25 Nisan 2021 Pazar

Rüzgarı Dizginleyen Çocuk

Rüzgarı Dizginleyen Çocuk, 2019

Bugün sizlere Birleşik Krallık yapımı dramatik bir filmden söz edeceğim. Chiwetel Ejiofor'un yazdığı ve yönettiği yapım William Kamkwamba adlı bir Malavili mucidin başından geçen olayları konu almaktadır. Küçük bir Afrika ülkesi olan Malawi’de 2002 yılında gerçekleşen büyük kıtlık sırasında yaşanmış etkileyici bir hikayeye tanık oluyoruz.

Hikaye daha önce 2013 yılında William and the Windmill isimli bir belgeselde de anlatılmış. Kahramanımız William Kamkwamba'nın yaşamını ve ilham verici serüvenini Rüzgarı Dizginleyen Çocuk isimli bir kitapta da anlatıldığını öğrendim.

Yaşanmış bir olaydan hareket eden filmde "Denersem yapabilirim." düşüncesiyle yola çıkıyoruz. Malawi'de yaşanan kıtlık artık dayanılmaz hale gelmiş ve William'ın etrafındaki insanlar teker teker ölmeye başlamıştı. Bununla birlikte bütün geri bırakılmış ülkelerde görüldüğü üzere Malawi'de de siyasi bir kaos vardı ve bu durum açlıkla da birleşince toplumsal olaylar ülkedeki karmaşayı artıyordu.

Böyle bir ortamda büyüyüp önce köyünün, şehrinin ve sonra ülkesinin umudu olan 14 yaşındaki William'ı ve Afrika'yı izlemek, açlığa, sefalete, cehalete, yozlaşmaya, rağmen çocuklarını okutmaya çalışan anne-babayı görmek filmin ruhu kucaklayan tarafları arasında.

Anne fedakarlığı

Filmde yer yer dikkatimi çeken başlıca unsurlar arasında anne fedakarlığı vardı.

"Açlıktan ölmenize müsade edeceğimi mi sanıyorsun ? Sen aç kalma diye kolumu kestiğimde o zaman benim evladım olduğunu anlarsın."

William'ın anne ve babası okul müdürü ile konuşurken kendilerinin açık görüşlü ebeveynler olduğunu, atalarının kültürü devam ettirmediklerini ve modern bir aile yapısına sahip olduklarından söz eder.

Filmin ilerleyen bölümlerinde, kıtlık zamanı gelip insanlar teker teker ölmeye başladığında ve evin babası tarlasını ekemez, çocuklarını doyuramaz hale geldiğinde atalarının kültürü devam ettiren bir karaktere bürünür.

*Çocuğa karşı inanç

William, Fen Bilimleri öğretmeninin bisikletinde bulunan dinamonun ne olduğunu öğrenir ve onun çalışma prensibi üzerine çalışmalar yapar. Nihayet olayı anladıktan sonra, rüzgarın hareket enerjisini elektrik enerjisine dönüştürme fikri zihninde belirir. Bu suretle hurdalıkta bulduğu su pompasını kullanarak kuyudaki suyu toprak yüzeyine çıkarmayı ve kuraklık zamanı yağmur yağmasa bile hasat almayı heeflemektedir.

Fakat kıtlık çeken ülkede başta babası olmak üzere kendisine kimse inanmaz. Onun boş bir uğraşın peşinde koştuğunu düşünürler.

*Kıtlık psikolojisi

Film boyunca cehalete, yozlaşmaya, siyasi karmaşaya, insanların sömürülmesine, emeklerin ziyan olmasına şahitlik ediyoruz. Bütün bunların yanında kıtlık psikolojisinin insanları nasıl değiştirdiğine tanıklık ediyoruz. Yağma olayını, insanların bir lokma ekmek için neleri yapabileceğini izliyoruz.

İlginç olan detay ise şu: Malawi'nin İngiliz sömürgesi olması ve bu filmin Birleşik Krallık yapımı olması.

"Tanrı rüzgar gibidir, her yere ulaşır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder