10 Aralık 2014 Çarşamba

Ne Oldu?

dinçer: kim o?
eyüp: evini benden başka bilen mi var?
dinçer: eyüp, sen misin?
eyüp: sesim de unutulmuş demek.
dinçer: uykumdan yeni uyandım. hayırdır, bu saatte?
eyüp: muhabbet etmeye geldim. hem saatin nesi var?
dinçer: yiyecek bir şeyler hazırlayayım bekle.
eyüp: çay demle bana.
dinçer: kahvaltı yaptın galiba.
eyüp: iki simit yedim gelirken. görüşemiyoruz.
dinçer: üç defa ziyaretine geldim. kapıyı açmadın.
eyüp: müsait değildim. ancak fırsat bulabildim.
dinçer: geçenlerde bir not defteri buldum sofanın hemen yanında.
eyüp: iyi, ne yapayım.
dinçer: senin el yazın vardı içinde.
eyüp: şu deftere bir de ben bakayım. nerede?
dinçer: unuttum nereye koyduğumu.
eyüp: şakayı bırak. nerede defter?
dinçer: unuttum. hatırlamıyorum.
eyüp: kayıp mı ettin defterimi?
dinçer: defterini ben kaybetmedim. zaten kaybetmiştin sen.
eyüp: kaybetmiş olduğumu bilmiyordum. kaybetmiş sayılmam, bu durumda sen kaybettin defterimi.
dinçer: sen en son ne zaman geldin bana?
eyüp: hatırlamıyorum.
dinçer: düşün biraz.
eyüp: oyun mu oynuyorsun benimle?
dinçer: defterde ne yazdığını okumadım.
eyüp: sana sordum mu okuyup okumadığını?
dinçer: sormadın, ama söylemek istedim.
eyüp: ben senden şüphe ediyor olsaydım, okudun mu diye sorar, yakana yapışırdım.
dinçer: haklısın. çayı soğuttun.
eyüp: ben soğumuş çayı severim.
dinçer: iyi iç o zaman.
...
dinçer: sana bir şey soracağım.
eyüp: dinliyorum.
dinçer: ne oldu?
eyüp: kulağımda garip sesler var dinçer. alçalıp yükselen gökyüzünün uğultusu gibi. uyuyamıyorum. her şey tükeniyor gibi. eskiyor bir anda gözümün değdiği her ne varsa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder