30 Nisan 2013 Salı

Uyan Eyüp (Kendi şiirlerimden)

Düzen: eeea
Ölçü: 13/14
Uyan Eyüp
Uyan Eyüp, sabah ezanı okunur şimdi.
Şu dumanlı dağlarda gün doğmak üzeredir.
Ulu Cami'de ilk rekât kılınır şimdi.
Namazın musallâya kalmak üzeredir.

Uyan Eyüp, sakın ha uykum tatlıdır deme,
Gaflet uykusunu namaza takas eyleme,
Zikir bulunsun dilinde başka söz söyleme,
Ölüm bu tatlı canını almak üzeredir.

Uyan Eyüp, bu camiler dolacak birazdan,
Gözyaşları aminlere karışır birazdan,
Herkes payını alacak kıldığın namazdan,
Şu kuşlar bile secdeye varmak üzeredir.

Uyan Eyüp, bu sözüm nefsinedir bilesin,
Bu dünyada ağla ki ahirette gülesin,
Kabirde sorulunca namazım var diyesin,
Mezar taşına Fatiha konmak üzeredir.

27 Nisan 2013 Cumartesi

Bilemeyişler (Kendi şiirlerimden)

Düzen: Serbest
Ölçü: Serbest
Bilemeyişler
Siz beni ne bilirsiniz siz?
Ben boş sokakların kalabalık uğultusundayım.
Mum alevinde kavrulan mektuplarda
Henüz satırlara damlamamış gözyaşıyım.
Ben toprağa düşemeyen son cemreyim...
Siz beni ne bilirsiniz siz?

Hatırladınız değil mi beni?
Mor bulutları yağmuru ve toprağı hatırlayın!
Yaz güneşinin kızarttığı buğulu gözleri,
Henüz kirlenmemiş gün doğumunu hatırlayın!
Ben hatırladığınızda yeniden unuttuğunuzum.
Unuttunuz değil mi beni?

Ben sizi ne bilirim ben?
Siz hangi gölgenin aydınlığında uyandınız?
Parçaladığınız tahta beşiklerde
Henüz doğan bir yetimi siz mi boğazladınız?
Beşiğimi tabut yerine siz mi gömdünüz?
Beni sizi ne bilirim ben?

Katran Mevsimi (Kendi şiirlerimden)

Düzen: Serbest
Ölçü: Serbest
Katran Mevsimi
Ateşten yapılmış senin ellerin.
Gözlerinde cehennemî kızıllık...
Saçların katran mevsiminden.
Bir şiirin sonbaharına düşer gibi,
Birden peşine düştün alevlerin.

Kimin ağıtıydı kulağımdaki bu ninni?
Titreyen sesinde Bosna'nın çığlıkları.
Hangi bulutun sırtında beşiklerimiz?
Güneş doğmadan doğan yetimler gibi,
Yarım kalan bir uyku oldu bu ikindi.
                                  Eyüp Aktuğ

23 Nisan 2013 Salı

Başlangıç (Kendi şiirlerimden)

Düzen: eeea
Ölçü: 14
Başlangıç
Kâbuslarım bir ağ gibi sarınca ruhumu,
Kalbimi yakıp kavuran bir ıstırap başlar.
Bir uçurum kıyısında bulunca sonumu,
O anda görünür gözüme gövdesiz başlar.

Kimsin sen? Bir masal gibi anlat bana seni,
Aynalarda görünen sensin göremem beni,
Zaman donar gibi olur duyunca sesini,
Seni düşünmediğim an ölüm uykum başlar.

Bulmak istersen beni kalabalıkta arama,
Bir mahşer uğultusu dolar kulaklarıma,
Aydınlık gölgendir dolanır ayaklarıma,
Ben sustuğum an kalemim konuşmaya başlar.

Yitik hayallerim omuzlandı tabutlarla,
Gözyaşım yağmura karıştı mor bulutlarla,
Seni bulmak için savruldu ruhum rüzgârla,
Toprağa karıştığım an benim baharım başlar.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Bir ölüm ninnisi boş caddelerde

çok kıymetli bir şey bulursun
ve sonra nereye koyacağını bilemezsin.
bulduğuna pişman olursun
kimseciklere bir şey söyleyemezsin de.
korkarsın.

Bildiğim biri var bilmediğim bir yerde. Bilmediğim bütün sırları bilen biri. Bildiğim her sırrı cisminde aşikar eden, cismini değil vehmini hayal duvarına çerçeveleten. Gravier! Allah'ım dedim. Taşlar neden konuşmaz ya da taşlar bir benimle mi konuşmaz? Dili kulağı yok mu onların? Bir çakıl taşından ne umabilirim ki?

Anne! Benim ellerim küçük, parmaklarım ince... Gravier'e dedim ki; ellerim yanmaz mı ellerin ellerime değince? Ama unutmuşum; taşlar konuşmaz. Taşlar benimle konuşamaz. Oysa merhametin ta kendisiydi kalplerimizi ısıtan taşlar. İki dağın arasında, ay ışığına uzanan bir kavisin ütüsüz eteğinde biriktirdiğim taşlar. Dedim ki; madem taşlar konuşamaz o halde bende konuşmuyorum.

16 Nisan 2013 Salı

Gözlerine Yazmadığım Bir Şiir (Kendi şiirlerimden)

Gözlerine Yazmadığım Bir Şiir
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................
..................................................................

Eyüp Aktuğ

İzledim: Sevmek Zamanı














1965 yapımı siyah-beyaz Metin Erksan filmi. Türk Sineması'nın en iyi filmlerinden birisidir. Kült filmler kategorisindedir. Geçenlerde Fars Edebiyatı'nda "Sûrete Aşık Olma" temasının işlendiği hikâyeleri araştırıyordum. Bu araştırmadan hareket ile bihaber olduğum bir filmi keşfetme fırsatım oldu. Filmi adı Sevmek Zamanı idi. Evvelinde, filmi izlemeden önce klasik bir Yeşilçam Melodramı izleyeceğimi düşündüm. Fakat filmin akışında yanıldığım için mutlu oldum. Film, çekildiği dönemde, alışılagelmişin dışındaki sinema anlayışı, konusu ve konuyu ele alma biçimi nedeniyle dağıtımcı bulamadığından gösterime girememiştir. Gişesi olmayan, gösterimi yapılmayan bir film... Bundan 6 sene önce kültür bakanlığı tarafından restore edilip DVD halinde satışa sunuldu.

14 Nisan 2013 Pazar

Elhân-ı Işk (Kendi şiirlerimden)

Düzen: eeea
Ölçü: 14
Elhân-ı Işk
Dilerim isminin mânası aksetmez cismine,
İsmindir cismindeki sırrı aşikâr eyleyen.
Bir kez duysa bülbül can verir efsûnî sesine,
Sesindir kesmez kılıçları zülfikâr eyleyen.

Ellerin nereye değse orası azizleşir,
Aşka vatan olur gölgenin düştüğü her şehir,
Cennetten bir ırmak mı gözyaşına karışan nehir?
Gözlerindir fecr-i hayatı ziyankâr eyleyen.

Tarak yapsam kemiğimi uzatsam cânamına,
Zülfünden bir cennet saklıdır benim her anıma,
Yine de şikâyet etmem zehri sunsan şu canıma,
Saçlarındır gönül telimi hicazkâr eyleyen.

Ümidim cânanda değil cânanı yaratanda,
Hasretim vuslâtta değil firkâti aratanda,
Benim özlediği gözyaşımı kana katanda,
Eyüp'tür tevekkülümü isyankâr eyleyen.
                                       Eyüp Aktuğ

Yazılmış (Kendi şiirlerimden)

Düzen: ea
Ölçü: 14
Yazılmış
Alın yazım gözündeki sürmeyle yazılmış,
Efsûnî bakışına nice ferman yazılmış.

Üç beş nefes kadar can olsan bu ağyarıma,
Berhava kalbime bir senin ismin yazılmış.

Sakış fâş eyleme ahû zârım sana değil,
Mecnuna bir Leylâ bana vaveylâ yazılmış.

Etmem şikayet zehri sunsanda şu canıma,
Aşktan ötedir, canıma cananım yazılmış.

Korkarım ben ismini dilimde zikretmeye,
Zikrime değil sükût-u elhâna yazılmış.

Her an tevekküldür bu halim isyan etmem,
Adıma Eyüp ama kabrime sabır yazılmış.
                                     Eyüp Aktuğ

Necip Fazıl Kısakürek'i Vefatının 30. Yılında Anma Etkinlikleri


9 Nisan 2013 Salı

Sanırım yoruldum

Dediğim gibi sanırım yoruldum. Uzunca bir süredir yazı yazamıyorum. Memleket gündemi bir hayli
sıcak olmasına karşın çoğu meselede fikrimi beyan edecek satırlar karalayamadım. Vizelerim, kitap çalışmalarım, dergi çalışmalarım, fanzin çalışmalarım ve türlü koşuşturmacanın içinde nihayet yorgun düştüm. Birazdan çay demleyeceğim. Sanırım yine üç dört saatlik bir uyku ile ertesi günü hazırolda karşılayacağım.

Ama şükrediyorum. Yorulacak kadar günü dolu bir şekilde verimlendirebildiğime şükrediyorum. Çoğu insan bunun kıymetini bilemiyor. Bütün bir içerisindeki çalışmalarını angarya olarak gören kafalardan değilim. Peki bütün bu yaptıklarım mantıklı mı diye sorarsanız... Mantık müessesesi semtimizde kiralık dükkan bulamadı derim. Memlekette yeterince dinlenen adam var. Ama bu toprakların dinlenen adamlardan çok yorulan adamlara ihtiyacı var. Bahsini yaptığım yorgunluk bir kas yorgunluğu değil. Zihinsel bir yorgunluktan bahsediyorum.

6 Nisan 2013 Cumartesi

Mermer Köşk / 1. Bölüm

Kıymetli okurlarım... Uzun zamandır burayı ihmal ettim. Vize dönemim, dergi, fanzin ve kitap koşuşturması bu ihmailin baş müesseri. Fakat bu ara boyunca uzun zamandır kurgusunu yaptığım yeni bir hikayeye başladım. Hikayenin kaç sayfa olacağı, nerede biteceği henüz belli değil.

Hikayenin birinci bölümünü birkaç gün önce nihayete erdirdim. Birinci bölüm sekiz sayfadan oluştuğu için blogumun yazı alanına sığmayacağını düşünerek .pdf dosyası halinde sizlerle paylaşıyorum.