21 Haziran 2014 Cumartesi

Yatağını Kaybeden Bir Irmağın Kuruyuşuna Yakılan Ağıt

yatağını kaybeden bir ırmağın
kuruyuşuna yakılan ağıt

ekmeğine beton sürülmüş
ağrısız uykular kovalayan
ve banka kuyruklarında
eylemsel esneyişleri anlatan
bir şehrin lambasız hikâyesidir bu.
meteoroloji yanılmıştı bu kez,
unutulmuş mabedlerin kahrıyla
irtifa kaybediyordu yağmur.
iki banknot arasına sıkışmıştı
üzerine apartman düşen yaşamak.

dizleri gıcırdayan
ve çok yarış kaybetmiş atların
şakak kemikleri gibi
boşluğa sarkan yüzler tanıdım.
ıslak ve yapışkan bir hüznün
iç bayıltan susuşuyla
denk değildi kalbimin söylediği.
sonra alnımı yasladım göğe
bir akrep düştü
yazgımın orta yerine.

yatağını kaybeden uyurgezerin
seyyahlığını kuşandım.
bütün evler birbirinin aynıydı,
annemin ayaklarına giden yolu
bir türlü bulamadım.
iyi ki boğazı yoktu bu şehrin
yada denize dokunan nehirler.
kabarık bir korkuydu,
suretime kızıp
bana bunca ayna kırdıran.

razı olamadım,
nefesimi acıtan kerpetenlere.
kız çocuklarının saçlarını
inciten kötülük kadar
cehennemi hak eden ne olabilirdi?
ateşse iri günahlara
yakışıyordu en çok.
ey bana elini uzatan gece,
karanlık kapatamaz
sayısız siyahın üzerini.
            Eyüp Aktuğ

1 yorum: