21 Haziran 2013 Cuma

Karanfil Kokulu Sohbet #4

Ne çok yağmur yağdı
Ne çok ıslandık böyle
Ne çok güldük ağlarken
Ne çok ağladık gülerken
Eyüp Aktuğ

Sıkılmaya başladım bu şehirden. Yürüyesim var yalınayak yollarda. Acıkmasam, susamasam... Yol olsam yollarda, yol olsam diyorum yol almadan evvel. Mızrap'ı yolcu ettim dün gece. İstanbul'a gitti. Sivas'ta bizden bir ben kaldım hasıl-ı...

Dinçer'de olmasa vakit nasıl geçecek bilmiyorum. Hayret etmiyor değilim ona. Konuşmasam konuşmayacak, çağırmasam gelmeyecek... Taşhan'a gideceğim biraz sonra. Dinçer ile orada buluşacağım. Sohbet ederiz, çay içeriz, sonra yine çay içeriz. Geçenlerde lunaparka gittik onunla. Ben en çok mütemadiyen dönen yuvarlağı sevdim. Dinçer çarpışan arabaları sevdi. Taşhan'a gittim. Dinçer benden önce gelmiş. Öyle boş boş beni bekliyordu.

Eyüp - Hoop!
Dinçer - Karanfil!
Eyüp - Esselam, fazla bekletmedim inşAllah.
Dinçer - Yok, biraz önce geldim. Güvercinleri izliyordum.
Eyüp - Korkuluklara fazla yaklaşma, güvercin kardeşlerin ne yapacağı hiç belli olmuyor.
Dinçer - Geçenlerde o dediğine şahit oldum. Bir adamın omzuna küçük bir hatıra bırakmışlardı.
Eyüp - Çayları söyledin mi?
Dinçer - Yok. Senin gelmeni bekledim söylemek için.
Eyüp - Tekin Abi... İki çay alabilir miyiz? İkisi de sadece dem olacak. (Tekin Abi - Nasıl içiyorsunuz, zehir gibi tadı var)
Dinçer - Sende başla. Bir zaman sonra alışırsın.
Eyüp - Dinçer sen üstelik şekersiz içiyorsun.
Dinçer - Şeker çayı soğutuyor da o yüzden şekersiz içiyorum. Şekerli çay erken soğur bilirsin.
Eyüp - Bilirim, bilirim. Mızrap'ı yolcu ettim. Haberin vardır. 20 Haziran'da gideceğini daha önce söylemiştim.
Dinçer - Evet hatırlar gibiyim.
Eyüp - Sen ne zaman gideceksin?
Dinçer - Ben gitmeyeceğim. Ya sen?
Eyüp - Bilmiyorum. İstanbul gibi bir planım var ama şimdilik kesin bir şey söyleyemem.
Dinçer - Tatil için mi?
Eyüp - Tam olarak tatil diyemem. Yaklaşık bir hafta kalma gibi bir düşüncem var.
Dinçer - Ubeydulla'ta İstanbul'da idi değil mi?
Eyüp - Evet. Tiyatro için gitmişti. Gösterileri var ramazan ayında. Şu bahsini yaptığın hikayeler yanında mı?
Dinçer - Evet yanımda. İncelemen için getirmiştim. Durum hikayesi hepsi. Olay kurgulamada ciddi bir eksiklik hissediyorum.
Eyüp - İncelememi istediğin hikayeyi verir misin?
Dinçer - Şu... İkinci sıradaki... Hikayenin ismi Yortu.
Eyüp -  Yortu öyle mi? Hristiyanları bayram günlerine yortu derler.
Dinçer - Evet. Zaten hikayede bir keşişin ayinini anlatıyor.
Eyüp - Dinçer zor bir şey deniyorsun. Geçen hafta hristiyanlık hakkında sorduğun soruların nedeni buydu demek? İncil okuyuşun...
Dinçer - Evet. O ruhu, o atmosferi kağıda dökebilmem içindi.
Eyüp - İlk izlenimlerim şöyle... Bir cinnet hali ile başlamışsın hikayeye. Hata yapmışsın. Gerçekten olmamış. Cinnet oldukça girift ve anlaşılması, çözümlenmesi zor bir durumdur. Hikayenin hemen başında cinnet halindeki bir adamı resmetmeye kalkışırsan büyük bir yanlış yaparsın.
Dinçer - Ama ben durum hikayesi deniyorum.
Eyüp - Farketmez Dinçer. Durum hikayesi olsa bile belli başlı bir mantık olması şart. Zaman çizgisini kullanmayabilirsin. Ama durumlar arası geçişlerde kronolojik bir sıra tutman şarttır. Hikayene konu olan bu adam, nasıl ki annesinden cinnet hali içerisinde doğmadıysa, hikayende de cinnet hali içerisinde başlamaması gerekir. En başta bu adamı cinnete sürükleyen nedenleri izah etmen şarttır.
Dinçer - Anladım.
Eyüp - Dargınlık olmaz bu işte. Yazmaya küsmemelisin. Elbette bende mükemmeli yakalayamıyorum. Ama yazı da mükemmeli ararsan hiçbir şey yazamazsın. Çünkü mükemmel diye bir şey yok. Cins kafa olman şarttır. Herkes gibisin ama herkesin yaptığını yapmaman lazım.
Dinçer - Biraz açıklar mısın?
Eyüp - Misal verelim. Üreten bir toplum değiliz. Herşeyi kemiren, herşeyi yerle bir eden ve herşeyi tüketen bir yapıdayız. Bizde bu toplumun bir parçasıyız. Kendimizi toplumdan soyutlamak imkansız. Ama sesimizin farklı bir tonda çıkması lazım. Üreten olmalıyız. Kitap okumaktan aciz bir nesil yetişiyor. Buna rağmen yazmalıyız. İyi veya kötü yazmalıyız.
Dinçer - Çayın bitmiş.
Eyüp - Senin de.
Dinçer - Tekin Abi... İki çay daha alabilir miyiz? Susuz olsun.
Eyüp - Biraz susalım mı?
Dinçer - Neşen bilir.

2 yorum:

  1. Nereye yazsam bilemedim sevgili Eyüp.

    Ben 61 yaşında emekli sınıf öğretmeniyim. Blogunu neredeyse 3 yıldır takip ediyorum. Şu sıralar sosyal medyada yayılan "bor madeni" meselesi hakkında bilgi karışıklığı yaşanıyor. Ben doğru bilgiyi nereden öğrenebilirim, bu konuda beni aydınlatabilir misin ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıymetli Hocam...

      Bor madeni meselesi iktidara muhalif gruplar tarafından sıklıkla yenilenen bir bahistir. Türkiye dışında dünyada en zengin bor madeni yatakları ABD'de mevcuttur. Türkiye'de ise ABD'den daha zengin bor madeni yatakları vardır.

      Bor madeni nelere malzeme oluyor, say say bitmez. Türkiye’nin ekonomisine ve kalkınmasına katkısı az değil. Bor aklımıza gelebilecek neredeyse her şeyin imalatında ve işlenip geliştirilmesinde kullanılır. Kabul etmek gerekir ki son yıllara kadar bor madenini işleme konusunda başarısızdık.

      Son bir kaç yıla kadar süregelen bor madenindeki başarısızlığımızın temel sebebi, bor madenini işleyebilecek ileri teknolojiye sahip olamamızdandır. Fakat 2011 yılından itibaren bu durum lehimize çevrildi. Edindiğim bilgiye göre 2011 yılı içerisinde bor madeni ihracatında ülkemiz birinci oldu. Üstelik bor madenini saniyede işleyebilecek teknolojik gelişmelerde yok değil.

      Edindiğim bilgiler bu yönde hocam...

      (Bildiğim kadarı ile "bor madeninin" kullanımını kısıtlayacak herhangi bir uluslararası antlaşma söz konusu değil.)

      Sil