25 Mart 2013 Pazartesi

Gece Kelebeği

İnsanoğlu, ruhunun toprakta vücut bulup birkaç damla kan ile kendisini var bildiği andan itibaren yaratılış hikmeti gereğince zamanın her devrinde “cenneti” arzulamıştır. Lakin ortada fark edilmesi güç bir tezat vardır. Cenneti ve onun nimetlerini arzulayan insanoğlu ölüm denilen hadiseyi en büyük düşmanı bilmiştir.

17 Mart 2013 Pazar

Senin Adın Olsun (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: eaea
Senin Adın Olsun
Üç yıl değil, belki üç asırdı bu bekleyiş,
Hep sükûtta saklıydı benim haykırışlarım.
İsyanım değil, tevekkülümdü bu serzeniş,
Gözyaşımda saklıydı benim yakarışlarım.

Nisan yağmurları ıslatınca saçlarını,
Gökkuşağım doğar saçlarının karasında.
Bir lâhza aynada bulunca bakışlarını,
Güneş olup doğar karanlığın ortasında.

İsmin var dualarımda dokuz harf dört hece,
Dualarım hüsn-ü cemâlinde aşikârdır.
Cenaze namazlarım kılınırken her gece,
Benim doğumum on yedi Nisan'da saklıdır.

Aklım bana kalırdı beni sende bilseydin,
Ben cananımı canımdan ayrı görmedim ki.
Kalbime düşürdüğün koru bir kez göreseydin,
Sen cananımda can bulduğumu bilmedin ki.

Evdeki İhtiyar (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 11
Düzen: eaea
Evdeki İhtiyar
Bilmem kim yaşar şu karşı ki evde?
Kaçıncı asırdan kalmış bu yapı?
Bir nefestir bulur beni ensemde,
Ne zaman aralansa kırık kapı.

Evde bir ihtiyar karşılar beni,
Kulağım gıcırdayan kapılarda.
Zifiri karanlıkta görür beni.
Gecenin parmak izi var camlarda.

Bir haykırıştır duyarım her gece,
Belki ötelerden bir işarettir.
Bitti derken başar döner bilmece,
İşlenen günahlara kefarettir.

İhtiyar sus dedi sükûtu bozma,
En güzel ağıtların bestekârı...
Dedi sen bugün de kâbussuz kalma,
Artık yalnız bırak bu ihtiyarı.

Çakıl Taşı (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: eeea
Çakıl Taşı
Bir çakıl taşı ısıtır içimi bu gece,
Bir gölge amin der dualarıma bu gece,
Bayram sabahını bekler gibiyim bu gece,
Bu gece bir çakıl taşı ısıtır içimi.

Gözyaşlarım çakıl taşını ıslattığında,
Çakıl taşı sönük ruhumu ışıttığında,
Bu şiiri o çakıl taşına yazdığımda,
Bu gece bir çakıl taşı ıslatır gözlerimi.
                              Eyüp Aktuğ

Doğum Islaklığı (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: Serbest
Doğum
Şubat bir şeyler fısıldadı kulağıma
Anlamadım, anlayamadım.
Mart elimden tuttu, götürdü beni.
Nereye dedim.
Öylece sustu.
Nisan'ı buldum götürdüğü yerde.
Nisan'da bir yağmur buldum.
Gözyaşım vardı Nisan'ın kalbinde.
Bir doğum ıslaklığı vardı.
Günah yoktu, kirlenmemişti.
Bir çakıl taşı ısıttı ellerimi.
Bir ışık süzüverdi gözlerimi,
Sustum sonra, üç yıl sustum.
Üç asırdı belki bu sükût.
Sonra yıldırımlar düştü avuçlarıma,
Bir ırmak yol buldu avuçlarımın arasında.
Nil kadar cömertti gözyaşlarım.
Ben Nisan'ın on yedisinde
Aşkın kucağına doğdun.

Secdeye Sürülmüş (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14 
Düzen: eeeaa
Secdeye Sürülmüş
Ben ölümü âb-ı hayat gördüm ellerinde,
Bir sır var sinemi yakan efsûni gözlerinde,
Benim cennetim saklı zülfünün tellerinde,
Aşka düşen her kul ateşi kevser görürmüş.
Kevsere değen alnımız secdeye sürülmüş.

Ben yarası yâr olanla gül bağına girdim,
Bülbüle destûr eyleyip yâre güller derdim,
Açıp serhaddi ağyarımı yâre verdim,
Ağyarımı yâr bilen yaramı yâr görürmüş.
Toprağa değen alnımız secdeye sürülmüş.

Eyüp'üm aşk bilmezle muhabbete duramam,
Ben ehl-i aşk olmayana gönlümü açamam,
Secdeye varmadan dergâh-ı aşka varamam,
Eyüp yârini izzet-i dergâhta görürmüş,
Canana değen alnımız secdeye sürülmüş.

Çağlayanın Başında (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: Serbest
Çağlayanın Başında
Sen bir çağlayanın başındaydın
Rüzgâr zülfünü ince ince tarıyordu
Bir bahar günüydü gözlerini açtığında
ve sen bir çağlayanın başındaydın

Gölgenin düştüğü her toprağa
Nisan yağmurları iğri iğri düşüyordu
Güneş değildi toprağın kalbini ısıtan
Gözlerindi güneşi dünyaya çağıran
ve seni bir çağlayanın başındaydın
Ben ise o çağlayanın karşısındaydım
                                  Eyüp Aktuğ

Taşhan - Sivas
Acı bir çay, birazda şiir...
Taşhan'ın tam ortasında tarihi bir çeşme var. Sürekli su akar o çeşmeden. Taşhanın akustik yapısında suyun sesi çağlayanın sesini andırmakta.

Sesini Duyunca (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: 14
Düzen: eeea
Sesini Duyunca
Sesin merhem oldu kapanmaz gönül yarama,
Ah eden bülbül lâl oldu senini duyunca.
Nefesindir ben merhumu atan aşkın nârına,
Kör geceye güneş oldu sesini duyunca.

Benim feryadım figanım cananıma değil,
Hayalin düşer gözlerime lahzama değil,
Cehennem var ağyarımda yârimde değil,
Kalpteki kor kevser oldu sesini duyunca.

Bilirim gönüller muhabbet ister her her demde,
Özlediğim vuslat mümkün olur mu bu demde,
Gölerinden bir akis ararım her gecemde,
Vehimler hakikat oldu sesini duyunca.

Karanfil Kokulu Sohbet #2

Canımı isterse canan, minnet canıma, 
Bir can nedir ki, feda etmeyeyim cananıma.
Fuzulî böyle diyordu. Sonra Sezai Karakoç kulağıma fısıldadı. Dedi ki: "Benim aşkım bin bir köşeli ah bin bir köşeli..." ve şöyle devam etti. "Bir köşe gitse bin köşe gelir." Zülfünün bir teline kaç ömür sığdırdın söyle... Her yarım kalan hikâyede yâdına düşmedi mi hatıram? İsyanımı tevekküle sen mi dönüştürdün?

Yine çayıma efkâr demledim, karanfilin keskin kokusunu ciğerlerime çektim. Bir kaç hülyalı düş gördüm ince belli bardakta. Bir çift göz beliriverdi karşımda. Vehim mi hakikat mi bilemedim. Sonra gözlerimi bir otuz saniye kapattım. Tekrar açtım. Karşımda kimseyi bulamadım. Yine tekrarladım ama nafile...

Tarif edemediğim bir hâl içerisindeyim. Bir hayal ki karşımda duran gecelerimi ve gündüzlerimi bir ağ gibi sarıyor. Uyusam da uyumasam da her ân karşımda. Dediğim gibi hayal ile hakikat arasında bir yerlerdeyim ama tam olarak neredeyim, nereye daha yakınım bilemiyorum. Son bir haftadır her gece aynı rüyayı görüyorum. Olur olmaz gözlerime yaşlar doluyor. Sonra sırrını bilemediğim bir tebessüm çöküyor yüzüme.

9 Mart 2013 Cumartesi

Blog Ruhunu Diriltme Harekâtı #mim

Seyyah Elma ve Redakte Blog'da mimlendim. Mime cevap biraz geç oldu ama şu sıralar çok yoğunum. Mimin başlığı yukarıda okumuş olduğunuz üzere "Blog Ruhunu Diriltme Harekâtı"... Biraz ürkütücü geldi bana. "Haydi hazırlanın, bu gece harekâta geçiyoruz..."

Doğrusunu söylemek gerekirse "blog yazarlığı meselesinde biraz sert olacağım. Bu kısa girizgâhtan sonra ilk soru ile başlamak istiyorum.

5 Mart 2013 Salı

(XVII) Nisan Yağmuru

Aşkı yaratanın, aşkı kalbe yerleştirenin ve O’nu kalbime düşürenin ismi ile…

“Gökkuşağım saklıdır saçlarının karasında,
Ve her gece yıldırımlar düşer avuçlarıma,
Bir ırmak yol bulur parmaklarımın arasında,
Nil kadar cömerttir gözyaşlarım benim…”