23 Kasım 2014 Pazar

Doğum Günleri, Yılın İlk Karı ve Diğerleri

Fotoğrafı evimin balkonundan dün öğle saatlerinde çektim. Tam boyutuna buradan bakın.
Kasım ayı için son haftaya giriyoruz yarın. "Anneee, hasta oldum" başlıklı yazımda grip felaketimden bahsetmiştim. Soğuk algınlığını ve gribi atlattım. Beni hayli uğraştırdı ama şükür ki hastalıktan ayağa kalkabildim. Yılın ilk kar yağışını karşıladık. Takvimler 22 Kasım'ı gösteriyor. Saat gecenin üçü. Lapa lapa kar yağıyor, nihayet Sivas iklimine kavuşuyor. Bir kaç yazı öncesine kadar kar yağışlarını özlediğimi ifade etmiştim sizlere. Hayli gecikmişti çünkü. Sivas'ın aylık hava tahminlerine baktığımda Kasım ayının sonunu işaret ediyordu. Ama hava tahminleri yanıldı bu kez. Meteorolojiyi mahcup ettik. Her neyse. Biraz can sıkıcı bir durum var. Hava sıcaklıkları hayli düştü. Dün kar yağışı vardı, yumuşak bir hava ile merhaba dedik yeni güne. Bugün ise -7 dereceyi gördük. Öyle ki hissedilen sıcaklık -10 derece civarındaydı.

Şu sıralar gündemim hayli yoğundu. Neden diye soracak olursanız, 20 Kasım'da doğum günüm vardı. Bir yıl daha aldım. Bir yılı daha uğurladım sağ selamet. Dostlarımla bir gün geçirdim. Doğum günümü kutlayıp bana iyi dileklerini gönderdiler. Tabii hediyeler de oldu. Çok uzaklar (Van - Edremit) öyle güzel bir hediye geldi ki... Ubeydullah kardeşim, öğrencilerini tembihlemiş "iyi ki doğdun Eyüp Hoca" diye söyletmiş, üstelik bunu bir video olarak kaydetmiş. Derken bu mesajı bana gönderdi. Ardından yine çok uzaklardan bir hediye daha geldi. Mersin'den, Akdeniz kıyılarından. Karanfilli bir ayraç. El emeği, göz nuru. Kitaplarda kaldığım yeri takip etmek için ayraç kullanan biri değilim. Sayfayı katlıyorum. Ama bu karanfilli ayracı kitabımın arasından eksik etmeyeceğim. Sonra, iki gün sonra, Ubeydullah'ın doğum günüydü (22 Kasım). Ben de onu aradım. Hemhal olduk. Ertesi gün bir imtihana girecekmiş. İyi dileklerimi ve dualarımı ilettim kendisine. Aynı günün akşamında, yani dün akşam, Radyo Enfa'da Karanfilce programımın üçüncü bölümünü yayınladım. Canlı yayına şatomuzun küçük prensesini konuk aldım. Caddelerde Rüzgar isimli parçayı flüt ile icra etti dinleyicilerimize.

Bu arada daha önce bahsettim mi bilmiyorum. Belki de söylemişimdir sizlere. Enfa Edebiyat Dergisi için geri sayım başladı. Allah'ın izniyle yakın zamanda ilk sayımızla sizlerin huzurunuzda bulunacağız. Bir de şu sahaf meselesini anlatmıştım sizlere şu yazıda. Yarın o sahafa yeniden bir ziyarette bulunacağım. Sahafın ismini veremem. Gizli çünkü. Alacağım bir kaç tane kitap daha çok uygun fiyatlara. Kitaplarımı alayım, sonra söylerim sahafın adını. Bugün bir haber aldım arkadaşımdan. Sivas'ta ara sıra yemek yediğimiz bir lokanta vardı. Havalandırmasında arıza çıkmış, yangına sebebiyet vermiş. Maddi zararın dışında herhangi bir kayıp yokmuş.

Her neyse... Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Leyla isimli bir şiiri var. O şiiri Türk Sanat Müziğinin ünlü bestekarlarından ve aynı zamanda şöhreti dünyaya yayılmış kanun virtüözümüz olan Halil Karaduman bestelemiş. Şarkıyı ilk kez Mine Geçili'den dinlemiştim. Güzel icra etmiş ama Halil Karaduman'ın sesi insanın içine daha çok işliyor. Şarkının bestecisi olduğu için daha duygulu icra etmiş. Siz şarkıyı şuradan dinleyin. Anlatacaklarım bu kadardı. Soğuk bir Sivas gecesinden bildiriyorum bütün bunları. Kendinize dikkat edin, hasta olmayın benim gibi.

NOT: Bu yazı bloguma yazdığım 1000. yazı olduğu için ayrıca bir önem taşıyor şu an. Altı yıldır burada yazıyorum. Zaman ne çabuk geçmiş. Bin yazı olmuş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder