19 Haziran 2013 Çarşamba

Karanfil Kokulu Sohbet #3

Atların en güzel biçimini sessizce kalbime indiriyor
İçimde İstanbul çalkanırken bozbulanık çeşme
Bir dans için can vermeğe hazır bekliyorum
Sen orda gelirayak kuklalara insan gibi konuşmasını öğretme 

Sezai Karakoç 

Uzun zamandır Dinçer ile buluşamadık. Bende Çerkez'in Kahvesi'ne gittim. Dinçer'de oradaydı. Önce çay içtik. Sonra yine çay içtik. Hali pek yorgun görünüyordu. Elinde bir takım kağıtlar vardı ve birşeyler karalamak ile meşguldü. Onu hiç bu kadar sessiz görmemiştim. Gerçi benim halimde onun halinden farklı değildi. Ama sessizlik benim içimdeydi. Dinçer büsbütün sessizliğe gömülü gibiydi. Herşeyiyle... Sonra konuşmaya başladık.


Eyüp - Seni bir haftadır göremedim. Neredeydin? Niçin aramadın beni?
Dinçer - Yalnız kalmayı tercih ettim. Hepsi bu.
Eyüp - Basit bir tercihe benzemiyor bu. Sanki herkesten ve herşeyden kaçar gibi bir halin var. Ötesi var bunun sanırım.
Dinçer - Çayını soğutuyorsun.
Eyüp - Sen de!
Dinçer - Bazen çok soru soruyorsun.
Eyüp - Seni önemsiyorum. Sen de beni önemsiyorsun. En azından ben öyle biliyorum.
Dinçer - İyi bir arkadaşız. Birbirimizi anlayabiliyoruz. Bu doğru. Birbirimizi önemsiyoruz.
Eyüp - Yeni bir şiir üzerine çalışıyorum.
Dinçer - Serbest vezin mi?
Eyüp - Hayır 14'lü hece ölçüsünde bu kez.
Dinçer - Hece ölçüsünü büsbütün terkettiğini zannediyordum.
Eyüp - Hayır. Hece ile yazmanın her zaman ayrı bir yeri vardır bende. Tek eksik tarafı yoğunluklu imgelerimi hece şiirinde saflaştıramıyorum.
Dinçer - Yıkılan Mabed'i seslendirmekten bahsediyordun geçen hafta.
Eyüp - Evet. Öyle bir niyetim vardı. Fakat böyle bir iş için kendimi hazır hissetmiyorum. Şu an sadece gün saymaktayım.
Dinçer - Sayılı gün çabuk geçer. Hem sonra ne olacak? Ne umuyorsun bu bekleyişten. Daha önce de konuşmuştuk bu konuyu. Anlaşılan tavrında hala ısrar ediyorsun.
Eyüp - Beni anladığını sanıyordum. Dışardan yabancı bir göz değilsin. Gravier'in benim için ne anlama geldiğini biliyorsun.
Dinçer - Elbette biliyorum. Lakin bu duygunun geceni ve gündüzünü birleştirmesine izin vermemen gerekir. Herkesten birisi Gravier. Herkes gibi doğdu, herkes gibi yaşıyor ve herkes gibi ölecek. Senin gibi yani...
Eyüp - Nar-ı Aşk'ı okudun mu?
Dinçer - Evet.  Hece ile yazdığın son şiirlerden birisiydi.
Eyüp - O şiirde şöyle diyordum. "Her hal aşk bilmeze aşk cehennem olsa gerek. / Aşk ateşte yıkanmış bir cennet olsa gerek." Şimdi anladın değil mi?
Dinçer - Devamında da şöyle diyordun. "Sevmek yetmez yar elinden zehir içmek gerek."
Eyüp - Hafızan gerçekten iyi.
Dinçer - İşte sorun burada.
Eyüp - Nerede?
Dinçer - Üç mısrada. "Sevmek yetmez yar elinden zehir içmek gerek."
Eyüp - Karakterimi mi sorguluyorsun? Dinçer, sana daha önce de söyledim. Ben yazdığını yaşayan birisi olmadım. Bunu iddia edenler en büyük yalancılar. Gaybden rüyalar bildirmiyorum kimseye. Ben yaşadığını yazan birisiyim. Elbette bütün bunlar belli bir kaynaktan beslenecek. Benim kalemimin beslendiği kaynak ise Gravier.
Dinçer - Gravier mi? O'na bu ismi sen verdin. İsmini dahi söyleyemiyorsun. Me...
Eyüp - Sakın. Dinçer! Bunu bir daha yapma. Kalbini kırmak istemiyorum.
Dinçer - Boşverelim o zaman.
Eyüp - Belki...
Dinçer - Çayın bitmiş.
Eyüp - Senin de.
Dinçer - Gidelim mi?
Eyüp - Nereye?
Dinçer - Bilmiyorum. Aksu'ya ne dersin?
Eyüp - Çok uzak. Maltepe mi elindeki?
Dinçer - Evet. Bugün dedem aklıma geldi. Maltepe'yi görünce ondan bir parça görmüş gibi hissettim.
Eyüp - O paraya Nimet Lokantası'nda sağlam bir yemek yiyebilirdin.
Dinçer - Boşverelim o zaman.
Eyüp - Biliyor musun?
Dinçer - Neyi?
Eyüp - Senden adam olmayacak gibi...
Dinçer - Peki sen?
Eyüp - Etrafımızda yeterince adam var. Bırak biraz çocuk kalalım.
Dinçer - Nereye gideceğimizi buldum.
Eyüp - Nereye? Uzak bir yer olmasın.
Dinçer - Lunaparka.
Eyüp - Çaylar benim ikramım olsun.
Dinçer - Lunaparkı da ben ikram ederim.
Eyüp - Neşen bilir.

4 yorum:

  1. Merhaba. Arada sırada Mukaddesatçı Blog Sayfası blogunuza da bakmanızı istiyorum. Ne yorumlarımız yayınlanıyor, ne yeni yazı yazıyorsunuz.

    Bu arada gerçek adınız Ufuk mu yoksa Eyüp mü ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba efendim... Selamların en güzeli üzerinize olsun.

      Benim adım Eyüp. Mukaddesatçı Blog Sayfası benim blogum değildir. Çok kıymetli bir arkadaşım olan Ufuk kardeşimin blogudur. Ufuk kardeşim günlük işlerinin yoğunluğundan dolayı vakit bulamıyor bloguna.

      Ziyaretlerinizin ve muhabbetinizin daim kalması dileğiyle.

      Sil
  2. Keşke Sezai Karakoç'tan almasaydınız.. Daha doğrusu biz alıntı istemiyoruz. Sadece özgünlük arıyoruz. Bir daha alıntı yaparsanız blogunuza girip girmemeyi tekrar gözden geçirebilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakkınız var. Büyük yazıların içerisine eklenen küçük alıntılar özgünlüğün ahengini bozmaz diye ümit etmiştim. Ki çoğu özgün blog yazarı böylesi küçük alıntılardan haz duyar.

      Selam ve muhabbet ile...

      Sil