1 Haziran 2013 Cumartesi

Yıkılan Mabed (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: Serbest
Yıkılan Mabed

bulutların göğsünde süt emen şiirler
kül rengi göğün gözlerini geceye açtığı vakit
yitik bir senfoni olur lanetli ıslıklar gibi
işarettir ekmeğine salça sürülmüş çocuklara
sâba makamının tan yerine çöktüğü vakittir
vakitsizce ırmağın boğduğu kahve gazelleri

siperleri dolduran oyuncak tüfeklerde
hangi türkünün eteklerinden tutalım da
hangi gelinin duvağında bulalım mağlubiyetimizi
gelin buraya gelinleri getirin yasımız var
bedduamız var dua gibi açılan bütün duvaklara
yüksek yüksek tepelere gelir bütün intiharlar

ağzımızdan çıkan kulağımıza hiç gelmez mi
getirmez mi yıkılan mabedin havarilerini
akrebin yelkovana tecavüz ettiği o yerde
düğünümüz var yasımızın şen olduğu yerde
kara kedilerin günahını yüklenen her kimse
yüklenir duvakların her birini başı üstüne

hep yaz aylarında mı düğümlenir düğünler
bu nikahı musallada kıymaz mı imam
varılmaz köyün muhtarıdır şahidimiz
tahtalıdır evler çivisi pas tutan eller gibi
sabun görmemiş sağır saçlarından başla da
emzir şiirleri henüz oğul vermeden kimseye
                                   Eyüp Aktuğ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder