16 Nisan 2014 Çarşamba

Juste parce que vous êtes né...

Gravier... Umarım yolculuğun rahat geçmiştir. Umarım çabucak ulaşmışsındır, doğduğun güzel topraklara. Ardından gelmeyi çok istedim, sadece kalbimi bırakabildim yanına. Sen cam kenarında oturdun, ben camın diğer kıyısında. Her neyse... Buralara yağmur yağacak gibi. Zaten boğazım acıyor dünden beri. Hava soğuktu, ben yine dışardaydım ve üşüdüm. Bugün evdeyim anlayacağın...

Her şey tükeniyor gibi Gravier... Engel olamıyor elinden kayan toprağa... Ne yapmalıyım? İçtiğim çay bile eskisi gibi değil. Onun da tadı tükenir gibi oldu. Yürüdüğüm yollar, taşlarını saydığım kaldırımlar ve hatta paltom... Gravier, bu dünya bana göre değil ki, tükeniyor her şey burada. Ne yapalım, mumlara sağlam bir üfleyiş bekliyorum senden. Tek nefeste söndürmelisin bütün mumları, anladın mı? Bu arada geçen sene senin için hazırladığım hediye hala bekliyor, nasıl yapalım?

sen ne güzel doğdun,
doğduğunda mı şiir oldun?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder