7 Şubat 2013 Perşembe

Ahmet Haşim'in Merdiven Şiiri (İnceleme)

Türk Edebiyatı'nda Sembolizm akımının öncülerinden kabul edilen Ahmet Haşim'in şiirleri içerisinde beni en fazla tesiri altına alan Karanfil ve Merdiven isimli şiirleri idi. Sabırım "Karanfil" şiirini niçin çok sevdiğimi sual etmeyeceksiniz. Hayatımda büyük yeri olan karanfilin mısralarda vücut bulmuş halinin beni etkilemesi garipsenecek bir durum değil. Karanfil bahsinde değinmeden geçemeyeceğim, Ahmet Haşim'in Karanfil'ini hedefe koyarak Orhan Veli Kanık'ın kaleme aldığı ve Ahmet Haşim'i eleştirdiği bir başka Karanfil mevcuttur. Sembolist bir sanatkar olan Ahmet Haşim'i eleştiren Orhan Veli Kanık, onu, memleket savaş halindeyken sembolist olmakla-realiteleri görmemek ile suçlamakta... Fazla lakırtı yapma niyetinde değilim, zira bahsimiz Ahmet Haşim'in Merdiven isimli verimidir.

Ahmet Haşim'de muazzam bir hayal zenginliği vardı. Bazen kâbuslara dönüşen vehimleri, gündüzünü geceye katan vücutsuz hayalleri, her gece sahihliğine bir şahit arayan asılsız rivayetleri, Ahmet Haşim'de müthiş bir ufuk noktası çizmişti. Öyle ki 20. yüzyıl Dünya Edebiyatı'nı tetkik ettiğimizde sembolist olmayan sanatkar sayısı pek azdır. Geleneksel Fransız şiirinin katı kurallarına bir tepki olarak doğduğundan Sembolist akım bir tez değil aksine bir antitezdir. Buradan hareketle göreceğiz ki Ahmet Haşim, dış dünyanın plastik kabartılarını kendi prizmasından geçirerek genellikle; doğanın ölüme hazırladığı sonbaharı, güneşin çekilirken gökyüzünde bıraktığı kiremit rengi akşam kızıllığını, yıldızsız gecede bir ağmanın içine düştüğü müthiş karanlığı, insanın içini titreten soğuk duvarları konu edinir. Şimdi Merdiven isimli şiirin tahliline geçelim. Şiirin birinci kıtası;
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…
Şiirdeki hayal dünyası, gerçeklikten uzak olan o iç bayıltıcı karamsar hava henüz ilk kıt'ada kendisini belli etmektedir. Anlaşılmaktan daha çok anlaşılmamak arzunlanmıştır. İkinci kısımda ise;
Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…
İşte akşam üstünün o esrarlı kızıllığı yine kendisini gösteriyor. Gökyüzünün aksî sulara sirayet ediyor ve bir anda sular kiremit turuncusu ile buğday sarısı arasında bir renge teslim oluyor. Üçüncü kısmı incelediğimizde;
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller,
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Dallarda duran, hareketsiz kalan kanlı bülbüller tasvir edilmekte, sulardaki yangın betimlenmekte. Aynı zamanda bir tezatlık sanatı da mevcuttur. Ahmet Haşim'in vehimlerindeki o karanlık dünyayı üçüncü kısımda şiddetle hissetmekteyiz. Son kısımda ise;
Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta!
Ve nihayet şair akşamın puslu havasına kavuştu. Karanlığa özlem, güneşten kaçış nihayete erdi. Kızıl havalardaki yanık kokusunu ciğerlerimizde hissettik bu şiirle birlikte.

1 yorum:

  1. Bu da çok güzel bir şiir ama karanfil şiirini ilk kez duyuyorum. Az önce antolojiden buldum ve okudum. İnanılmaz bir ahenk inanılmaz bir duygu var şiirde. İnceleme çok başarılı olmuş. Tıpkı okuldayken incelediğimiz şiirleri anımsattı. Selametle...

    YanıtlaSil