29 Nisan 2014 Salı

Gün doğdu aştı böyle


Geldin nihayet... İki haftadır kimsecikler yoktu bu şehirde, ıssız kalmıştı her cadde. Madem geldin, hoş geldin o halde. Bir türküyü hatırlattı gelişin. Bir yağmur gibi geldin, incecikten yağan...

28 Nisan 2014 Pazartesi

Peki neden o bana benziyor? - Nun Edebiyat Dergisi 13. Sayı

peki neden o bana benziyor – eyüp aktuğ

Gecenin karanlık ve sisli duvağını kaldıran güneş, dağın zirvesindeki yastığından doğrulup etrafa baktı. Kalbin vadisinde aşk mevsimi vardı. Ağaçların dallarında yaşanmayı bekleyen hatıralar yavaş yavaş çiçek açmaya başlamıştı.

Söylenmemiş, duyulmamış bir aşk… Yarı uykulu, yarı uyanık bir halde, mahmur gözleriyle baktı hayata. Yaklaşan bu muson bitmeyecek bir yağmuru da beraberinde getiriyordu. Sanki geçen her an yeniydi, ama yine de aynıydı her şey. Yaşanan iki hayat vardı. Ama süregelen aynı ömürdü. Yaşanan duygular da, hasretler de, bekleyişler de aynıydı. Kavuşmalar da aynıydı, ayrılmalar... Bilinmesi gereken tek şey şuydu. Zaman bir nehirdi ve akması gereken yere doğru akardı.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Mavi - Nun Edebiyat Dergisi 13. Sayı


mavi – eyüp aktuğ


gravier, burası hayli karanlık… 
biraz mavi üfle. 
bilirsin sen, bunca ıssız neye delalet?

Bakışların nereye dokunduysa, biraz mavi bıraktı oraya. Ve bir kırlangıca nefes payı oldu, geceyi tebessümünle yıkaman… Sahi, gözlerin ne zaman giydi gökyüzünü? O parçalı bulutlu adımlarınla nasıl saklayabildin yeşeren toprağı? İki kirpiğin birbirine değince mi tütsülendi zaman? Rüzgâr saçlarına erişince mi çiçek açtı kiraz ağaçları? Güneşi parmak uçlarında gezdirdin diye mi ışıdı kalbim?

16 Nisan 2014 Çarşamba

Juste parce que vous êtes né...

Gravier... Umarım yolculuğun rahat geçmiştir. Umarım çabucak ulaşmışsındır, doğduğun güzel topraklara. Ardından gelmeyi çok istedim, sadece kalbimi bırakabildim yanına. Sen cam kenarında oturdun, ben camın diğer kıyısında. Her neyse... Buralara yağmur yağacak gibi. Zaten boğazım acıyor dünden beri. Hava soğuktu, ben yine dışardaydım ve üşüdüm. Bugün evdeyim anlayacağın...

Her şey tükeniyor gibi Gravier... Engel olamıyor elinden kayan toprağa... Ne yapmalıyım? İçtiğim çay bile eskisi gibi değil. Onun da tadı tükenir gibi oldu. Yürüdüğüm yollar, taşlarını saydığım kaldırımlar ve hatta paltom... Gravier, bu dünya bana göre değil ki, tükeniyor her şey burada. Ne yapalım, mumlara sağlam bir üfleyiş bekliyorum senden. Tek nefeste söndürmelisin bütün mumları, anladın mı? Bu arada geçen sene senin için hazırladığım hediye hala bekliyor, nasıl yapalım?

sen ne güzel doğdun,
doğduğunda mı şiir oldun?

9 Nisan 2014 Çarşamba

Ne Zaman Dokunsam Gözlerine (Kendi şiirlerimden)

ne zaman dokunsam gözlerine,
cuma oluyor o gün bana.
önce salâmı fısıldıyorsun,
peşinden ezanı duyuyorum,
bir bayram müjdeliyorsun.
~
ne zaman dokunsam gözlerine,
cuma oluyor o gün bana.

Eyüp Aktuğ

Bahar Uyanırken (Kendi şiirlerimden)

Bahar Uyanırken

bir şiiri hıçkırıyor bulutlar.
pencereye bak,
adın düşmüştür camlara.

bir gök çatmalıyım,
biraz da güvercin soluğu...
tebessümün gelmeli sonra.

söyle bakalım,
bahar uyanmasın da
ne yapsın?

Eyüp Aktuğ

Seğirti (Kendi şiirlerimden)

seğirti

babamla kudüs'te buluşacaktık anne.
cadde taşlarında çok kan lekesi vardı,
ne çok mezar soludum bir beşik kadar.

cebime karanfil tohumları koyacaktın sen,
baharı dolduracaktın heybemize,
dualar fırlatacaktık yeryüzüne.
bir yetimin ve bir yetimin daha,
dizlerinden sızan gökyüzünü,
uçurtmalarla süsleyecektik.
kardeş olalım sizlerle diyecektim,
onlar şöyle cevap verecekti bana,
müslümanlar kardeştir, kardeşim...

sana oğullar getirecektik anne,
sen çok sevecektin onları.
sırtıma havlu koyardın sen,
uzun sürerdi mahalle maçlarımız.
burada bir anne tanıdım, anne...
o da oğlunun sırtına havlu koyuyordu,
tanklardan kaçarken çok terliyormuş çocuklar.
ve bir kız çocuğuna daha rastladım,
ağabeyine baba diye seslenirken.

ne çok mezar soludum bir beşik kadar.
cadde taşlarında çok kan lekesi vardı,
babamla kudüs'te buluşacaktık anne.

Eyüp Aktuğ