12 Şubat 2013 Salı

Yokluk İstasyonunda Varlığı Beklerken #1

Yokluk İstasyonunda Varlığı Beklerken #1 / Cinnete çeyrek kala...















(Bir Adam Yaratmak, defalarca okuduğum ve okuyacak olacağım muazzam bir eser. Baş ucu kitabım.)

HUSREV - Allahım, ben yok olamam! Her şey olurum yok olamam. Parça parça doğranabilirim. Nokta nokta lekelere dönebilirim. Tütün gibi kurutulabilir, ince ince kıyılır, bir çubuğa doldurulur, içilir, havaya savrula-bilirim. Fakat yok olamam. Madem ki bu kadar korkuyorum, yok olamam. Eczahane camekânlarmda, ispirto dolu bir kavanoz içinde, düşürülmüş bir çocuk ölüsü gibi, yumruk kadar bir et parçasına inebilir, bir şişeye hapsedilebilirim. Fakat şişenin camından yine dışarıyı seyreder, önümden geçenleri görür, kendimi bilir ve duyar, kendimi ve Allahımı düşünebilirim. Razı değilim Allahım! Yok olmaya, kalmamaya, gelmemiş olmaya, mevcut olmamaya razı değilim. (Sükût, müzik.)

Bu dünyada bırakamayacağım hiçbir şey yok. Ne deniz, ne ağaç, ne şehir, ne ev, ne kadın, ne de ben. (Eliyle göğsüne çarpar.) Bu kalıbım, bu zarfım, bu kafesimle ben. Onların hepsini bırakabilirim. Fakat şuurumu, bilmek, duymak, var olmak şuurumu bırakamam. Razıyım bir toz parçası olayım. İnsanlar üzerime basarak geçsin. Canım acısın, duyayım. Canımın acıdığını duyayım. Razıyım bir kertenkele olayım. Kızgm yaz günlerinde bir bahçe duvarına tırmanayım. Tırnaklarımı tuğlalara geçireyim. Yeşil ve ıslak sırtımı güneşe vereyim. Fakat güneşle sırtım arasındaki öpüşmeyi duyayım. Tuğlaların incecik zerrelerini sayayım. Kovuklardaki böceklerin, bir boru içinden bakar gibi bana baktıklarını göreyim ve düşüneyim. Razıyım bir nokta olayım. Fakat o noktaya bütün kâinat, bütün mevcudiyle dolsun. Ben yok olamam. Ağlarım, tepinirim, çatlarım, çıldırırım, ölürüm, fakat yok olamam. (Sükût, müzik.)

Her şey benim olsun, vereyim, gökler, yıldızlar, gökteki samanyolu, ay, dünya vereyim. Fakat aklım bana kalsın! (Acı acı ulur) Aklım bana kalsın! Aklım (Husrev, birdenbire parmaklarının uciyle kafasını tutarak durur. Müzik  yalvarıyor. Osman, Husrev'in arkasından fırlar. Efendisinin sağ yanma geçer. Husrev, sanki beyninde bir bomba patlamış gibi, tüyler ürpertici bir halde. Osman'ın yanına koştuğunu farketmiş, fakat tavrını bozmamıştır. Gözleri yaş ve kan hücumundan pıhtüaşmış. Eliyle başını kavramış, bir şey keşfetmek istiyor gibi. Müzik son ve kısa bir çırpıntıdan sonra durur. Husrev kaşlarını alabildiğine çatmış, bir şey tutmak istiyor.) [1]

[1] - Kısakürek, Necip Fazıl - Bir Adam Yaratmak sf. 108 - Büyük Doğu Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder