29 Eylül 2013 Pazar

Mor ve Beyaz

mor rengi çok severdi, 
beyaz rengi de
o'na mor bulutlardan, 
beyaz düşlerden
bir gökyüzü dilediydim.

Nerede kalmıştık? Nasıl kıvranıyordu sırtına kor düşen dilimiz? Hangi denizi arıyor yatağında cehennemi gezdiren kızılırmak? Oysa, sessizlik kendini öğretmişken bize... Sükûtu giydirmişken kalbimize... Boş verelim dedik, nefesimiz at soluğu olmasın istedik. Yorulduğumuzu bilelim artık diyorduk. Ve şöyle seslendik birbirimize:
gökyüzüne yalnız bakanlar da
yalnız gökyüzüne bakanlar da
yoruldunuz değil mi?
Evet. Pek uzun zaman olmuştu. Saçlarımıza otağı kuran diş renkli bir hüzün vardı. Günler haftalara devretti, haftalar aylara, aylar mevsimlere, mevsimler senelere... Bir de baktık ki, dördüncü yıla girmişiz.
nereye dönsem örselenmiş bir mezar karşılıyor beni. yarım kalmasın istiyorum bu şiir. uykusuz bıraktım bütün uyakları, ayaklarım arzularken bu lanetli hicreti. kangrenli rüyalar yonttum yastığımın rutubetli kıyısından. oysa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder