9 Mart 2013 Cumartesi

Blog Ruhunu Diriltme Harekâtı #mim

Seyyah Elma ve Redakte Blog'da mimlendim. Mime cevap biraz geç oldu ama şu sıralar çok yoğunum. Mimin başlığı yukarıda okumuş olduğunuz üzere "Blog Ruhunu Diriltme Harekâtı"... Biraz ürkütücü geldi bana. "Haydi hazırlanın, bu gece harekâta geçiyoruz..."

Doğrusunu söylemek gerekirse "blog yazarlığı meselesinde biraz sert olacağım. Bu kısa girizgâhtan sonra ilk soru ile başlamak istiyorum.
 
1. Kaybettiğimiz blog yazma ruhunu nasıl geri kazanabiliriz? – Blog dünyası neden içine kapandı ve özgün, kişisel yazılar artık eskisi gibi yayınlanmıyor?

Cevap vermeden önce "Blog ne ola ki?" sorusunu sormak ile başlıyorum. Blogun tanımını yapacak olursam; bir blog kişisel, temasal (belli bir konu üzerine yoğunlaşmış olan -blog teması değil-), kurumsal, kurgusal olabilir. Bu çerçeve içerisinde yazılarını, çalışmalarını, eserlerini insanlarla paylaşmak isteyen ve paylaştığı insanlardan görüş alan insanların kullandığı bir sistemdir. Günümüzde insanlar özgür içerik üretemese bile ayda 200-300 konuyu bloglayan insanlar var. Emin olun ki bu 200-300 konunun yüzde 95'i (ç)alıntıdır. Blogunu her noktasına reklam yerleştirenlerde cabası...

Çözüm... Bilmiyorum. Ben 2008 yılının Aralık ayından itibaren blogumu çalışmalarımı, eserlerimi, ilgimi çeken ve ilgimi çeken şeyleri diğer insanlara da göstermek adına kullanıyorum. Sanat (özellikle şiir sanatı), siyaset ve felsefe üzerine düşüncülerimi ve çalışmalarımı yayınlamaktayım. Blogunu çöplüğe dönüştüren insanlar beni ilgilendirmiyor. Bırakın uğraşsınlar, oyun oynar gibi... Bunun için bir çözüm yolu üretmeyi de kendi adıma ayrıca bir vakit kaybı görüyorum. İnanın blog dünyasında tanıdığım bir kaç güzel insanın bloglarını takip etmek, onları okumak bana yetiyor. Bundan ötesi boş... Bu mime cevap veren Seyyah Elma'nın yazısına harfiyen katıldığımı da bildirmek isterim. Bahsini yaptığım yazıya şu caddeden ulaşabilirsiniz.

2. Blog dünyasında ve kişisel hayatınızda son 3 senede neler değişti?

Son üç yılım değil de son 5,5 yılım... Son 5,5 yılımda her şey olumlu yönde aktı. Saadet zincirimize yeni gönüldaşlar eklendi. Ubeydullah'ı ve Ubeydullah gibi bir kaç insanı daha tanıdım ve şükrettim. Blog dünyasında neler değişti bilmiyorum. Bende blog olgusu çok farklı. Bu blog benim için arşiv niteliği taşıyor. 40 yaşıma veya 50 yaşıma geldiğimde hangi yollardan geçtiğimi, hangi alanda çalışmalar yaptığımı görmek adına çok büyük bir imkan.

Hususi yaşamıma gelince son 3 yılda çok şey değişti. Şükrediyorum, sadece şükrediyorum. Muhabbet daim kalsın...

1 yorum:

  1. Mime cevap verdiğin için teşekkür ederim.

    Sadece ziyaretçi çekmek için açılan blogları samimi bulmuyorum, işin doğrusu bunlar kendilerini hemen belli ediyor. Ben de hakettiği muameleyi göstererek kapatıyorum.

    Blogunu çöplüğe dönüştüren insanlarla ben de ilgilenmiyorum , ama dışarıdan tüm bloglar için genel bir tanım yapıldığında "aralarında birçok çöp site barındıyorlar" gibi bir algı oluşturabilir, bu da bizim açımızdan kötü.

    Ayrıca, arama motorlarının da özgün içeriğe daha çok önem vermesi, çalıntı içerik yayınlayan yerleri arka plâna atması da istediğim bir özellik.

    YanıtlaSil