4 Aralık 2015 Cuma

Ekmeğin Kuruyan Tarafı

annem bunu öğretmişti
ekmeğin kuruyan tarafından başlayarak
ekmeğin bayatlığı ile tazeliği arasında
babil denen bir yerin olduğunu

ı.
hesap makinesini kullanmayı öğrendiğimde
payımı istedim nil’in kuruyan göğsünden
ramazan temalı banka reklamlarından cesaret kuşanarak
plastik bir huzur takındım kalbimin üzerine.
fazla mesai de yaptım perşembe geceleri
döşeğimin sıcaklığı yastığımın yumuşaklığı eksilmesin
çöreklenen olmasın soframa girmesin konforuma balta diye.

maaş bordrolarıma papyon takıp
yemekleri yarım bırakmasını öğrendim ışıltılı salonlarda
açgözlü demesinler ayıplamasınlar için
bir miktar kalmalıymış tabakta.

ıı.
aslında her şey yoluna girebilirdi
anlayabilsem toprağın diliyle olan biteni.
gazetelere gelince: demokrasi baharat yolunda
tarçın almaya mı gelmişti amerika?

kudüs’lü şiirlerden bir mısra dolayıp dilime kazan kaldırdım
yumruğum havada güneş gözlüğüm biraz kaş çatışı iyi pozlar
anayasayı üzmeden, küstürmeden bıyıklı abileri bana
sesimi alçaltıp, alçaltıp kendimi
haydi bir iki üç, kahrolsun israil, kahrolsun amerika
akşama twitter, ders bir, zarifliğin yedi şartı
ardından kaşınan romantikliğimiz:
“korkmayın torpido gözünde şiir saklayan adamlardan.”

ııı.
ben sandım ki kalp örselemek içindir
onu dünya ile incittim.

bir akşamüstü boğazıma demirledi fecr on yedi
dişlerim parmaklarımda, nişan aldı sapanlar göğsümün üzerine
utandım ruhuma refakat eden şeylerden
dualarım geldi aklıma, avuçlarım chevrolet marka
ayetel kürsi asmalıyım dikiz aynasına.

ebabiller kanat çırpmakla sınandı yeryüzünde
ben yastığım ile bağdat arasında tökezlerken
bu kez  hayata ekmeğin kuruyan tarafından başlayarak
kirlenen tarafımı toprağa sürüyorum
steril bir cümle gerekiyor yüzümü temizleyecek
yüzümden yeryüzünü sıyıracak bir cümle.

ıv.
yaşamak
onlarla aramızdaki fark
çünkü bizi yaşamakla aldattılar.

Eyüp Aktuğ, Aşkar Dergisi, Sayı 35, Temmuz - Ağustos - Eylül 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder