9 Ekim 2014 Perşembe

Karanfil Kokan Şarkılar (Klasik Türk Müziği)


Klasik Türk Müziği'ni bir ayrı seviyorum. Klasik müziğimizde çoğu eser güftesini divan edebiyatımızın şöhretli şiirlerinden almıştır. Bu yönüyle bakarsak "saray musikisi"... Derin bir incelik, naiflik ve eşsiz bir ruh muhteva ediyor çoğu eser. TRT radyosu dışındaki radyo yayınlarında klasik müziğimizin icracılarına yer verilmiyor. Bu sebepten TRT Nağme gibi bir yayın tesellimiz oluyor. Ben lise son sınıfta iken klasik müzikle tanıştım. Ve başlangıcı İncesaz grubunu dinleyerek yaptım. Çoğu eseri seviyorum. Ama icra eden insanda önemli. Bu yüzden sizlere şarkı isimleri vermek yerine sevdiğim icracıların isimlerini verip, yorumladıkları eserler hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istiyorum.



Klasik Türk Müziği'nin zirveyi paylaşan iki ses. Bu iki isim üzerine çok fazla bir şey söyleme ihtiyacı hissetmiyorum. Zeki Müren'in feminen ses tonu ne kadar mest ediyorsa Müzeyyen Senar'ın maskülen ses tonu da müzik kulağımızda aynı etkiyi bırakıyor. Zeki Müren'in sesindeki naiflik icra ettiği eserleri ayrı bir atmosferin içerisine sokuyor. Zeki Müren'in sıkı bir dinleyicisi değilim. Arada sırada hatrıma düşerse TRT radyo kayıtlarından dinlerim. Müzeyyen Senar ise çok başka bir ses. Müzeyyen Senar'ın sesini Ümmü Gülsüm'ün sesine benzetiyorum. Güçlü, dayanıklı bir sese sahip. Tok bir sesinin olması onu diğerlerinden ayrı kılıyor. Klasik Türk Müziği'ni ne kadar iyi icra ediyorsa Türk Halk Müziği'ni de o kadar iyi icra etmesi ise bende ayrı bir hayranlık uyandıran özellikleri arasında.

Zeki Müren'in bana göre ilk beşi:


Bir umut şarkısı. Ümit etmeli insan. Çünkü hiçbir hikaye yarım kalmaz. Bu şarkı da iki kalp var. Önce birbirlerini buluyorlar ve daha sonra iki kalp de birbirini kaybediyor. Elbet bir gün buluşacağız diyerek... Bu şarkıyı Suna Ulukaya'dan da dinlemenizi tavsiye ederim.


Bir serzeniş şarkısı. İntizarda bulunmak, şikayetlenmek yada hesap sormak... Cevapsız sorularına cevap aramak isteyenler için.  Bu şarkıyı en  güzel Zeki Müren yorumluyor.


Bir özlem şarkısı. Mesafeler, uzaklıklar, yollar, dağlar... İşte her neyse. İlk nağmesiyle mesafeleri ortadan kaldırabilecek bir eser. Uzayıp bitmeyen yolları kısaltacak kadar güçlü.


Bir uzun metraj şarkısı. Klasik Türk Müziği zaman zaman Klasik Arap Müziğinden etkilenmiştir. Bunu çok doğal karşılamak gerekir. Nihayetinde sürekli etkileşim içerisinde bulunan iki kültür var. Edebiyat sahasında etkileşimler olduğu gibi müzik açısından da etkileşimler söz konusudur. Hemen hemen aynı dönemde bulunmuş olan Arap dünyasının en büyük icracısı Ümmü Gülsüm'den etkinlenmiştir. Ümmü Gülsüm'ün tek bir şarkısı dahi en az iki saatlik uzunluktayken, konserleri yaklaşık sekiz saat sürüyordu. Klasik Arap Müziği'ni yorumlayan Ümmü Gülsüm bu yönü ile Zeki Müren'e yaklaşık yarım saat süren bir eseri yorumlamaya ilham kaynağı oldu.

5. Zeki Müren - Alkışlarla Yaşıyorum

Bir yaşama sevinci şarkısı. Güzel bir tınısı var şarkının. Melodik açıdan keyifli. Zeki Müren ile özdeşleşen eserlerin başında geliyor. Dertli gönüllere giren, işte benim Zeki Müren. :)

Düşülmesi gereken bir not: Bu yazıyı okuyanlar, Zeki Müren'in "Gitme Sana Muhtacım" şarkısını göremediklerinde acaba niye listeye almamış diye kendi kendine sorabilirler. Herkesin çok sevdiği o esere ben bir türlü ısınamadım. Dinlemediğim için yazmadım. Benim için özel olan şarkılar var bu listede.

Müzeyyen Senar'ın bana göre ilk beşi:

1. Müzeyyen Senar - Şarkılar Seni Söyler

Bu şarkının girişindeki nağmeleri çok seviyorum. Dizlerimin ferini alıyor. Bilmiyorum ama garip bir his uyandırıyor bende. Aşk gibi, sevda gibi. Huysuz ve tatlı kadınlar için...

2. Müzeyyen Senar - Benzemez Kimse Sana

Müzeyyen Senar ile özdeşleşen eserlerden birisi. Şarkının en sevdiğim bölümü ise "tavrına kurban olayım" bölünü. Sanki güftekar sadece Müzeyyen Senar söylesin diye yazmış sözlerini. Bestekar da sırf o söylesin diye bestelemiş gibi.

3. Müzeyyen Senar - Gamzedeyim Deva Bulmam

Şarkının başındaki hey heeeey girişi yok mu? İncelikli bir sitem var bu şarkıda. İsyan değil, sitem. Bir de Barış Manço'da çok güzel yorumladı bu eseri. Baba Bizi Eversene filminde elinde bebek ile bir meyhanenin yolunu tutuyordu. Orada tambur çalan bir adam vardı. Onun masasına oturup bu eseri söylemişti meyhane halkına. Hatta Müzeyyen Senar'dan daha güzel yorumluyor bana göre.

4. Müzeyyen Senar - Dalgalandım da Duruldum

Beyoğlu gecelerinin müdavimlerinden olan bir Halil varmış. Çapkının, hovardanın birisiymiş. Çok dalgalanmış zamanında. Lakin gönlünü bir gözleri ahuya kaptırınca durulmuş. Şarkının bir bölümünde şöyle der, binlerce güzel sevdim de en son sana vuruldum.

5. Müzeyyen Senar - Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim

Ne zaman dinlesem bir Sadri Alışık filmi aklıma geliyor. Gerçi Sadri Alışık da iyi yorumluyor bu eseri. Şarkının güftekarı olan Amir Ateş, bu sözleri eşinin ölümünden sonra yazmış. Yani şarkının hikayesinde arabesk bir terkediliş olayı yok.



Melihat Gülses ve Dilek Türkan... Ses tonları birbirine yakın, kadife gibi bir ses yumuşaklığına sahip olmaları bu iki ismi özel kılıyor. Melihat Gülses'in sesini daha çok seviyorum ama. Ben Melihat Gülses ismini İncesaz grubu sayesinde öğrendim. İncesaz 2002 yılında Eylül Şarkıları isimli bir albüm çıkarmıştı. Bu İncesaz'ın ikinci albümüydü. Albümün solisti ise Melihat Gülses. Biraz çok sevdiğim ve yeri ben de çok ayrı olan bir şarkıdan bahsedeceğim. Melihat Gülses'in yorumunu biraz daha irdelerim o zaman. Dilek Türkan ise Melihat Gülses kadar iyi bir icracı. Ama yaptığı nağmeler çok düzmüş gibi geliyor. Perdesiz bir gırtlağa sahip zannediyorum.

Melihat Gülses'in bana göre ilk beşi:

1. Melihat Gülses - Çok Aşığın Var Diyorlar

Bu şarkı üzerine pek yorum yapmak, görüş bildirmek istemiyorum. Bu şarkıyı çok severim, en çok da Melihat Gülses'den dinlemeyi severim. Hepsi bu.

2. Melihat Gülses - Ah Bu Gönül Şarkıları

Bu öyle bir şarkı ki, kim söylerse söylesin insanın ruhunda aynı etkiyi bırakabiliyor. Ama ben Melihat Gülses'ten dinlemeyi tercih ediyorum. Bir diğer alternatif yorumu da Oya İşboğa. Oya İşboğa'da güzel yorumlamış. Ama onun yorumunda klarnet taksimi ağırlıkta.

3. Melihat Gülses - Kapın Her Çalındıkça

Bir iş işten geçti şarkısı. İnsanın ruhu bir gergef ise eğer ince ince bir hüznü ilmekler. Ama Melihat Gülses'in yorumuyla.

4. Melihat Gülses - Üsküp Sevda Şarkısı

Sözünü dinlediğiniz bir kaç şarkı vardır. Bestesinden ziyade güzel bir güfteye sahip. Balkanlardan bir sevda havası soluyanlar için oldukça anlamlı bir şarkı.

5. Melihat Gülses - Günaydınım, Nar Çiçeğim, Sevdiğim

Eskilerden bir şarkı. Herkes bilmez bu şarkıyı ama makamı ve söyleniş usulü benim hoşuma gitti. Bu şarkı annemin de sevdiği şarkılar arasında.

VI. Melihat Gülses - Ok Gibi Hûblar Beni Yaydan Yabana Attılar

Bu şarkıyı ilk beşe almak istedim. Ama her zaman dinlemiyorum bunu. Fakat şarkının güzel yorumuna ve eserin güzelliğine hürmeten bahsetmeden edemedim. Keyifle dinlenir.

Dilek Türkan'ın bana göre ilk beşi:

1. Dilek Türkan - Böyle Bir Kara Sevda

Bu eseri çok kişi yorumladı. Ama Dilek Türkan gibi kimse okuyamadı. Şarkıda öyle bir his saklı ki, kalbin muhatabı olduğu her kim ise o kişi için şunu söyler. "Sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına düşen akla biter." Yani, yaşlanınca bile güzel olacaksın, her zaman... Bunu diyor. Bir de Haluk Bilginer'in yorumu da dinleyin. O da güzel söylüyor.

2. Dilek Türkan - Fikrimin İnce Gülü

Bir zaman kayması bizimkisi. Bu şarkıyı yedi sekiz sene önce bir radyo yayınından dinlemiştim ilk defa. Şarkının en sevdiğim bölümü ise "O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni."

3. Dilek Türkan - Mazi Kalbimde Bir Yaradır

Klasik Türk Müziği'nin bestelenen ilk tangosudur. Çok keyifli bir dans şarkısıdır. 1930'lu yıllarda bestelenmişti zannediyorum. Cumhuriyet balolarında da sıklıkla yer alan bir şarkı olmuş.

4. Dilek Türkan - Suzan Suzi

Biliyorum bu şarkı Klasik Türk Müziği kategorisine girmiyor. Ama Dilek Türkan denildiği zaman Suzan Suzi türküsü akla gelmeden olmuyor. Onun sesinden dinlenilmesi ayrı bir haz.

5. Dilek Türkan - Bana Bir Aşk Masalından Şarkılar Söyle

Hicaz bir şarkı. Çok güzel klasik bir eserdir. Şarkının en sevdiğim bölümü ise Dilek Türkan'ın "seni sevdiğim diyebilsem ölürüm inan..." dediği bölümdür.

Yukarıdan Aşağı: Çiğdem K. Yarkın - Tuğçe Pala - F. Sinem Genç

TRT ses sanatçılarımız. Bu üç isim içerisinde en çok Çiğdem K. Yarkın'ın sesini seviyorum. Ara sıra TRT Nağme veya TRT Müzik yayınlarında denk gelebilirsiniz. Tuğçe Pala (Tuğçe Becerikli olarak biliyor olabilirsiniz, evlenmeden önce soyadı Becerikli idi) ise bayram şekeri tadında bir sese sahip. Bu üç isim arasında yaşı en küçük olan ise Fatma Sinem Genç. Bazı eserleri onun sesinden dinlerim.

Çiğdem Kırömeroğlu Yarkın'ın bana göre ilk beşi:


Bu şarkı Çiğdem Yarkın'ın TRT'deki ilk icrasıdır. Şarkıyı ilk defa onun sesinden dinlemiştim. Sonra fark ettim ki bu şarkı, Batan Gün Kana Benziyor isimli başka bir şarkıya çok benziyor. 


Makamı hicaz olan bu eserin icrası gerçekten zor. Çiğdem Yarkın, şarkının "nağmeleri feryad oluyor şimdi" kısmını okurken adeta büyülüyor dinleyeni.


Muazzam bir eser, aynı zaman da çok sevdiğim şiirlerden birisi. Sözleri ise şöyle:
Firkat-i cânân ile nâlân mı oldun ey gönül
Âteş-i hicrân ile sûzân mı oldun ey gönül
Yâr ile dilşâd iken giryân mı oldun ey gönül
Âkıbet düştün dile destân mı oldun ey gönül
Günümüz Türkçesi ile yorumladığımız zaman, şu manaya gelmektedir. "Ey gönül, sevgiliden ayrıldın da feryat mı ediyorsun? Ayrılık ateşiyle yanmakta mısın? Sevgiliyle mutluyken şimdi ağlıyor musun? Ey gönül, sonunda dillere mi düştün?"


Kürdilihicazkâr makamını sevdiren çok güzel bir eser. Bana göre duyduğum en iyi icrayı da Çiğdem Yarkın yapıyor.


Ah çekerek başlayan şarkıları hep bir ayrı sevmişimdir. İşte bu şarkı da o şarkılardan birisi. Hüzzam makamında. "Şu göğsüm yırtılıp baksan, dikenler aynı güldendir." Başlangıcı ile tarifsiz bir his bırakıyor.

Tuğçe Pala'nın bana göre ilk üçü:


Bu şarkıyı dinlediğim zaman aklıma Akşam Oldu Hüzünlendim Bak Yine şarkısı geliyor hep. Gerçekten de benziyor iki şarkı birbirine.  Tuğçe Pala'nın "kalbim, kalbim, kalbim viran edersin" bölümünü okumasını seviyorum.


Bu şarkı "Sonbahar Rüzgarları"  ismiyle de bilinir. Hatta çoğu kişi bu isimle tanır şarkıyı. Ama ben yukarıya yazdığım ismi ile tanıdım. Çok kişi yorumladı ama en çok Tuğçe Pala'nın sesine yakıştırdım ben.


Arabeskvari sözlere sahip olsa da şarkı, bazen dinliyorum. Nilüfer'de yorumlamış bu şarkıyı. Onun yorumu da iyi. İspanyol tarzında bir gitar girişi ile şarkı başlıyor onun yorumu. Ancak sesindeki boğukluk yüzünden, şarkının yükseldiği yerlerde rahatsız oluyorum.

Fatma Sinem Genç'in bana göre ilk üçü:


Hüzzam makamında bir şarkı. Sinem Genç'in TRT'de ilk icra ettiği eserlerden birisi. Yorumu güzel bana göre.


Dede Efendi'nin muazzam bestelerinden birisi. Rast makamındadır. Huzur verir. Bu eserin peygamber efendimizin mübarek ruhaniyeti için oluşturulduğu rivayet ediliyor. Doğru mu bilmiyorum...


Hicaz makamının belki de en güzel örneklerinden birisi. Melihat Gülses'in yorumu da güzel. Sinem Genç'in yorumu da güzel. Bu şarkı için Sinem Genç'i tercih ettim.

Dinlediğim Diğerleri


Neşe Dursun doksanlı yıllarda TRT'nin yetiştirdiği büyük ses sanatçılarından birisi. Bu eseri bana göre en iyi Neşe Dursun yorumluyor.


Hüzzam makamında ve meyhane havasında, ağır bir şarkı.


Bu şarkı benim için çok özeldir. Necip Fazıl Kısakürek'in Veda isimli şiirinin bestelenmiş halidir. Saba makamında, insana huzur veren enfes bir çalışma olmuş. Arkadaşlarıma falan da dinlettim, bestelendiğinden haberleri yokmuş kimsenin. Sonra araştırdım da Necip Fazıl'ın bir kaç tane eseri daha Klasik Türk Müziği türünde bestelenmiş.


Uşşak makamında bir eser. Bu eser de Necip Fazıl Kısakürek'in "Canım İstanbul" isimli şiirinin bestelenmesiyle oluşturulmuş. Eserde nakarat yok. Şiir uzun olduğu için dört buçuk dakikaya sığdırılmaya çalışılmış. Biraz aceleci okunmuş. Ama ben çok sevdim. Bu da bir başka Necip Fazıl güftesi.


Nihavend makamının güzel bir örneği. Hamide Uysal'da güzel yorumlamış. Güfte ise Recaizade Mahmut Ekrem'in şiirine aittir.


Kıymetli annemin çok sevdiği bir eser bu şarkı. İstanbulu anlatan şarkılar hep bir başka olmuştur benim için. Güfte ise Yahya Kemal'e ait.


Makber şiiri Abdulhak Hamid Tarhan'ın karısı Fatma Hanım'ın ölümü üzerine yazdığı bir şiirdir. Bana göre şiiri en iyi icra eden de Hafız Burhan'dır.


Efsane hanımların dillerindeki şarkılar... Bu da onlardan biri. "En candan arkadaşım, ruhumu saran gece. Ben kime bağlanmışım, ağlıyorum gizlice..."

4 yorum:

  1. Benzemez Kimse Sana ,tavrına hayran olayım
    Bakışından süzülen işvene kurban olayım.
    Lütfuna ermek için söyle perişan olayım
    Hüsnüne ermek için söyle perişan olayım.

    Bu sanat eserlerini özellikle Sarıyer Sahil Yolundan Rumeli Kavağına giderken çok dinlerim aziz dostum. Denizin o harika edasıyla İstanbul'u yaşıyorum dinlerken adeta.
    Sahip çıkmalıyız bu eserlere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de deniz havası girdi mi şarkının orta yerine, tekrar tekrar dinlenir son nakarat...

      Sil
  2. Bu aralar benim de Türk Sanat Müziği'ne ilgim arttı. Bu değerimizi son günlerde keşfetmiş olmamın senin yazınla aynı döneme denk düşmesi gerçekten hoş bir tesadüf.
    Bu şarkılar bizim için kültürümüzün ne kadar büyük ve köklü olduğunun kanıtı niteliğinde. Çoğu şiirlerden bestelenmiş yahut insanların samimiyetle ortaya koyduğu kalıcılık anlamında başarılı eserler. Artık içinde bulunduğumuz zamanın eserleri popüler kültürün yosunlarıyla kaplanmış durumda, hepsi kalıcılıktan yoksun... Bunun kanıtı da bir sene dinlediğimiz şarkının ertesi seneye unutulmuş olması.
    Bu sırada Zeki Müren'in en sevdiğim eserleri "Veda" ,"Ah bu şarkıların gözü kör olsun" ve "Sorma ne haldeyim" şarkılarıdır. Bunları da dinlemeni tavsiye ederim. Ben de senin yazdıklarını dinlemeye başlasam iyi olacak. :) Sevgilerle ve saygılarla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tavsiye ettiklerine yabancı değilim, ara sıra dinliyorum aklıma gelirse. Popüler kültür her alanda olduğu gibi müzik sahasında da canavarlığını ispat etti. Beş para etmeyecek şarkılar rağbet görüyor. Mevsimlik şarkılar senin dediğin gibi. Sevgilerimle Orhan.

      Sil