26 Mayıs 2013 Pazar

Şiirimiz gül kurutur abiler *

Çaresizliğim bir kez daha yoluma pusu kurdu. Bir kez daha bu dünyada para olmadan bir şeylerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını anladım. Ve verilmiş sözler uğruna; bir insanın, bir kardeşin en değerli hazinesinden nasıl vazgeçtiğine şahit oldum. Bugün hiçbir işe yarayamadım.  Bir şeylerin iyi gitmesi için hiçbir şey yapamadım. Kardeşim, dostum... Sahafa kalbini bıraktı bugün. Aylarca, yıllarca ona yarenlik eden dostlarını kitaplıktan kopardı; en büyük sevgilisi için, NUN için... Onu anlıyorum. Kardeşimi anlıyorum. NUN benim için de çok kıymetli. Ama şu gerçek ki; benim için Gravier ne ise dostum içinde Nun o... Gravier için herşeyimi harcama, sonuna kadar tüketme yoluna girdiysem; dostuma kızma hakkım yok.

Keşke biraz herkes gibi olabilseydik. Biraz vurdumduymaz, bazı şeyleri umursamaz... Bu kadar deli olmasaydık. Ya da ikimizden birisi deli olsaydı, diğeri akıllı olsaydı.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Deprem (Kendi şiirlerimden)

Düzen: Serbest
Ölçü: Serbest
Deprem
Ben ardından elimi sallamadım
Elim rüzgâra takıldı ruhum sallandı
Öfkesi dinmeyen rüzgârın uğultusunda
Kalbimin gök gürültüsüdür satırlara düşen
Bir şiirin sonbaharına düşen aklar gibi
Sende saçlarıma düştün düş olduğunu bilmeden
Düşlerimde cenneti süsleyen düşlerimdi
Gözlerindi cehennemi cennete bağlayan
Bir şehirdi gözlerin sözlerimde kentle yıkan
Benim şehirlerim harabe güneşssizdir evim
Timur'un orduları kalbime girdiğinden beri
Ondan mıdır böyle hep parçalı bulutlu kalbim
Timur'un günahı yoktu kalbim günaha kuldu
O resmin önünde kırılan dizlerim
O resmin ateşinde kavrulan tenim
Hangi yatağın çarşafı oldu kefenim

10 Mayıs 2013 Cuma

Durum raporu-17

Geçtiğimiz Nisan ayının son haftasında Ankara'da idim. Üç günlük bir Ankara ziyareti idi. Yakın bir dostumun 19 Nisan akşamında (saat 21:00) "Ankara'ya Sezai Karakoç'u ziyarete gidiyoruz" demesi ile yola çıktık. İstasyon Caddesi'nin sonunda bulunan tren garına aceleyle hareket edip biletlerimizi aldık. Yaklaşık 12 saatlik bir demiryolu seyrinin sonunda Ankara/Ulus kalabalığının arasında kendimizi bulduk. Dört kişi idik:

7 Mayıs 2013 Salı

Kan Doğumu (Kendi şiirlerimden)

Düzen: Serbest
Ölçü: Serbest
Kan Doğumu 
a.
.Gecenin som karanlığı tenini ıslattı böylece
Önce irkildin kalbinin gök gürültüsü ile...
Yalnız olmadığını ben biliyordum ama
Sana bir türlü anlatamadım belki anlamadın.
Sen sükûtu bozmamak için nefessiz kalınca
Bir katilin aksi düştü kurşunî bulutlara...
Ben sağır komam baykuşlarını, duyacaklar
Duyacaklar sükût-u elhân'ı sonra anlayacaklar.
Sen de anlayacaksın anladığını henüz anlamadan.
Yok diye bir şey henüz yok iken ortada bir şey
 Kendini varlığın kucağında bulacaksın.
b.
Sabahın ilk ışığı gözlerini kızarttı böylece
Mevsimden mevsime girdin her saniyesinde
Dakikaların acı ıslıkları ile uyandı çil horozlar
Ve yılgın saatlerin kahkasıydı maviliği getiren.
Ulaşamadığın ve ulaşamayacağın mavi ışıklar
Ruhunun bir köşesinde, bir yetimin köşesinde
Ruhunun gazze'ye ayrılan onulmaz yarasında
Ruhunun bosna'da unutulan en izbe odasında