15 Şubat 2014 Cumartesi

Şurda güneşe ne kaldı?

Gravier...

Sana ikinci bir mektup yazma imkanım olsaydı, güzel olurdu. Bu sefer, kareli defterimden bir sayfa koparıp, kurşun kalemi bıçakla sivrileştirip, yazmazdım. Dolma kalem alırdım önce. El yazım pek okunaklı değil. El yazımı güzelleştirmeye çalışırdım. Sonra, bir kırtasiyeye gidip, şu gül kokulu mektup sayfaları var ya, onlardan alırdım. Hatta aldım bugün. Şşş... Tamam... Ben söz verdim bir kere ve verdiğim sözü tutarım. Bu mektubu elbette yazdıktan sonra kül edeceğim. Ama, yazmam gerekiyor, kül etmek için yazmam gerekiyor.

Anlıyorsun değil mi Gravier?

Anladığını düşünüyorum. Gerçi çoğunlukla seni düşünürken senin beni anlamış olduğunu düşünmeye pek fırsatım olmuyor. Ama olsun. Sana bir sır vereyim mi? Gülümsüyorum şu an. Neden, dediğini duyar gibiyim? Bu sabah, yastığımın kılıfında bir şey buldum. Biraz sabret, anlatıyorum işte. Ne mi buldum? Bir şiire saklamıştım seni, şiiri de yastığımın kılıfına... Evet, o şiir karşıma çıktı.

Ah, Gravier...

Biraz sohbet edelim istiyorum. Konuşalım biraz. Her şeyden konuşalım. Mesela, ben Galatasaraylıyım sen Fenerbahçelisin. Ve ben senin Fenerbahçeli olduğunu öğrendiğimde, artık buruk bir sevinç yaşıyorum her şampiyon olmamızda. Kalbimin öte yarısı mutluluktan zıplarken, diğer yarısı ise, kalbimin zıplayan tarafını durdurmaya çalışıyor.

Biraz daha ciddi olurum dilersen, Gravier...

Ama ben ciddi olursam sen üzülürsün. Senin üzülmeni istemem, hiç istemem. Diyorum ki içimden... Neyse boş ver. Nasılsa sessizliği giydirdim dilime. Hani şairin biri diyor ya... "Adın kurtuluşumdu, ama söylememeliydim."

Sana niçin Gravier dediğimi anladın mı Gravier?

İsmini niçin haykıramadığımı ve sana bakarken ayaklarımın altında nice depremler koptuğunu anladın mı? Gravier! Ölüm nasıl bir şey olsa gerek? Bir ismi telaffuz edememek, ölüm olabilir mi? Senin adını iliklerime kadar hissettiğim ve yaşadığım halde, ismini sessizliğime karıştırmam ölüm değil mi? Ölüler konuşamaz değil mi? Ben isterdim ki, bir senin ismini hatırlasın dilim. Lakin senin ismin sükutu indirdi dünyama... Gravier. İyi geceler, hem sana hem bana... Şurda güneşe ne kaldı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder