30 Kasım 2013 Cumartesi

Kendine İyi Bak (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: Serbest
Kendine İyi Bak
bu gece uyumadan aynaya bak,
seni göremedim de bugün.

uzun uzun seyret gözlerini,
kirpiklerine de yaklaş mesela.
sonra o incecik parmaklarınla
dudaklarına uğra, orada kal.
sor bakalım,
ismime niçin küsmüş dudakların?
niçin adımı mülteci gibi
bir çöl kıyısında bırakıp kaçmış?
sırada saçların var,
saçlarıma ak düşüren saçların...
hiçbir teline dokunma, incitirsin.
ellerini de görüyor musun?
bilemiyorum, nasıl tarif etsem
avucundaki çizgileri?
beyaz, kar yanığı...
biri şiir yakmış olmalı ellerinde,
tütsülenmiş gibi zaman.

26 Kasım 2013 Salı

Ben doğduğum zaman sen yoktun


ben bir şarkı, ben bir türküyüm,
ben meryem'in yanağındaki tüyüm,
beni bir azizin nefesi uçurur.
kalbimde allah'ın elleri durur.

- sezai karakoç
Kasım ayının yirmisi... Ad günüm. Adımın kulağıma üflendiği bir kasım sabahı. Biraz soğuk, ürpertici ve hatta iç gıcıklayıcı. Bütün bu katrana rağmen, süt beyazı gölgesi olan dostlarım beni ad günümde yalnız bırakmadı. Ubeydullah, Sezai Karakoç'un "Gün Doğmadan" isimli kitabını bana hediye etti. Bunu çok sevdim. İki gün sonra da Ubeydullah'ın ad günü idi. Ufak bir pasta aldık. Beş dakika içinde bitirdik. Ama Ubeydullah'ın hediyesini henüz vermedim. Yakın zamanda vereceğim.

Gravier.
Biliyorsun ki avcundaki çizgiler kadarım.
Gözündeki gece kadar, gülüşündeki sabah kadar, seni hapşurtan toz kadar...
Sen sustun, ben de konuşmadım.
ben doğduğumda sen yoktun,
sen doğana kadar da ben yoktum. 

- eyüp aktuğ

17 Kasım 2013 Pazar

Yankı koridorunda güz sessizliği

Evet. Bu tam olarak böyle olmalıydı. Ağır aksak unuturken benliğimi, bir yanlışın peşinde hiç farkında olmadan ilerlerken ya da benimle beraber başkalarını da sürüklerken bu kördüğüme, tamam dedim, buraya kadar. İşte böyle olmalıydı. Yeniden kendi dünyama döndüm. Nefessiz kalmıştım, belki kalbime ihanet ediyordum. Bir bahar yağması ziyaret etmişti avuçlarımı. Nereye dokunsam, dokunduğum yerde yangınlar artacak sandım. Bu mevsim bu kadar sessiz miydi? Geçen yılları düşünüyorum da, bu sakinlik hayli ürpertti beni.

Öte taraftan... Ötesi berisi yok işte. Hepsi bu kadar. Yankı koridorunda bir ileri bir geri salınıyorum. Ama bu koridor hiç bu kadar sessiz olmamıştı. Kıpırtısız, sakin, sanki biraz da huzur dolu. Ne bileyim, belki de kendimi kandırıyorum. Ama dedim ya, bu böyle olmalıydı. Böyle olmasaydı, dünyamdan bütünüyle kopacaktım.

Çıkartma (Kendi şiirlerimden)

Çıkartma
testere ağızlı bir böcektir
zannını yaşadığım

gürültülü koksa da güz
dağ yolları hala kıpırtısız
göğün yalın yüzünde
tenha bir dünya çatmalı
başını çekmeli
yağması yarım bırakılan
yersiz tufanların

bu örümceği kim saldı
alnımın orta kutbuna
kabuğunu kıramasaydı yağmur
hiç haberi olur muydu
ganja gömülen dudakların
devrik cümleler ile bütünlenir
yarım kalan çıkartmalar

testere ağızlı bir böcektir
zannını yaşadığım
                Eyüp Aktuğ

13 Kasım 2013 Çarşamba

Gousse, au revoir... (Kendi şiirlerimden)

Gousse, au revoir...
karanfil.
sadece çayımın buğusunda,
penceremin kenarında,
defterimin arasında olmadın.

karanfil.
gömleğimin cebinde taşıdım seni,
aylarca bir taşın yanında uyudun,
o taşa kokun siner diye bekledim,
çokça da dua ettim.

karanfil.
şiirler de iliştirdim
kıvrım kıvrım yapraklarının arasına.
hüznüme, kederime kucak açtın.
ortak oldun karanlığıma.

karanfil.
mevsimini şaşırıpta yağmur duasına çıkınca ben,
köklerin kurumasın diye su ararken iki tepe arasında,
yorulduğumu hissettim.