25 Mart 2013 Pazartesi

Gece Kelebeği

İnsanoğlu, ruhunun toprakta vücut bulup birkaç damla kan ile kendisini var bildiği andan itibaren yaratılış hikmeti gereğince zamanın her devrinde “cenneti” arzulamıştır. Lakin ortada fark edilmesi güç bir tezat vardır. Cenneti ve onun nimetlerini arzulayan insanoğlu ölüm denilen hadiseyi en büyük düşmanı bilmiştir.

Ölümü hatırlatan insanlara uğursuz gözü ile bakılmıştır. Gariptir ki; insanoğlu ölüm isimli hadiseyi tecrübe etmeden cennete giremeyecektir. Cenneti istiyorsak ölüm kapısından geçmek gerekir. Bildiğinizi tahmin ediyorum. Gece Kelebeği isimli bir canlı var. Zar gibi kanatları ile boşlukta çırpınan, karanlığın kucağında bir ışık arayan bu canlıya “pervane” diyoruz. Pervane ismi ile hatırladığımız gece kelebeği, karanlığın çöktüğü saatlerde sokak lambalarının etrafında döner durur. Işığın dayanılmaz cazibesi Gece Kelebeğini kendisine çekmektedir. Işığa çok fazla yaklaştığının farkına varamayan Gece Kelebeğinin kanatları sokak lambasının kızgın camlarına değer ve hayatı son bulur.

 Gece Kelebeği ve İnsan… Hangisinde idrak ve şuur mevcut? Cenneti isteyen ama ölümden kaçan insan mı? Yoksa, ışığı arzulayan ve kanatlarını arzuladığı ışık için feda eden kelebek mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder