17 Mart 2013 Pazar

Karanfil Kokulu Sohbet #2

Canımı isterse canan, minnet canıma, 
Bir can nedir ki, feda etmeyeyim cananıma.
Fuzulî böyle diyordu. Sonra Sezai Karakoç kulağıma fısıldadı. Dedi ki: "Benim aşkım bin bir köşeli ah bin bir köşeli..." ve şöyle devam etti. "Bir köşe gitse bin köşe gelir." Zülfünün bir teline kaç ömür sığdırdın söyle... Her yarım kalan hikâyede yâdına düşmedi mi hatıram? İsyanımı tevekküle sen mi dönüştürdün?

Yine çayıma efkâr demledim, karanfilin keskin kokusunu ciğerlerime çektim. Bir kaç hülyalı düş gördüm ince belli bardakta. Bir çift göz beliriverdi karşımda. Vehim mi hakikat mi bilemedim. Sonra gözlerimi bir otuz saniye kapattım. Tekrar açtım. Karşımda kimseyi bulamadım. Yine tekrarladım ama nafile...

Tarif edemediğim bir hâl içerisindeyim. Bir hayal ki karşımda duran gecelerimi ve gündüzlerimi bir ağ gibi sarıyor. Uyusam da uyumasam da her ân karşımda. Dediğim gibi hayal ile hakikat arasında bir yerlerdeyim ama tam olarak neredeyim, nereye daha yakınım bilemiyorum. Son bir haftadır her gece aynı rüyayı görüyorum. Olur olmaz gözlerime yaşlar doluyor. Sonra sırrını bilemediğim bir tebessüm çöküyor yüzüme.

Kimsenin olmadığı bir yer var mı? İnsan ayağından bihaber olan bir toprak parçası... Bilen varsa söylesin. O yere gidip doya doya, gözlerim kuruyana kadar ağlamak istiyorum. Henüz işlemediğim günahlardan başlayarak ağlamak istiyorum. Gökyüzüne haykırsam, uçan kuşlarla dertleşsem. Derdime ortak olurlar mı acaba? Yoksa kalbimdeki ateş kanatlarını yakar mı?

Allah'a sığınıyorum. Beni bende kaybedene yalvarıyorum. Gitmesin diyorum, semaya açılan ellerime hasretin korunu düşürmesin.

O'nu sizlere nasıl anlatayım. İsmini dilime nasıl alayım. Demişler ya zamanında; "konuşsam dilim yanar, sussam gönül razı değil" diye...

Adın kurtuluşumdu ama söylememeliydim. Bana gözlerinin rengini soruyorlar. Bilmiyorum diyorum. Şaşırıyorlar sonra. İnsan cananının gözlerini nasıl tanımaz, rengini nasıl bilmez diyorlar. Bilmiyorum diyorum, hiç gözlerine bakmaya kıyamadım ki... İnanın bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa eğer bu aşktan öte bir şey...

Şiirler yazıyorum sonra.... 9 harf 4 hece... Halini hatrını mısralara soruyorum. Kalemim susuyor, satırlar cevaplayamıyor. Öyle, her hâl bu duygu insana göre değil. Bu hissi taşıyacak aza alelade bir insan bulunmasa gerek. Nasıl dayanıyorum, bu bekleyiş nereye kadar sürecek? Düşünemiyorum. Tesellimi dualarımda buluyorum. Halimi görenler, "ihtimal" kelimesini kullanıyorlar. Allah'a sığındım ben. Allah'a sığınan ihtimallerin peşine düşer mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder