17 Şubat 2013 Pazar

Gül ile Karanfil

Karanfil beklenenden ziyade bekleyendir. Aranandan öte arayandır, bulunan değil bulandır. Kaybedilen kokar. Bundandır her iç çekişimde ciğerlerimin sızlaması. Elbette mimoza kadar gösterişli, güller kadar asil değildir. Karanfil kendi halindedir. Hiç bir iddiası yoktur. Sanki sırtında bir gam yükü varmışta kıvrım kıvrım bükülmüş yaprakları. Bu sebepten, öyle her çiçeğin taşıyamayacağı hicran katrelerini saklamıştır yapraklarının arasına.

Zannediyorum "karanfil" ismi sadece bir çiçek ismi değil. Divan edebiyatına da zaman zaman konu olan "karanfil" gökyüzü manasında da kullanılmıştır.  Rahmet yağmurlarını bırakan, güneşe ve aya kucak açan, gündüzü ve geceyi tutan bir gökyüzü... Bu gökyüzü bazen insanı sonsuzluk duygusuna götüren mavinin farklı tonlarını taşırken, bazen de insanı cehennem çukurlarına daldırıp çıkaran siyah ve koyu bulutlara bekçilik yapar.

Karanfil, boğazınızda bir şeylerin düğümlendiği anda, gözlerinizde biriken yağmurun yağmakla yağmamak arasında kaldığı arafın adıdır.  Peki gül? Evet, o asil çiçek? Gül karanfil gibi değildir. Gül ilgi ister, şefkat ve merhamet bekler. Bir kaç gün susuz kalırsa hemencecik boynunu büker. Narindir, ki toprağından ayrı kaldığı an kurur. Herkes ona hayrandır. Gül zariftir ama çoğu zamanda can yakar. Gülün dikeni, kim bilir kaç tane aşığın kanını akıtmıştır. Ama kabahat gülün değil ki... Kızmayın güle. O tabiatının gereğini yapıyor. Biraz önce fısıldamıştım kulaklarınıza. Demiştim ki, karanfil beklenenden ziyade bekleyendir. İşte gül de bekleyenden ziyade beklenendir. Gülün o efsunlu kokusu hiç bir kokuya benzemez. İnsanı mest ederken, başta da akıl bırakmaz.  Bir koku ki unutturur her şeyi, tarifsiz bir mutluluk verir insana. Sebepsizce gülümsetir nemli gözleri.

Ama karanfil öyle değildir. Gül ne kadar kırılgansa, narin ise karanfil aksine dayanıklıdır. Karanfil ki, az bir su ile yıllarca canlı kalabilir. Geçen hafta bir gazetede okumuştum, otuz bin yıl yaşında olan bir karanfil bulunmuş ve hala canlıymış. Hep bir umut vardır içinde. Küçük kıvılcımlardan büyük yangınlar çıkarır. Karanfil sabırlıdır... Bazen bir tabutun geçtiği yollarda çiğnenir, ama yine de şikayet etmez haline... Gül sevilenin elinde gezerken, karanfil sevenin mezar taşında toprağı bekler. Karanfil gül gibi can yakmaz. Belki yanmış canlar tarafından canı yakılır. Ama acımayın karafile... Gül nasıl ki tabiatının gereğini yapıyorsa, karanfil de tabiatının gereğini yapmakta.

Karanfilin kokusu; pişmanlıkları, özlemleri, uykusuz geceleri, bekleyişi, hasreti, umudu, umutsuzluğu, yanışı, sönüşü hatırlatır. Bu sebepten Eyüp biraz karanfil kokar. Belki de bundandır çayımın karanfil kokusu, dilimdeki karanfil şarkısı, kalemimdeki karanfil şiiri. Öyle ya, gülü bülbülden kıskanırız da karanfili kimden kıskanalım. Yalnızdır karanfil. Esasında gül ile karanfil arasında pek fark yoktur. Bütün fark, gülü Leyla'nın ellerine bırakırsın, karanfili Mecnun'un mezar taşına...

Bana bir karanfilli çay daha...

10 yorum:

  1. Karanfil daha güzel anlatılamazdı herhâlde.. Bense çay içerken bir sıcak simit yemeyi severim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :)

      - Çay ve simitin yerini kim alabilir efendim...

      Sil
  2. Karanfil aşkına :)
    yüreğine sağlık kardeşim... ileride bu kadar hoş başka bir karanfil güzellemesi okumak nasip olamaz diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ki beni karanfile bırakan güle...

      Sil
  3. Çayı severim ama senin bu yazından sonra çayı daha çok sevmeye başlayacağım galiba :)

    YanıtlaSil
  4. Yazan ellerine sağlık, bir karanfilli çay daha almışken biraz daha devam etseydin ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim... Karanfilin kokusu bana her dem O'nu hatırlattığından boğazımda bir şeyler düğümlenir gibi oldu. Bu sebepten bitirmek zorunda kaldım.

      Sil
  5. Gerçekten bir karanfil ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kızım olursa ismi Karanfil olacak. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) . Benim de öyle bir niyetim var.

      Sil
  6. Ben hayatin kucuk ozel seyciklerle yasanmasi gerektigi kanisindayim.Size ait birkac ozel tatli sirin mekaniniz olsun.Sarkilarini sizin icin yazdigini dusundugunuz bir sanatci ya da amator bir grubunuz olsun.Herseyden ote kalabaliklar icinde kendinizle kacamak yapabileceğiniz bazi kucuk anlar yaratabilin.Alin sicak cayinizi veya kahvenizi elinize o ani kendinizle yasayin.Iste bu yaziya da oyle bi arayistayken denk geldim ki karanfil artik benim ozelimdir, benim kucuk seyciklerimden biridir artik.Hayatinizi kendi seyciklerinizle zenginleştirmeniz dilegiyle.

    YanıtlaSil