,
Ben en büyük hayalleri emanet ettim karoya.

Döngü
Gözyaşın bir nehre karışsa,
Nehir bir denize karışsa,
Deniz bir okyanusa karışsa,
Güneş okyanusu buharlaştırsa,
Buhar bulutlara karışsa,
Bulutlar rüzgara karışsa,
Rüzgar yağmura karışsa,
Yağmur aşka karışsa,
Cehennemim olur o yağmur,
Ey Sevgili...

Lisan-ı Aşk
Lisan-ı Aşk'tır benim, lâl eylediğin dilim,
Dem bu dem gönlüm, aşka düştü zikrim.
Ben çok gözleri ahûdan geçtim ama...
Neden seni göreli, titrer oldu ellerim.

Aşk-ı Maktül
Çehre-i nurundan bülbüle akseden feryad-ı figân,
Bundan mütevellid solgundur her dem gül-ü müjgân.
Aşkı- Maktül'üm, inan öldürür beni bu yare...
Bu gece küre-i arza doğar mı dersin mehpâre?

Beni Bana Gösterdi (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14/13/14/13
Düzen: eeae
Beni Bana Gösterdi
Penceresiz odalarda saklı umutlarım,
Günahsız kalplerde saklı bütün suçlarım.
Şimdiye kadar hep kendimi aradım ama,
Beni bana gösterdi ağaran saçlarım.

Bir masumun kanı var duvardaki gölgemde,
Hangi canlının hakkı var, benim üzerimde,
Şimdiye kadar bir günahkar aradım ama,
Beni bana gösterdi bir yetimin gözlerinde.
                                  Eyüp Aktuğ

Bir gece uyanırsın ansızın... Karanlık sıkar boğazını ve sonra anlarsın kaç yetimin hakkı var lokmalarında...

Uykusuz (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eeae
Uykusuz
Başım çatlıyor, türlü endişe var içimde,
Uykusuz gecelerin yorgunluğu var beynimde,
Yıldızların kucağında uyuyup öylece kalsam,
İlahi bir yara bu, hep kanar durur içimde.

Kanıma susayınca görünmezlerin gölgesi,
Bir hududu aşarım, burası divanelerin bölgesi,
Her sabah bir meczubun nefesini hissederim,
Ateşten bir rüzgar misali yakıyor ılık nefesi.

9 Kasım 2012 Cuma

Biliyorum (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: aaae
Biliyorum
Adın her gece bir dilsizin zikrinde, neden?
Damla damla hayaller akmakta gözlerimden,
Bayram diye karşılarım ölümü ellerinden,
Dirilişim olacak bu ölüm, biliyorum.

Kanımın kokusu sezilir de her mısrada,
Bir ışık ararım gecenin karanlığında,
Sen hep baharın yaşarsın her sonbaharda,
Gönül bağıma hazan vuracak, biliyorum.

Tek ben miyim, bu ıstırabı taşıyan maktül,
Bir gülüşünle kaç aşığı öldürdün Ey Gül,
Ben razıyım hep ağlamaya, sen yeter ki gül,
O bakışların sonum olacak, biliyorum.

Bilmiyorum (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: eeea
Bilmiyorum
Esir topraklarda özgürlüğü arıyoruz,
Biz topraktan habersiz mezarlar kazıyoruz,
Ölüm treninde seferleri sayıyoruz,
Kaçıncı seferindeyim hayat, bilmiyorum.

Yorgunum, uykusuz gecelerin kucağında,
Yalnızım, sahipsiz hecelerin arasında
Bir ben mi varım ki, bu deliler ocağında,
Kaçıncı satırındayım hayat, bilmiyorum.

Üzerime başsız gölgelerin düştüğü an,
Vücutsuz hayallerin kana karıştığı an,
Asılsız rivayetlerin pençesindeyken zaman,
Kaçıncı rüyasındayım hayat, bilmiyorum.

İngilizler tarihi ile yüzleşirken

Milli tarihinin temelini sömürgecilik anlayışının oluşturduğu bir ulus, İngilizler... Hatırlayalım, Afrika’nın sömürgeleşmesinde İngiltere’nin payı çok büyüktü. Sömürge faaliyetleri tüccarlar tarafından kurulan şirketler vasıtasıyla yürütüldü. Bu şirketler gittikleri yerlerde toprakları kendi üzerlerine alarak savaş ve barış yapma yetkisine sahip idiler. Devlet tarafından yetkilerle donatılıp bireysel devlet görünümü aldılar. İngilizler daha çok Portekiz sömürgeleri üzerinde genişlediler. Hindistan’a gelip Portekizlilerin elinden kıyı bölgelerini aldılar. İngiltere’nin Afrika’dan aldığı topraklar: İngiliz Somalisi, Mısır, Nijerya, Uganda, Kenya, Bechuanaland, Rodezya ve Nysaland’dır.

3 Kasım 2012 Cumartesi

Anadolu Kıtası'nın 21. sayısı çıktı


Merhaba kıymetli okuyucularım,
12 Ekim 2012 tarihinde 20. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 21. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

Haftanın Konusu: SİYASET FELSEFESİ
  • Siyasetin Felsefesi
    • Nedir?
    • Etimolojik Açıdan
    • Temel Kavramlar
  • Siyaset Felsefesinin Temel Soruları

2 Kasım 2012 Cuma

Yokluğu Yoklarken (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eeaa
Yokluğu Yoklarken
İplik iplik rahmet yağmakta küfrün arzına,
Yumak yumak günah dolanmakta ayağıma,
Gölgemin düşmediği bir iklim ararken ben,
Bir bahar sabahında kar düştü saçlarıma.

Islak sokaklarda saklı cehennem çukuru,
Yapraksız takvimlerde saklı ölüm korkusu.
İlahi bir nefes vâdeler doldu demeden,
Bulur muyum sonsuzu, ölüm bana gelmeden.

Ne çıkar bu yağmurun sonu bir yokluk olsa,
Bir seher vakti ansızın varlık beni bulsa.
Erisin bu ruhum bir neyzenin nefesinde,
Mahpus bir mazim benim küfrün kafesinde.

Ben artık yokluğu yokluyorum her mısrada,
Varlıktan bihaber cümleler, ömür sayfamda.
Sarhoş gecelerin kucağında kıvranan ben,
Her hecemde yeniden intihar eder gölgen.